Yıkılan Hayaller, Tükenen Unutular (6 Şubat 04.17...)

KIR'ATIM GÜNCEL HABERLER (KIRATIM HABER) - KIR'ATIM GAZETESİ | 06.02.2026 - 17:37, Güncelleme: 06.02.2026 - 17:37
 

Yıkılan Hayaller, Tükenen Unutular (6 Şubat 04.17...)

Daha dün gibiydi. Türkiye'nin 11 ilini etkileyen Asrın Felaketi üzerinden tam 3 yıl geçti. Yaklaşık 14 milyon vatandaşımızı etkileyen 6 Şubat depremlerinde 53 bin 537 vatandaşımızı kaybettik. 107 bin 213 vatandaşımız ise yaralandı. Halen o feryatlar kulaklarda, halen o acılar yüreklerde...
Yıl 2023, 6 Şubat, soğuk bir kış sabahıydı. Saatler 04.17'yi gösteriyordu. İnsanlar, derin bir kış uykusundaydı. Kahramanmaraş Pazarcık'ta 7.7 şiddetinde sarsılan yer küre de kimileri gözlerini açmadan hayata veda etti, kimileri de enkazların altında zifiri karanlıkta kurtarılmayı bekledi. Ülke olarak bu felakete karşı seferber olurken, daha bu şoku atlatmadan saat 13.24'te  Kahramanmaraş Elbistan'da yine 7.6 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı. İşte o zaman tam anlamıyla kıyamet koptu. Asrın felaketi denilen her iki depremde, toplamda 120 bin kilometrekarelik alanda 14 milyon vatandaşımız doğrudan etkilendi. Her iki deprem, 11 il'de ağır yıkımlara yol açtı. Acı acıdır, bunun azı-çoğu olmaz. Yitirilen her şey insanın kalbine saplanan bir hançer gibidir. Yaşayan bilir derlerya... İşte, Asrın felaketini iliklerine kadar yaşayanlar bilir. Öyle acılar vardır ki sadece yaşayanı değil, uzaktan bakanlarada aynı hissiyatı verir. Onlardan birisi de Ebrar Sitesi'nde enkazın altında kalan 16 yaşındaki kızı Irmak Leyla Hançer'in elini tuttuğu fotoğraf karesiyle akıllara kazınan acılı baba Mesut Hançer'in acısını o fotoğraf karesini gören her insanın aynı duyguları yaşadığını şeksiz şüphesiz inananlardanım. Ve inanıyorum ki her insan bu resme baktıkça gözyaşı dökmüştür. Evladı olan her  anne-baba bilirki evlat herseyden önce gelir. Biz bu acıyı bu kadar yakından yaşıyor ve hissediyorsak ya anne Gülseren Hançer ne demeli... O enkazların altında kim bilir ne hayaller gömüldü, ne gelecekler söndü. Ama bildiğim tek şey var o da ülke olarak tek yürek olduk. Kenetlendik. Dağılan yuvalara aş olduk, yıkılan hayallere ışık olduk, acılı yüreklere melhem olduk, sevgi olduk. Gidenleri geri getiremedik ama kalanlara sabır olduk. Üşüyen gönüllere kor olduk.  Kimsesizkere "Sesimi duyan varmı" nidalarıyla umut olduk. Şehitlerimizin emanetlerine El-Emin olduk. Yazılacak çok şeyler var. Anlatılacak çok anı,  dokunulacak çok gönül var. Ama Asrın felaketini anlatmak için kelimeler kifayetsiz, kalemler mürekkepsiz, zaman ise aciz kalır. Her 6 Şubat'ta saatler 04.17'yi gösterdiğinde yine acılar canlanır, gönüller hüzünlenir, yürekler dağlanır.  Yalnızlaştığımız bu dünyada, sadece enkazdakilere değil, birbirimize de sesimizi ulaştıralım. Ve hep bir ağızdan "SESİMİ DUYAN VAR MI" diye haykıralım... Rabbim bir daha böyle acılar yaşatmasın. Gönlü kırık, yüreği buruk, acısı büyük olan tüm insanlığa ferahlık diliyorum. Selam ve dua ile...
Daha dün gibiydi. Türkiye'nin 11 ilini etkileyen Asrın Felaketi üzerinden tam 3 yıl geçti. Yaklaşık 14 milyon vatandaşımızı etkileyen 6 Şubat depremlerinde 53 bin 537 vatandaşımızı kaybettik. 107 bin 213 vatandaşımız ise yaralandı. Halen o feryatlar kulaklarda, halen o acılar yüreklerde...

Yıl 2023, 6 Şubat, soğuk bir kış sabahıydı. Saatler 04.17'yi gösteriyordu. İnsanlar, derin bir kış uykusundaydı. Kahramanmaraş Pazarcık'ta 7.7 şiddetinde sarsılan yer küre de kimileri gözlerini açmadan hayata veda etti, kimileri de enkazların altında zifiri karanlıkta kurtarılmayı bekledi. Ülke olarak bu felakete karşı seferber olurken, daha bu şoku atlatmadan saat 13.24'te  Kahramanmaraş Elbistan'da yine 7.6 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı. İşte o zaman tam anlamıyla kıyamet koptu.

Asrın felaketi denilen her iki depremde, toplamda 120 bin kilometrekarelik alanda 14 milyon vatandaşımız doğrudan etkilendi. Her iki deprem, 11 il'de ağır yıkımlara yol açtı. Acı acıdır, bunun azı-çoğu olmaz. Yitirilen her şey insanın kalbine saplanan bir hançer gibidir. Yaşayan bilir derlerya... İşte, Asrın felaketini iliklerine kadar yaşayanlar bilir.

Öyle acılar vardır ki sadece yaşayanı değil, uzaktan bakanlarada aynı hissiyatı verir. Onlardan birisi de Ebrar Sitesi'nde enkazın altında kalan 16 yaşındaki kızı Irmak Leyla Hançer'in elini tuttuğu fotoğraf karesiyle akıllara kazınan acılı baba Mesut Hançer'in acısını o fotoğraf karesini gören her insanın aynı duyguları yaşadığını şeksiz şüphesiz inananlardanım. Ve inanıyorum ki her insan bu resme baktıkça gözyaşı dökmüştür. Evladı olan her  anne-baba bilirki evlat herseyden önce gelir. Biz bu acıyı bu kadar yakından yaşıyor ve hissediyorsak ya anne Gülseren Hançer ne demeli...

O enkazların altında kim bilir ne hayaller gömüldü, ne gelecekler söndü. Ama bildiğim tek şey var o da ülke olarak tek yürek olduk. Kenetlendik. Dağılan yuvalara aş olduk, yıkılan hayallere ışık olduk, acılı yüreklere melhem olduk, sevgi olduk. Gidenleri geri getiremedik ama kalanlara sabır olduk. Üşüyen gönüllere kor olduk.  Kimsesizkere "Sesimi duyan varmı" nidalarıyla umut olduk. Şehitlerimizin emanetlerine El-Emin olduk.

Yazılacak çok şeyler var. Anlatılacak çok anı,  dokunulacak çok gönül var. Ama Asrın felaketini anlatmak için kelimeler kifayetsiz, kalemler mürekkepsiz, zaman ise aciz kalır.

Her 6 Şubat'ta saatler 04.17'yi gösterdiğinde yine acılar canlanır, gönüller hüzünlenir, yürekler dağlanır.  Yalnızlaştığımız bu dünyada, sadece enkazdakilere değil, birbirimize de sesimizi ulaştıralım. Ve hep bir ağızdan "SESİMİ DUYAN VAR MI" diye haykıralım...

Rabbim bir daha böyle acılar yaşatmasın. Gönlü kırık, yüreği buruk, acısı büyük olan tüm insanlığa ferahlık diliyorum.

Selam ve dua ile...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.