KÖLELER EFENDİLERİNE BAŞKALDIRIRSA
KÖLELER EFENDİLERİNE BAŞKALDIRIRSA
KÖLELER EFENDİLERİNE BAŞKALDIRIRSA
Siyonistler, Batı ve dünkü İngiltere saldırısı üzerine...
Bugün İngiltere'nin Batı Şeria'daki ‘Yerleşim Yerlerine’ ve Yahudi işgalcilere yönelik yaptırımlarını açıklamasından evvel, Smotrich ‘İngiliz Büyükelçinin SINIR DIŞI Edilmesi’ çağrısında bulundu.
Bununla da kalmayıp şu aşağılayıcı ifadeleri ekledi:
‘Radikal İslâm'ın işgali altında olan, ekonomik ve sosyal çöküşten kurtulmak için Yahudilere ve İsrâil devletine saldıran antisemitik bir hükûmetin günah keçisi olmayacağız. İsrâil topraklarındaki İngiliz Mandası sona ermiştir.’
Ortağı Ben-Gvir ise Netİnyahu'ya, ‘İşgal Sürdüğü Müddetçe’ Arjantin'in Falkland Adaları üzerindeki egemenliğini tanıma ve İngiltere'ye yaptırım uygulama çağrısı yaptı!
Siyonistlerin İspanya'ya yönelik kışkırtmalarını, Amerika'daki siyasetçilere, ayrıca İskoçya, İrlanda ve diğer ülkelere yaptıkları saldırıları hatırlayın!
Ve unutmayın ki İngiltere Siyonist projenin anasıdır, Batı ise onun zorbalığının daimi hamisidir.
Bu durum, Batı desteğinin artık erimeye başladığını ve geriye, bölgeyi siyonistleştirme ve Filistin davasını tasfiye etme girişimleri karşısında yönünü değiştirmek zorunda kalacak olan Arap koruma kalkanından başka bir şey kalmadığını gösteriyor.
1. Diplomatik Kırılmanın Güncel Tetikleyicileri
Kırmızı Çizgi Olan E1 Projesi: İngiltere, Fransa ve Avustralya gibi ülkelerin İsrâil'e karşı bu kadar sertleşmesinin temel nedeni, aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in dayattığı "E1" yerleşim planıdır. Bu proje Batı Şeria'yı ikiye bölerek gelecekte kurulması muhtemel bağımsız bir Filistin devletinin (iki devletli çözümün) coğrafi olarak imkânsız hale gelmesine yol açmaktadır.
Köşeli İdeolojik Çatışma: İsrâil'deki mevcut aşırı sağcı koalisyon (Smotrich, Ben-Gvir), geleneksel diplomatik dili tamamen reddediyor. Batı'dan gelen uyarıları ‘Anti-Semitizm’ veya ‘Radikal İslâm İşgali’ olarak niteleyip Falkland Adaları üzerinden İngiltere'ye karşı misilleme tehdidinde bulunacak kadar fütursuz bir retorik kullanıyor.
2. Batı Dünyasındaki İç Bölünme (Avrupa vs. ABD)
Bu diplomatik çatlak, ‘Batı Bloku’nun İsrâil konusunda tek bir gövde olmadığını açıkça gösteriyor.
Avrupa ve İngiltere Ekseni (Sertleşen Taraf): İngiltere -Başbakan Andy Burnham ve Dışişleri Bakanı Ed Miliband liderliğinde-, İspanya, İrlanda ve Hollanda gibi ülkeler artık sadece söylem üretmiyor; yerleşim birimlerinde üretilen mallara ithalat yasağı ve doğrudan ambargolar uyguluyor. Fransa ve Belçika, aşırı sağcı bakanlara ulusal düzeyde seyahat yasakları uyguluyor.
Amerika Birleşik Devletleri Ekseni (Koruyucu Taraf): ABD (özellikle Donald Trump yönetimi ve ABD'nin İsrâil Büyükelçisi Mike Huckabee), İngiltere'nin bu adımlarını ‘Yahudi Halkına Karşı Ayrımcılık’ olarak nitelendirip sert bir şekilde eleştiriyor. Hatta ABD, İsrâil'i boykot eden ülkelere karşı bazı ABD eyaletlerinin (örneğin Florida) ticari misilleme yapabileceği tehdidini savuruyor.
3. Bu Çatlağın Geleceğinde Neler Olacak?
A)- İsrâil'in ‘Yalnızlaşma’ ve ‘Parya Devlet’ Riski
Batı dünyası, İsrâil devletinin varlığına değil ancak mevcut ‘hükûmetin genişlemeci politikalarına’ savaş açmış durumda. Yaptırımların bireysel yerleşimcilerden çıkıp kurumsal ticaret yasaklarına (tarım ürünleri, şarap, inşaat şirketleri) dönmesi, İsrâil ekonomisi üzerinde uzun vadeli bir izolasyon baskısı yaratacaktır. İsrâil, Batı kamuoyunun gözünde ahlaki kredisini tamamen tüketme riskiyle karşı karşıyadır.
B)- ‘Arap Güvenlik Duvarı’ ve Bölgesel Aşan Rolü
Yukarıda bahsedilen ‘Arap Koruma Kalkanı Yönünü Değiştirecek’ tezi oldukça kritik. Batı’dan yaptırım yiyen ve diplomatik olarak sıkışan İsrâil, bekasını sürdürmek için Abraham Anlaşmaları ve bölgedeki normalleşme süreçlerine (BAE, Fas vb.) çok daha fazla bağımlı hale gelecektir. Ancak yerleşim birimlerinin agresif şekilde büyümesi, Filistin davasının tamamen tasfiye edilmek istenmesi ve bölgedeki askerî tırmanışlar, Arap ortaklarının (özellikle Suûdî Arabistan ve BAE'nin) iç kamuoyu baskısı nedeniyle İsrâil ile olan ilişkilerini ve bölgedeki pozisyonlarını yeniden kalibre etmelerini zorunlu kılacaktır.
C)- Hukûkî ve Kurumsal Kuşatma
Batı dünyasındaki bu diplomatik yarılma, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) gibi yapıların İsrâil üzerindeki baskıyı artırmasını kolaylaştıracaktır. Avrupa ülkeleri, ABD'nin vetolarına ve korumasına rağmen İsrâil'e yönelik silah ticaretini ve askerî ortaklıkları tamamen askıya alma yönünde adım adım ilerleyebilecektir.
Özetle
Gelecekte bizi bekleyen tablo; İsrâil'in ABD korumasına sığınarak Batı Avrupa ile köprüleri daha da attığı, Avrupa'nın ise ‘uluslararası kurallara dayalı düzeni’ korumak adına İsrâil'e yönelik ekonomik yaptırımların dozunu artırdığı iki kutuplu bir Batı krizi olabilecektir.


