Dijital Medya Platformu

Türkiye’de Yukarı Fırat Cezîresi’ndeki Arap Kabîleleri (11)

0 3.736

Hüseyin Bekir Alî

Çeviri: Yusuf Metin YARDIMCI

Üçüncü Konu – GÖÇLERİN TARİHLERİ ​​VE SEBEPLERİ:

B- Göç Nedenleri:

        Arapların Arap yarımadasından ayrılıp Fırat Cezîresi dahil, kuzeyde muhtelif yerlere gitmelerinin çeşitli sebepleri var.

            Bilim adamları arasında bu göç nedenlerini; “ikliminin kalitesi ve sularının bolluğu ile karakterize edilen Arap Cezîresi ikliminin değişmesiyle oluşan coğrafî faktörlere” bağlayanlar var.

            İklim yavaş yavaş kurak bir hâle  dönüştüğünde, hayli vaha ortadan kayboldu. Bu da Arap Yarımadası’ndaki kaynakların azalmasına, bu yetersizliğin de insanların orada yerleşme nedenlerini ortadan kaldırıp göç etmelerini intaç ettirdi.

            Çoğu araştırmacı ve tarihçi, Arap kabîlelerinin Arap Yarımadası’ndaki aslî anavatanlarından komşu bölgelere göçlerinden söz ederken, bunun iki nedenden kaynaklandığını ifade ediyor. O sebepler şunlardır:

           1-Ekonomik Faktör:

            Arap Cezîresi’nde kuraklık ve kuraklığa paralel olarak meydana gelen nüfûs artışının, daha iyi ve konforlu hayatın olduğu diğer yerlere göç edilmesi için önemli bir nedendir.[78].

         2-Sosyolojik Faktör:

            Arap kabîleleri Fırat bölgesine göç etmeden önce istikrarsız bir durumdaydı. Aralarında meydana gelen muharebe ve mücadeleler ve benzeri farklılıklar Arap kollarının tek bir kabîle haline gelmelerine engel teşkil edip, bir mıntıkada toplanmalarını imkansız kılmıştı. [79]

            Bekrî’nin açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla; aşîret çatışmalarının bu kabîlelerin göçü üzerinde büyük bir müessiriyet yarattığı açıktır:

            Maad bin Adnân’ın oğlu; Uded Ebî Adnân bin Uded’in çocuklarıyla birlikte, Kudâa kabîlesi Tihâme’nin kasaba, ev ve arazilerinden çıktıktan sonra oralara malik oldu. Sonra savaşçı özelliğe sahip Nizâroğullarından; Mudar ve Rebîa’nın başında olan Kans bin Maad ortaya çıkarak, elinin altında çalışan bu unsurları mağlup ederek mesken ve mer’alardan dışarı attı. Senâm bin Maad’ın oğlu da sonra gelen diğer beldelere malik oldu.

            Kans bin Maad’ın evlâdından bir kısmı; kabîlelerin arasına tefrika ve ihtilaf girdiğini gördüklerinde Arap ülkesine dağıldılar.

            İnsanlar; su kaynakları ve mera, maîşet arayışı, refah, beldelere ve geçim kaynaklarına hâkim olmak için birbirleriyle yarıştılar.

            Zayıf; güçlü olanı zayıf kılmak, hizmetçi efendi olanların safına katılmak, azınlıkta olanlar neşv u nemâ bulup çoğalmak, insanlar ev ve ülkelerinde birbirleriyle zıtlaşıp, diğerlerini takip ederek yayıldılar. [80].

{Zayıf güçlüyü zayıflatmak = Ve istidâfi’l kaviyyi’d-da’ifi,

Yalaka efendisine s/k/atılmak, = İn zammed’delîlu minhum ilâ’l-azîzi,

Azınlık çoğunluğa katılmak, = Ve hâlefe’l kalîlu minhumu’l kesîra

Kavmin yer ve diyârında zıtlaşmak, = Ve tebâyene’l kavmu fî diyârihim ve mehâlihim,

Ulusun amacı diğerini izlemek ve yayılmak! = Ve’n-teşera küllu kavmin fîmâ yelîhim!}

              Ayrıca şöyle dendi:

               Nizâr bin MaadKudâa üzerine yürümek için kendisine yardıma  gelen Kinde ile toplandılar. Buna karşılık Kudâa da Ake ve el-Eş’arûn kabilelerini yanına alarak onların üzerine gitti. İki taraf şiddetli bir savaşa tutuştu. Çatışmada Kudâa kabilesi mağlup oldu. Bulundukları yerleri tahliye ettiler. Ayrıca Benî Helvân bin Umrân oymağından da bir grup ayrıldı.

               Onlar şöyle anılıyordu: Benî Tezîd bin Hilvân bin İmrân bin el-Hâf bin Kudâ’a ve başkanları Amr bin Mâlik ez-Zâidî..

            Cezîre yöresinden Abkar’a gittiler. [81].

            Bekir bin Vâil meselesinde olduğu gibi.. En büyük boylardan biri olan Rebîa bin Nizâr’ın üstesinden gelmişti. – Öte yandan, Benî Bekr bin Vâil‘den Cessâs bin Merre tarafından öldürülen Kuleyb Seyyid Tağlib cinayeti hadisesiyle ilgili süregelen bir anlaşmazlık vardı. [82],  Ve bu kırk yıl süren Bessûs Savaşı’nın patlak vermesine yol açmıştı. [83],

            Bekir ve Tağlib kabîleleri arasındaki anlaşmazlık gittikçe artarak; Rebîa kabîlesinin daha da bölünmesine neden oldu. Bu yüzden en-Nemr ve Ğafîle kolları Tağlib’e, Anze ve Dabîa ise Bekir bin Vâil’e iltihak etti. Bu kabîleler arasında savaş ve mücadeleler ise devam edip durdu.. Sosyal şartların bozulması ve uyumsuzluğun bir neticesi olarak, bu onları bir ülkeden diğerine taşınmaya zorladı. Topraklarını terk ederek, Irak‘ın eteklerine göç ettiler. Bu kabileler Cezîre topraklarında birbirleriyle karışana kadar bu böyle uzayıp gitti.

            Bazı kabîlelerin kendi topraklarından göç etmesini sağlayan bir diğer sosyolojik olgu da, Iyâd gibi kabîlelerin üye sayısındaki artıştır. [84]

            Bu faktörlerin ehemmiyeti ile dikkate alınması gereken başka bir şey daha var. Arap Yarımadası’nı çevreleyen topraklar bunun doğal bir uzantısını oluşturuyor ve sâkinleri anavatanları içinde bir yerden başka bir yere taşınırken, aynı ülke ve aynı özelliklere sahip insanlara doğru hareket ediyorlar ve aynı dili konuşuyorlar.

            Ancak Komşu bölgelerin sâkinleri daha istikrarlı ve uygar bir hayatın nimetlerinden yararlanıyor. Bu yüzden göçlerin nedeni bazen bir sivil farkındalık durumu, bazen de bir medeniyet tasavvuru ile istikrarlı hayâta  eğilim olabilir.[85]

………………………………….

[78] el-Merciu Nefsuh (Agy), s.63

[79] el-Bekrî, Mu’cem Mâ Ista’cem, c1, s.85-86

[80] el-Masdaru nefsuhu (Aynı kaynak), c1, s.52-53

[81] el-Masdaru nefsuhu (Aynı kaynak), c1, s.20-22

[82] el-Masdaru nefsuhu (Aynı kaynak), c1, s.85

[83] el-Mes’ûdî, et-Tenbîhu Ve’l Eşrâf, s.189-190

[84] el-Bekrî, Mu’cem Mâ Ista’cem, c1, 70-71

[85] el-Ka’bî, el-Cezîretu’l-Furâtiyye ve Diyârühe’l-Arabiyye, s.61

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku