Dijital Medya Platformu

Türkiye’de Yukarı Fırat Cezîresi’ndeki Arap Kabîleleri (9)

0 3.348

Hüseyin Bekir Alî

Çeviri: Yusuf Metin YARDIMCI

            el-Cezîre bölgesindeki Arap kabîlelerinin sayısı, göçlerinin artması nedeniyle yükselişte  olmuştur. Onlar Bizans ve Perslerin kontrolü sırasında bölgeye aktılar.

            Bu göçlerden en dkkat çekici olanı, onlardan evvel gelenleri takip eden el-Ezd ( الأزد) kabîlelerinin kuşaklarıdır. Bu kuşaklar:

            a)-Rebîa (ربيعة),

            b)-Umrân (عمران),

            c)-Benû Umar bin Adiy (بنوعمر بن عدي  ),

            d)-Benû Havâle bin el-Henû (بنو حوالة بن الهنو   )’dur. [66].

            el-Kudâa; kendilerinden önce gelenleri takip ederek, Cezîre’nin bazı şehirleriyle çevresine indi. el-Bekrî, rivâyetlerinden birinde Kudâa ve kabilelerinin ele geçirdiği alanları izah ederek şöyle  diyor:

            “Amr bin Mâlik el-Tezîdî nüfuslarını arttırıp çoğalmak için Aşm İbnî Helvân bin İmrân ve Allêf’ten bir topluluk ile Cezîre’nin eteklerine kadar ilerleyip oraları zapt ettiler. Bilâhare o köylerde birbirleriyle karışıp oraları bayındır hâle getirerek çoğaldılar.”

            Bazı Kudâa’ya bağlı kabile ve aşîretler ise Abkar topraklarına inip oraları ele geçirerek, Âmid ve Meyyâfârikîn‘e uzandılar. [67].

            Nizâr b. Maad‘a bağlı kollar da, el-Cezîre bölgesinde yollarına devam etti. Iyâd ve kendisine bağlı kabile uzantıları ise “Tıhâme” den ayrılarak Fırat kıyılarına gitti. Tümü el-Cezîre topraklarında birbirleriyle iyice karıştılar. Bazılarıysa  Mevsıl bölgesine giderek, Hareciyye köyünde iki kale arasına yerleşti. [68].

            Bekr bin Vâil; Necd, Hicâz ve Tıhâme‘nin eteklerinden çıktı, önce Yemâme, Irâk ve ona taraftar/dost olan yerlere yayıldı.

            Eblah bölgesinden Hît‘e ve kasabalardan el-Ehâ.. Ardından el-Cezîre topraklarına indi. [69] Ve ülkede serpiştirilmiş durumda, daha bir çok dost/komşu yer olan;  Hısn-ı Keyfâ, Âmid, Meyyâfârıkîn, Sa`rat ve Hîzân’ı işgâl ettiler. İndikleri diğer mıntıkaya ise Diyâr-ı Bekir deniyordu. [70]

            Bekir bin Vâil tarafından Anze ve Dabîa (عنزة ,ضبيعة) (Yemâme bölgesindeki Necd’in ortasında bulunan yerler. Y.M.Y.) ilhak edildi. Aynı aşamada Bekir’in kabilesi Fırat Cezîresi’ne çıktığında Tağlib kabîlesi de oraya çıkış yaptı. [71]

            Bazı çalışmalar, Arap göçlerinin Zî Nuvâs‘ın Yemen ve civarındaki yönetimi döneminde de sürdüğünü göstermiştir. (MS. 480).

            Kindîrmân (Kenderman); İslâmî dönem hariç göçlerin yavaş, aşamalı ve bitmemiş olması nedeniyle ada bölgesinin istikrarının yüzyıllar sürdüğüne inanıyor. İslâmî dönem istisna, Arap göçleri yavaş, aşamalı ve daha sona ermemişti. Bilâhare ismi Diyâr-ı Rebîa olarak anılacak yerin yurt/menzillerine yerleştiler.

            Fırat Cezîresi mıntıkasında yaygın halde bulunan Hristiyanlara üstün gelerek onları şefkatle kucakladılar. Müslümanlar adayı fethettiklerinde hristiyanlar onlara itaat etti ama üzerlerine düşen Cizyeyi ödemeyi reddettiler. Fakat daha sonra vergiyi ikiye katlayarak ödemeyi kabul etmek zorunda kaldılar. [72].

            El-Cezîre bölgesine hâkim olmanın getirdiği en iyi şey; hayvan yetiştiriciliği ve tarım ıslah çalışmalarında istikrarın sağlanmasının güçlenmesidir. el-Belâzurî onları;  “Pulluk ve Hayvan sahipleri” olarak nitelendirdi. Bu işler önceden küçümseniyordu.

            Arap göç dalgası el-Cezîre mıntıkasına seller gibi aktı. Kendilerinden önce buralara gelen Tağlîb ve Bekir kabîlelerini müteâkiben onlara er-Rebîa’nın kollarından başkaları da katıldı ve bölgeye indiler.

            En-Nimr ve Ğafîle isimli iki kabile Yemâme’den çıkıp, Kudâa mıntıkalarını geride bırakarak, Bekir bin Vâil’in beldelerinden Âne ve aşağılara gittiler. [73]

               Mudar kabilesi de Rebîa‘nın ayrılmasından sonra Fırat Cezîre’sine gitti. el Bekrî; Mudar Kabilesi’nin o sıralarda hâlâ ülkeleri Tihâme‘de bulunduğunu, göçlerinin Rebîa‘nın Tihâme‘den çıkmasından sonra olduğunu söyler. Mudar‘ın Fırat Cezîresi bölgesine göçlerinin, Rebîa ve ona bağlı oymaklarla aşamalar halinde gerçekleşmesi mümkündür.

            Tayi’, Milâdî 5. yüzyılda en-Numeyr, Akîl ve Tenûh’un tümü gibi aşağıya hicret ettiler.

            Bunlar SİNCÂR çölüne yerleştiler, çoğu Hristiyan dinine itikat etti. Kendilerine birçok kilise ve manastır inşâ ettiler. [74].

            Böylece Fırat Cezîresi’nin; Yemen ve Kays kabîleleri gibi yerleşik, bazılarının ise bedevî hayatını tercih ettikleri İslâmiyet öncesi çağlarda, nüfûsunun çoğunluğu ile Arap olduğu söylenebilir.

            Yerleşik kabîlelerin en ünlüsü: el-Ezd, Tayi, Kudâa, Iyâd, Bekir, Tağlib, Şeybân, Anze, Dabîa, en-Nemr, Ğafîle, Akîl, Tenûh ve diğerleridir..

……………………………………..

[66] el-Masdaru nefsuhu (Aynı kaynak), s.57-58

[67] el-Bekrî, Mu’cem Mâ Ista’cem, c1, s.22-23

[68] el-Masdaru nefsuhu (Aynı kaynak), c1, s.71

[69] el-Masdaru nefsuhu (Aynı kaynak), c1, s. 85-86

[70] Yâkût el-Hamevî, Mu’cem el-Buldân, cilt 2, s. 494

[71] el-Bekrî, Mu’cem Mâ Ista’cem, c1, s.85-86 

[72] el-Ka’bî, el-Cezîretu’l-Furâtiyye ve Diyârühe’l-Arabiyye, s.121

 [73] el-Bekrî, Mu’cem Mâ Ista’cem, c1, s.86 

[74] el-Masdaru nefsuhu (Aynı kaynak), c1, s.87

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku