Dijital Medya Platformu

MÜNİH’TE 21 SAAT

0 33

Yazı bumerang gibi döndü dolaştı Özdil mahallesini vurmaya başladı.

Emin Batur Araştırmacı/Yazar

YILMAZ ÖZDİL’E TEŞEKKÜR

VE LİVANELİ’NİN GEMİSİ

Daha iki hafta önce

‘Korona aşısını Tillo evliyaları bulacak..’ diyen Özdil’e cevap verirken

Başka bir yazısından dolayı

Bugün Ona teşekkür edebileceğimi aklımın ucundan bile geçirmemiştim.

Çünkü Yılmaz Özdil öyle bir yazı yazdı ki, Akparti taraftarı 40 yazar bir araya gelse böyle bir yazı yazamazdı.

Hayır! Bunları bilmediklerinden dolayı değil..bizim mahalle yaptığı iyilikleri söylemekten utanır da onun için. Öyle olunca da yapılan hizmetler bir zaman sonra unutulup gidiyor.

Ama Özdil unutmamış. Teşekkürler Özdil! MÜNİH’TE 21 SAAT

Tabi ki, Özdil bu yazıyı Cumhurbaşkanımızı tenkit etmek için yazdı Ama Bakıyorum o yazıyı en çok bizim arkadaşlar paylaşıyor.Yani

Yazı bumerang gibi döndü dolaştı Özdil mahallesini vurmaya başladı.

Ben yine de Peşin peşin teşekkürümü yaptıktan sonra Neden teşekkür ettiğimi yazısından biraz alıntı yaparak arz edeceğim Ama Mevzunun anlaşılması için ‘Münih’te 21 saat’ adlı filmden bahsetmem gerekiyor.Sanırım o zaman teşekkürümün nedeni anlaşılacak. 1978 veya 79 yılıydı. Üniversitede (o zaman akademi) öğrenciyim.Ülkede anarşinin başını alıp gittiği bir dönemde.Herkes gibi bizim de sinema tiyatro vb. etkinliklerle alakamızın neredeyse sıfırlandığı günlerdeydik.

Bir gün arkadaşlardan biri Yahudilerin çektiği bir filmden bahsetti. Bu film72 Münih olimpiyat köyünü basan Filistinlilerin İsrailli sporcuları nasıl kaçırdığını konu ediyordu. Mehmet Çetiner abi ile gittik. Film aslında İsrail’i şirin göstermek için çekilmişti.

Yani bildiğiniz Hollywood’un malum filmlerinden biri Ama Filmin sonunda ne oldu biliyor musunuz?

Salon ayağa kalkmış ‘Kahrolsun İsrail!..’ sloganı ile inlemişti. Aynı şey diğer sinema salonlarında da olunca Film apar topar vizyondan kaldırılmıştı.

NEDEN?

Birincisi böyle bir propaganda İslam topraklarında tutmaz. İkincisi filmin baş rol oyuncusu (FrankoNero) Filistinlilerin operasyon lideri olarak rol verilmiş ve adam müthiş bir karizma…

Yani Seyirci kendini İsrailli sporcularla değil Filistinli o liderle özdeşleştirdi.

Bu yönetmenin büyük bir hatasıydı.

Ama en önemlisi, O yıllarda Beyoğlu İstiklal Caddesi aşırı solun hâkimiyetindeydi. Haliyle sinemaya gelenler

Genel olarak sol görüşlü seyirciydi.

Ve o günkü ‘sol’ İsrail ve Amerika’ya gerçek manada karşıydı.

Aynen bizim gibi…

Ama Okulda onlarla kavgalıydık.

Neden?

Bu uzun bir mesele… Başka sebepler de vardı. Belki bir gün bunlar yazılıp çizilecek.

SOLUN EVRİLMESİ

Ama yine de

Buraya küçük bir parantez açıp sonra konuya devam edeceğim.

Türkiye’de ‘sol’ 1960 darbesine kadar Kemalist değildi.

Onların ‘Burjuva Kemal!’ deyimleri meşhurdur. Bu da ayrı bir yazı konusu olduğu için detaya girmiyorum.

1980 darbesine kadar da ‘sol’ CHP’li de değildi.

Daha doğrusu CHP’ye destek veriyorlar ama öylesine.. beğendiklerinden değil.

1960’ların ortalarında İnönü ‘Ortanın solu’ diye bir şey ortaya attı.. Ecevit o söylemi biraz daha ileri götürdü (toprak işleyenin su kullananın vb. gibi) ama bu cemilelere (güzelliklere) rağmen yine de ‘sol’ CHP’yi hiçbir zaman kendi temsilcisi olarak görmedi.

Ama

12 Eylül 1980 darbesinden sonra ‘sol’ –çok azı müstesna- CHP içinde şeker gibi eriyince artık o eski ‘sol’dan bir eser kalmadı.

LİVANELİ

O ‘sol’dan eser kalmayınca

Eskiden fakir fukaraya, garip gurabaya ağlayan ‘sol’

Bugün Cumhurbaşkanımızın

Mazlum ve ihtiyaç sahibi insanlara yaptığı yardımlardan dolayı kahrolan Özdil’i baş tacı yapmış alkışlıyor.

Ama

Diğer taraftan

Lüks bir gemide eğlence olsun diye tura çıkanİngiliz zenginlerini kabul etti diye Küba’yı alkışlıyor.

Sol işte böyle evirildi.

Önce batı aşığı oldu, sonra zenginlerin bendesi…

Hoş biz o geminin limana yanaştırılmasını da insanı bir görev olarak kabul ederiz..bu ayrı bir şey

Ama

Fakir fukaraya yapılan bu yardımları görmeyenler

Veya

Gördüklerinde de kederinden kahrolanlar

Lüks gemiye yapılan yardımı göklere çıkarıyor.

Neden?

Çünkü

CHP kazanı içinde şeker gibi erimiş ‘sol’ artık o bildiğimiz sol değildir.

Eski sol yoksulların yanındaydı..antiemperyalistti.

Şimdikiler ise varsılların yanında

Ve

Dört gözle emperyalistlerin ‘Tayyibi’ devirmelerini bekliyor.

Nitekim CHP’nin oy aldığı semtlere

Ve kurmaylarının konuşmalarına bakın ne dediğim anlaşılacaktır.

NE O FİLM NE BU YAZI

BU TOPRAKLARDA TUTMAZ

CHP’nin içinde eriyen ‘sol’ eğer Kemal Tahir, İdris Küçükömer vb. ‘milli sol’ yazar lider ve fikir adamlarını takibe devam etseydi

Özdil’in o yazısının bu topraklarda tutmayacağını bilirlerdi

Aynen

Münih’te 21 saat adlı filmin bu topraklarda tutmadığı gibi…

NOT: Y. Özdil’in yazısından alıntı yapacağımı söyledim ama yazı uzadığı için vaz geçtim. Yazı internette var. İsteyen oradan bakabilir.

Böylece Devletimizin ne kadar büyük ve kerim bir devlet olduğu görülecektir.

O yazıda devletimizin aç olana ekmek Çölde kavrulana su

Hasta olana ilaç Ve İ’layıkelimetullah için dünyanın dört bir yanına cami mescit vb. ibadethaneler yaptığını kısmen de olsa göreceksiniz.

 

NOT 2 :  Kısmen diyorum çünkü Özdil sivil toplum kuruluşlarımızın yaptığı yardımları yazmamış. Onları da yazsa gazete sayfaları yetmeyecek.

Mesela Etyopya’dan bahsetmemiş. Çad’ta sadece verilen iftardan bahsediyor

Hâlbuki Her iki ülkede benim de hazır bulunduğum su kuyularının açılması, kurban etlerinin dağıtımı, yetim çocukların bakımı vb. gibi yardımları İHH vasıtasıyla yapmıştık.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku