Dijital Medya Platformu

Türkiye’de Yukarı Fırat Cezîresi’ndeki Arap Kabîleleri (1)

0 2.515

 

Bu araştırma, coğrafyacıların bölgelerin en âdili olarak tanımladıkları dördüncü bölgede bulunan yukarı Fırat Cezîresi’ndeki Arap nüfûsunun araştırılmasıyla ilgilidir.

Yusuf Metin Yardımcı Araştırmacı/Yazar


Hüseyin Bekir Alî

Çeviri: Yusuf Metin YARDIMCI

         Özet:        
       Bu araştırma, coğrafyacıların bölgelerin en âdili olarak tanımladıkları dördüncü bölgede bulunan yukarı Fırat Cezîresi’ndeki Arap nüfûsunun araştırılmasıyla ilgilidir. Bu da; Mezopotamya’nın yani Dicle ve Fırat’ın kuzey kısmıdır. Bunun nedeni, Fırat Cezîresi’nin İslâmiyet’ten önce Fars ve Bizans güçlerinin sultasına (egemenliğine) maruz kalması, her birinin kontrol ettiği alanın gücü ve altında yatan iç koşullarla orantılı olmasıdır.         Böylece Cezîre bölgesi; İslâmiyet öncesi dönemde, birbirleriyle rekabet eden Bizans ve İran arasında bölgeyi kontrol etmek için yaşanan uzun çatışmalar nedeniyle istikrarlı değildi.
        
        Fırat Cezîresi sâkinleri; siyasî ortamdaki kargaşa, dinlerin çeşitliliği, bölgede hâkim olan dinî çatışmalar ve farklı öğretiler nedeniyle bu istikrarsızlığın bedelini ödediler.
        Müslümanlar; bölge sâkinlerinin, siyasî ve dinî çatışmaların neden olduğu psikolojik baskı ile sosyal huzursuzluktan muzdarip olduğu bir dönemde, Fırat Cezîresi’ni fethetmeye başladılar.
        Dahası Fırat Cezîresi’nin stratejik konumu; Bizans İmparatorluğu’nun sınırda Müslümanlar tarafında olan açık alanları, İslâm halifelerini oralara egemen olmaya yöneltti.
        Cezîre halkının rolü; boş sahalara iskân ve İslâm halifeliğinin sınırlarını savunma operasyonlarında ortaya çıktı.
        Şam halkı ile birlikte, sallanan vahşi kılıçlarla deniz ve karada Bizanslılara karşı mücadeleye katıldılar.
        Fırat Cezîresi’nin iktisâdî yönü de; Müslümanların hoşgörüsü ve fethedilen ülkelerin halkına iyi muamele göstermeleri nedeniyle, İslâmî fetihlerden sonra da gelişti.
        Cezîre’nin; Mevsıl (Mûsûl), Nusaybîn, Mardîn, Cezîret-i İbn-i Umar, er-Rehâ ve Rakka gibi şehirleri meşhûr oldu..         Gezginler ve coğrafyacılar arasında en iyi niteliklerle tanımlandılar. Bu şehirler ekonomik, ticarî, tarımsal ve sanâyi merkezleri ile önemli bilimsel ve entelektüel merkezlerdi.          

        Konunun önemi: 

         1-Bu çalışma; Türkiye’deki Yukarı Fırat Cezîresi’ndeki Arap varlığı tarihine ışık tutmaya yönelik bilimsel ve akademik bir girişimdir. Bu nedenle bu alandaki bilgi ve akademik zenginleşmeye katkıda bulunabilir.
        2-Konunun önemi, Fırat Cezîresî ve şehirlerinin tarihsel öneminden kaynaklanmaktadır.
        Bu da İran ve Roma ülkelerini sınırlayan Müslüman alanlardan biri olarak görülüp, fetih orduları için ikmâl merkezlerinden bir tedârik üssü olduğu içindir.

         Araştırmayı seçme nedenleri:        
        1-Araştırma için bu konuyu seçmenin nedeni, Fırat Cezîresi’nin halîfelik tarihinde önemli bir rol üstlenmesi, İslâm tarihinde mühim bir merkez oluşturmasıdır.
        2-Derinlemesine çalışma gerektiren bu konuyu vurgulamaktır.
        3- Türkiye’de, Yukarı Fırat Cezîresi’nde yaşayan Arap kabîlelerinin tarihini okuyucuyla tanıştırmaktır.

         Araştırmanın amaçları:
        Bu çalışma, coğrafi ve demografik yapısı zengin olan Türkiye’deki Arap kabîle ve aşîretlerinin, bu çeşitliliğin doğurduğu bilimsel uygarlığı ve tarihi bakımından zengin olan yukarı Fırat Cezîresi’ndeki eski Arap varlığını göstermeyi amaçlamaktadır.
        Tarihsel yöntem; Arap varlığı yürüyüşü ve Yukarı Fırat Cezîresi’nin göç tarihi içindeki tarihsel bağlam gözden geçirilerek benimsenmiştir.

 

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku