Dijital Medya Platformu

Türkiye’de Yukarı Fırat Cezîresi’ndeki Arap Kabîleleri (5)

0 2.650

Fırat Cezîre’si, eski çağlardan İslâmî dönemlere kadar coğrafî ve stratejik ehemmiyeti ile ayrıcalık kazanmıştır.

Yusuf Metin Yardımcı Araştırmacı/Yazar

Hüseyin Bekir Alî

Çeviri: Yusuf Metin YARDIMCI

       Belki de bu “Küre/top=كورة” Mevsıl’dır. Vârid olduğuna göre başka bir yerde Mevsıl’a; “Esûr=أثور “ veya “Ekûr=أقور denildiği, fakat bu teyit edilmeyerek bu konuda tüm Cezîre için genelleme yapılamayacağı vurgulandı. [33] İbn-i Şeddâd, Yâkut el-Hamevî’nin bu konudaki kuşkusunu izâle etmeye çalıştı. Cezîre  Bölgesi’nde;  “Cezîret-i Esûr= جزيرةأثور olarak bilindiğini belirttiği mıntıkada, “Esûr=أثور” adıyla anılan bir şehir var. Bunun kalıntılarının izleri ise Mevsıl şehrine yakın bir yerdedir. [34]            

       Bölgenin “Fırat Cezîresi/Fırat Adası” olarak adlandırılması; Fırat Nehri’yle batı, kuzey ve güney tarafından çevrili olmasından kaynaklanmaktadır. Fırat; adanın topraklarına, Dicle uzantısından daha fazla uzanmaktadır. Dahası, Fırat’ın batısında bulunan bazı Fırat yerleşkelerinin Cezîre’ye atfedilmesi, bunun böyle olduğunu göstermektedir.           
       Fırat’ın doğu ve batı taraflarındaki şehir ve köyler, ada arazisinin büyük bir yüzdesini oluşturuyor. Belki de bu özelliği yüzünden; tüm Cezîre’ye bu adın verilmesini ve “Cezîret-i Fırat=Fırat Adası” olarak tanınmasını haklı çıkarıyor. [35]            
       Fırat Cezîre’si, eski çağlardan İslâmî dönemlere kadar coğrafî ve stratejik ehemmiyeti ile ayrıcalık kazanmıştır. Bir yandan Şam kasabaları ve Irak arasında ulaşım bağlantısı vardır. Öte yandan, diğer boşluk ve açıklıkları onu Bizans devleti gibi komşu ülkelere bağlamıştır.           
      
Yerel üretimden, ekonomik kaynaklar yaratmasına yardımcı olan doğal kaynakları ile temâyüz etmiştir. Nüfûs (demografik) zenginliğine ek olarak; sayısız  kült (din, inanç)’ler yönünden çeşitlilik gösterir.               Bu demografik zengin yapı ve başka yerlerden farklı olan karışımla inançlar arasında meydana gelen üretkenlik, medenî bir toplum yarattı. Böylelikle Cezîre’nin şehirleri meşhur oldu:

            Gezgin ve coğrafyacıların  onları en iyi niteliklerle tanımladığı Mevsıl, Mardîn, Nusaybîn, Rakka ve Rehâ (Rûhâ/Edessa) gibi şehirler.. Bu şehirler önemli ekonomik, ticarî, tarımsal, endüstriyel, bilimsel ve entelektüel merkezlerdi.

               Fırat Cezîresi Bölgesi, İslâmiyet’ten önce bölgeye giren Arap kabîlelerinin varlığı temelinde bölünmüştür. Üç bölgeye ayrılan ve her bir bölümün yaşadığı kabileye nisbet edildiği bu bölümler:            
       a)-Diyâr-ı Bekir,           
       b)-Diyâr-ı Rebîa           
       c)-Diyâr-ı Mudar’dır. [36], Bekir [37],  Rebîa [38] ve Mudar [39] gibiBüyük

              Arap kabîleleri eski zamanlardan beri Fırat Cezîresi’nde yaşadı. Cezîre’nin bu renkli şehirlerinden biri de kuzeyde yer alan Diyâr-ı Bekir idi. Çok iyi şeyleri olan geniş bir bölgedir. Diyâr-ı Bekir (şimdiki Diyarbakır) adıyla anılmasının sebebi; Bekr bin Vâil ile olan münasebetinden dolayıdır. Ve sınırları; Dicle’nin batısından Nusaybin‘i gören dağ kesiminden, yine Dicle‘ye ulaşır. En önemli şehirleri: Âmid, Mardîn ve Meyyafârikîn’dir. Hısn-ı Keyfâ [40], Erzen de dahildir. [41][42]

………………………..
[33] Aynı kaynak, c1, s.238
[34] İbn Şeddâd, el-İ’lâku’l Hatîra, cilt 3, k1, s.4
[35] el-Har’ân, Abdullâh b. Abdurrahmân b. Zeyd, Iklîmu’l Cezîrete’l-Furâtiyye fî Ahdi’d-Devlet el-Emevîyye,  (Emevî Devlet Döneminde Fırat Adası), Risâletü Mâcistîr ğayru menşûra (yayınlanmamış yüksek lisans tezi), Câmiatü’l İmâm Muhammed Suûd el-İslâmiyye (İmam Muhammed b. Suûd İslâm Üniversitesi), Külliyetu’l Ulûm el-İctimâiyye, Kısmu’t Târih (Sosyal Bilimler Fakültesi, Tarih Bölümü), 1409/ 1989, s.5
[36] İbn Şeddâd, el-İ’lâku’l Hatîra, Cilt 3, k1, s.40, el-Makdisî, Ahsen et-Tekâsim fî Ma’rifetu’l Ekâlîm, s. 137. Şumeysânî, Medînetu Mardîn, s.15
[37] Bekir: Büyük bir Adnâniye kabilesidir. Bekr bin Vâil İbn Kâsit bin Heneb bin Aksâ bin Da’mî bin Cedîle bin Esed bin Rebîa bin Nizâr bin Ma’d bin Adnân’a nisbet edilir. Umar Rezâ Kehhâle; Mu’cem Kabâil el-Arab el-Kadîme Ve’l Hadîse, Müessetu er-Risâle, Beyrût, 8. baskı, 1418/1997, c1, s.93
[38] Rebîa: Adnân’i’lerden Mudar koludur.
Onlar Rabîa bin Nizâr bin Mudar’ın çocuklarıdır. Aynı kaynak, c2, s. 424. İbn Hazm el-Endelûsî, Alî bin Ahmed bin Saîd, Cemheretu Ensâbu’l Arab, Tahkîk: Abde’s-Selâm Hârûn, Dâr el-Meârif, Kâhire, 5. tab’, D.T., s.10
[39] Mudar: Büyük bir Adnâniye kabilesi. Mudar bin Nizâr bin Mead bin Adnân’a nisbet edilir. Fırat’ın doğusundaki evleri Harrân, Rakka ve Şemsât (Samsat)’a doğru genişledi ve Cezîre Bölgesindeki yerleri Dicle ve Fırat arasındaydı.İbn Hazm, aynı kaynak, c3, s. 1107. el-Hasen bin Ahmed İbn Yâ’kûb el-Hamdânî, Sıfat el-Cezîretu’l Arab,Tahkîk: Muhammed el-Havâlî, San’â, Mektebetu’l İrşâd, 1. Tab’, 1410/1990, s.75
[40] Âmid ve Cezîret-i İbn Umar arasında Dicle’ye bakan bir kasabadır, Yâkût el-Hamevî, Mu’cem el-Buldân, cilt 2, s.265, Tek kelimeyle; büyük ve müstahkem bir kaledir, İbn Havkal, Sûretu el-Arz, s.202. Türkiye’de adı “Hasan Keyf” olarak yaygınlaşmıştır.
[41] Erzen: Hallât yakınlarında müstahkem bir kalesi olan şehirdir. Ermenistan’ın en eski nâhiyelerinden (semt) biriydi.Erzen halkı Rumların aşağısında Diyâr-ı Bekir eteklerinde yerleşmiş sayılır. Bazıları da Erzen’i Cezîre’nin nahiyelerinden (semt/Bucak) addediyor. Yâkût el-Hamevî, Mu’cem el-Buldân, cilt1, s.150
[42] İbn Şeddâd, el-İ’lâku’l Hatîra, cilt3, k1, s.6 
Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku