Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

AMERİKA VE DEAŞ ARASINDAKİ KUVVETLİ BAĞLANTI

           DEAŞ, en-Nusra Cephesi gibi terör örgütleri, dünyanın gördüğü en tehlikeli ve en büyük terör grupları arasında yer almaktadır. Bu terör gruplarının bilgi kaynakları ve modern savaş yöntemleri üzerindeki hâkimiyeti, uzmanların bu grupları bir şekilde ABD 'YAPIMI' olarak değerlendirmesine yol açmıştır.             Amerikan ve Batılı yetkililer görünüşte bunu inkâr etseler ve hatta kendilerini bu gruplarla savaşanların saflarına yerleştirseler de, bu gruplar ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerçek bağlantı nedir? İkisi arasında bir bağlantıyı destekleyecek delil bulunabilir mi? Meseleyi incelemeye başlayabiliriz.             1- Cumhuriyetçi ABD senatörü Rand Powell, ülkenin Suriye krizine yönelik yanlış politikalarının ve aşırı müdahalesinin, Batı Asyalı teröristler için uygun bir sığınak yaratmaktan ve Kuzey Irak'ta kaosa yol açmaktan sorumlu olduğuna inanıyor.   DEAŞ'ın güçlenmesinin nedenlerinden birini, Amerikan silahlarının Suriye'deki müttefiklerine gönderilmesi olarak göstererek, şunları söylüyor:              "DEAŞ Suriye'de müttefikimizdi. ŞÂM hükûmetine bağlı güçleri geri püskürtmek için militanlara silah verdik ve SURİYE'de bu insanlar için güvenli bir sığınak yarattık. Bana göre, SURİYE'ye müdahalemiz Irak'taki mevcut duruma yol açtı."             2- Ayrıca, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi çalışanı olan Edward Joseph Snowden’ın ülkenin istihbarat servislerine karşı yaptığı ifşaatlarda da şu ifadeler yer almaktadır:   "ABD, İngiltere ve Siyonist rejimin istihbarat teşkilatları, DEAŞ'ın oluşumunda rol oynadı ve 'Eşek Arısı Yuvası' adı verilen bir operasyonla ilk adıyla IŞİD grubunu kurdu."             Sızdırılan belgelere göre, IŞİD grubunun Siyonist rejimi desteklemek amacıyla kurulduğuna ve "Eşek Arısı Yuvası" Operasyonu'nun amacının, ‘İslami Sloganlar Kullanan, Dünyanın Dört Bir Yanından Aşırılık Yanlılarını Kendine Çekecek ve Tekfirci Fikirler Temelinde, Siyonist Rejimin Varlığına Karşı Çıkan Ülkelere Silah Doğrultacak Bir Grup Oluşturmak Olduğuna’ inanıyor.             3- ABD hükûmetinin Federal İş Fırsatları (FBO) veri tabanı da ABD'nin Suriye'deki terörist gruplara sağladığı silah ve mühimmatın türü ve miktarı hakkında belgeler yayınladı.   Söz konusu site, ABD'nin teröristlerin ihtiyaç duyduğu patlayıcı ve silahları Doğu Avrupa'dan ÜRDÜN'ün Akabe limanına taşımak için ABD Donanması askerî nakliye birimlerini kullanmak yerine nakliye şirketleri aradığını gösteren iki teklif yayınladı. İlk belge 3 Kasım 2015 tarihli olup, buna göre ABD, bir yükleniciden Romanya'nın Köstence/Constanta kentinden Akabe limanına 81 konteyner patlayıcı ve silah taşımasını istedi.             4- Emekli bir diplomat olan ve kariyerinin sonlarına doğru ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Dairesi'nde çalışan Michael SPRİNGMAN, yeni kitabında ABD'nin müttefikleriyle birlikte Orta Doğu'da yürüttüğü gizli operasyonların Batı karşıtı terör gruplarının kurulmasına yol açtığını da ortaya koydu.             Amerikalı diplomatın ifadesine göre, bu gizli operasyonlar Soğuk Savaş'tan beri çeşitli kısa vadeli amaçlarla yürütülüyor. Ron Paul Barış ve Refah Enstitüsü İcra Direktörü Daniel McAdams da bir röportajda şunları söyledi:   "Amerika Birleşik Devletleri, İdeolojik Değil, Taktiksel Nedenlerle DEAŞ'ın Büyümesine Yardımcı Oldu..."    “ABD, Esed'in Devrilmesini İstediği İçin Suriye'yi İstikrarsızlaştırmak Amacıyla DEAŞ'ı Güçlendirdi."             5- Pentagon'un Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın eski başkanı Michael Thomas Flynn de el-Cezîre'ye verdiği bir televizyon röportajında, DEAŞ'ın büyümesinin, çekirdek savaşçıları Irak'taki el-Kaide olan Suriyeli isyancılara ABD'nin verdiği desteğin doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti.             6- Bir web sitesi, ABD hükûmetine ait belgelerden birinin sızdırılmasına ve "Judicial Watch" hukuk firmasının bu belgelere erişmesine atıfta bulunarak, bir başka raporunda bu belgelerin Batı hükûmetlerinin Beşşâr Esed'i devirmek için el-Kaide ve diğer aşırılıkçı gruplarla bilinçli bir ittifak içinde olduğunu gösterdiğini yazdı.             Raporda, bu belgenin Batı'nın Körfez ülkeleri ile koordineli olarak Suriye rejimini istikrarsızlaştırmak için kasıtlı olarak şiddet yanlısı grupları desteklediğini ve bu devletlerin Suriye rejimini izole etmek için bir sözde "Selefi Bölge" kurulmasını istediğini gösterdiği belirtiliyor.             7- ABD başkanı Donald Trump da bir konuşmasında Obama yönetimini, daha sonra DEAŞ'e dönüşen aşırılıkçı Selefi grupları aktif olarak desteklemekle suçladı.             Trump, "Kurnaz Hillary CLİNTON'ın da DEAŞ'ın Kurucularından Biri Olduğunu Söylemek İstiyorum" diyerek defalarca bu konuyu vurguladı. TRUMP'ın başkan yardımcısı Mike Pence de Obama ve Clinton'ın politikalarının DEAŞ'ın ortaya çıkmasına yol açtığını belirten bir açıklama yayınladı.             8- ABD savaş uçaklarının Suriye ordusu mevzilerine saldırmasının ardından, Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, "Rusya 24" televizyon kanalına verdiği röportajda şunları söyledi:             "Daha evvel Nusra Cephesi'nin bu şekilde desteklendiğinden şüphe duyuyorduk, ancak bugün Suriye ordusuna yapılan hava saldırısının ardından tüm dünya için gerçekten korkunç bir sonuca vardık: Beyaz Saray DEAŞ'ı destekliyor."   Bu sırada Lazkiye'deki Hmeymim Hava Üssü’nde bulunan Rus Uzlaşma Merkezi'nin başkanı Vladimir Ivanovich Savchenko şunları açıkladı:   "Koalisyon hava saldırısının ardından DEAŞ militanları bombalanan bölgeye hızla saldırılar düzenledi."             9- Virginia'dan Cumhuriyetçi ABD Senatosu üyesi Richard Hayden Black, ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın 2013 yılında Washington ile Tekfirciler (Müslümanları KÂFİR İlân Eden Sözde Müslüman hizipler) arasındaki bağları ortaya koyan bir araştırmasına atıfta bulunarak, "ONLAR GERÇEKTEN BİR ve AYNI KİŞİLER" dedi.             "Onlar Ortak Bir Ordunun Parçası." Hayden BLACK, CIA'nın Libya'dan Suriye'ye silah transfer etme planlarına atıfta bulunarak, bu planların özellikle DEAŞ ve el-Kaide olmak üzere tüm silahlı gruplara silah sağlama amacı güden anlamsız bir program haline geldiğini söyledi.   Amerikalı yetkili ardından şöyle der: "Bunu Dolaylı Yoldan Yapıyoruz Çünkü Doğrudan Yapmak Yasa Dışıdır."             10- ABD ayrıca elektronik ekipman ve yazılım sağlayarak DEAŞ teröristlerinin siber faaliyetlerini desteklemektedir. ABD'deki Suriye Muhalefet Destek Merkezi (OSOS), aktif Iraklı ve Suriyeli teröristlerin siber alanda güçlü operasyonlar yürütmesi için gerekli her türlü ekipman ve eğitimi sağlamaktadır.             Merkez, gruba çeşitli siber saldırı önleme yazılımları ve gelişmiş internet arama programları sağlıyor. Buna ek olarak, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, Savaş ve Barış Raporlama Merkezi ve Freedom House adlı iki kurum aracılığıyla DEAŞ’a siber alanda ileri eğitim verdiği söyleniyor.   Yukarıdaki belgelere göre, Amerika'nın Batı Asya'daki teröristlerle olan bağlantısı açıkça meydandadır. Şimdi şu soru ortaya çıkıyor:   Amerika, terörizmle mücadele sloganlarına rağmen, neden terörist grupları yok etmeye ve ortadan kaldırmaya çalışmıyor?             Bu bağlamda, görünürdeki iddialarının aksine, ABD hiçbir şekilde tekfircileri ortadan kaldırmayı amaçlamadığı ve bu teröristleri gelecekteki amaçları için korumaya çalıştığı, her iyi GÖZLEMCİNİN göreceği bir hakikattir.   Amerikalıların tekfirci teröristleri tamamen İMHA etme gibi bir kaygısı yoktur.   ABD görünüşte kendisini dünyada insan haklarının ve demokrasinin savunucusu olarak gösterir. Bu nedenle bu ilkelere çoğu kez alenen aykırı hareket edemez.             Dolayısıyla, saldırgan politikalarını gerçekleştirmek için kullanışlı ve faydalı bir araca ihtiyaç duyuyor. Bu ARAÇ, kamuoyunu ikna edebilen TERÖRİZMDİR ve onun aracılığıyla Amerika kendini bir kahraman olarak da göstermektedir.   Eğer teröristler yok edilirse bu ülke, bölgedeki kalıcı varlığı için bahane ve gerekçesini de kaybedecektir.
Ekleme Tarihi: 30 Aralık 2025 -Salı

AMERİKA VE DEAŞ ARASINDAKİ KUVVETLİ BAĞLANTI

           DEAŞ, en-Nusra Cephesi gibi terör örgütleri, dünyanın gördüğü en tehlikeli ve en büyük terör grupları arasında yer almaktadır. Bu terör gruplarının bilgi kaynakları ve modern savaş yöntemleri üzerindeki hâkimiyeti, uzmanların bu grupları bir şekilde ABD 'YAPIMI' olarak değerlendirmesine yol açmıştır.
            Amerikan ve Batılı yetkililer görünüşte bunu inkâr etseler ve hatta kendilerini bu gruplarla savaşanların saflarına yerleştirseler de, bu gruplar ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerçek bağlantı nedir? İkisi arasında bir bağlantıyı destekleyecek delil bulunabilir mi? Meseleyi incelemeye başlayabiliriz.
            1- Cumhuriyetçi ABD senatörü Rand Powell, ülkenin Suriye krizine yönelik yanlış politikalarının ve aşırı müdahalesinin, Batı Asyalı teröristler için uygun bir sığınak yaratmaktan ve Kuzey Irak'ta kaosa yol açmaktan sorumlu olduğuna inanıyor.
  DEAŞ'ın güçlenmesinin nedenlerinden birini, Amerikan silahlarının Suriye'deki müttefiklerine gönderilmesi olarak göstererek, şunları söylüyor: 
            "DEAŞ Suriye'de müttefikimizdi. ŞÂM hükûmetine bağlı güçleri geri püskürtmek için militanlara silah verdik ve SURİYE'de bu insanlar için güvenli bir sığınak yarattık. Bana göre, SURİYE'ye müdahalemiz Irak'taki mevcut duruma yol açtı."
            2- Ayrıca, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi çalışanı olan Edward Joseph Snowden’ın ülkenin istihbarat servislerine karşı yaptığı ifşaatlarda da şu ifadeler yer almaktadır:
  "ABD, İngiltere ve Siyonist rejimin istihbarat teşkilatları, DEAŞ'ın oluşumunda rol oynadı ve 'Eşek Arısı Yuvası' adı verilen bir operasyonla ilk adıyla IŞİD grubunu kurdu."
            Sızdırılan belgelere göre, IŞİD grubunun Siyonist rejimi desteklemek amacıyla kurulduğuna ve "Eşek Arısı Yuvası" Operasyonu'nun amacının, ‘İslami Sloganlar Kullanan, Dünyanın Dört Bir Yanından Aşırılık Yanlılarını Kendine Çekecek ve Tekfirci Fikirler Temelinde, Siyonist Rejimin Varlığına Karşı Çıkan Ülkelere Silah Doğrultacak Bir Grup Oluşturmak Olduğuna’ inanıyor.
            3- ABD hükûmetinin Federal İş Fırsatları (FBO) veri tabanı da ABD'nin Suriye'deki terörist gruplara sağladığı silah ve mühimmatın türü ve miktarı hakkında belgeler yayınladı.
  Söz konusu site, ABD'nin teröristlerin ihtiyaç duyduğu patlayıcı ve silahları Doğu Avrupa'dan ÜRDÜN'ün Akabe limanına taşımak için ABD Donanması askerî nakliye birimlerini kullanmak yerine nakliye şirketleri aradığını gösteren iki teklif yayınladı. İlk belge 3 Kasım 2015 tarihli olup, buna göre ABD, bir yükleniciden Romanya'nın Köstence/Constanta kentinden Akabe limanına 81 konteyner patlayıcı ve silah taşımasını istedi.
            4- Emekli bir diplomat olan ve kariyerinin sonlarına doğru ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Dairesi'nde çalışan Michael SPRİNGMAN, yeni kitabında ABD'nin müttefikleriyle birlikte Orta Doğu'da yürüttüğü gizli operasyonların Batı karşıtı terör gruplarının kurulmasına yol açtığını da ortaya koydu.
            Amerikalı diplomatın ifadesine göre, bu gizli operasyonlar Soğuk Savaş'tan beri çeşitli kısa vadeli amaçlarla yürütülüyor. Ron Paul Barış ve Refah Enstitüsü İcra Direktörü Daniel McAdams da bir röportajda şunları söyledi:
  "Amerika Birleşik Devletleri, İdeolojik Değil, Taktiksel Nedenlerle DEAŞ'ın Büyümesine Yardımcı Oldu..." 
  “ABD, Esed'in Devrilmesini İstediği İçin Suriye'yi İstikrarsızlaştırmak Amacıyla DEAŞ'ı Güçlendirdi."
            5- Pentagon'un Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın eski başkanı Michael Thomas Flynn de el-Cezîre'ye verdiği bir televizyon röportajında, DEAŞ'ın büyümesinin, çekirdek savaşçıları Irak'taki el-Kaide olan Suriyeli isyancılara ABD'nin verdiği desteğin doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti.
            6- Bir web sitesi, ABD hükûmetine ait belgelerden birinin sızdırılmasına ve "Judicial Watch" hukuk firmasının bu belgelere erişmesine atıfta bulunarak, bir başka raporunda bu belgelerin Batı hükûmetlerinin Beşşâr Esed'i devirmek için el-Kaide ve diğer aşırılıkçı gruplarla bilinçli bir ittifak içinde olduğunu gösterdiğini yazdı.
            Raporda, bu belgenin Batı'nın Körfez ülkeleri ile koordineli olarak Suriye rejimini istikrarsızlaştırmak için kasıtlı olarak şiddet yanlısı grupları desteklediğini ve bu devletlerin Suriye rejimini izole etmek için bir sözde "Selefi Bölge" kurulmasını istediğini gösterdiği belirtiliyor.
            7- ABD başkanı Donald Trump da bir konuşmasında Obama yönetimini, daha sonra DEAŞ'e dönüşen aşırılıkçı Selefi grupları aktif olarak desteklemekle suçladı.
            Trump, "Kurnaz Hillary CLİNTON'ın da DEAŞ'ın Kurucularından Biri Olduğunu Söylemek İstiyorum" diyerek defalarca bu konuyu vurguladı. TRUMP'ın başkan yardımcısı Mike Pence de Obama ve Clinton'ın politikalarının DEAŞ'ın ortaya çıkmasına yol açtığını belirten bir açıklama yayınladı.
            8- ABD savaş uçaklarının Suriye ordusu mevzilerine saldırmasının ardından, Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, "Rusya 24" televizyon kanalına verdiği röportajda şunları söyledi:
            "Daha evvel Nusra Cephesi'nin bu şekilde desteklendiğinden şüphe duyuyorduk, ancak bugün Suriye ordusuna yapılan hava saldırısının ardından tüm dünya için gerçekten korkunç bir sonuca vardık: Beyaz Saray DEAŞ'ı destekliyor."
  Bu sırada Lazkiye'deki Hmeymim Hava Üssü’nde bulunan Rus Uzlaşma Merkezi'nin başkanı Vladimir Ivanovich Savchenko şunları açıkladı:
  "Koalisyon hava saldırısının ardından DEAŞ militanları bombalanan bölgeye hızla saldırılar düzenledi."
            9- Virginia'dan Cumhuriyetçi ABD Senatosu üyesi Richard Hayden Black, ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın 2013 yılında Washington ile Tekfirciler (Müslümanları KÂFİR İlân Eden Sözde Müslüman hizipler) arasındaki bağları ortaya koyan bir araştırmasına atıfta bulunarak, "ONLAR GERÇEKTEN BİR ve AYNI KİŞİLER" dedi.
            "Onlar Ortak Bir Ordunun Parçası." Hayden BLACK, CIA'nın Libya'dan Suriye'ye silah transfer etme planlarına atıfta bulunarak, bu planların özellikle DEAŞ ve el-Kaide olmak üzere tüm silahlı gruplara silah sağlama amacı güden anlamsız bir program haline geldiğini söyledi.
  Amerikalı yetkili ardından şöyle der: "Bunu Dolaylı Yoldan Yapıyoruz Çünkü Doğrudan Yapmak Yasa Dışıdır."
            10- ABD ayrıca elektronik ekipman ve yazılım sağlayarak DEAŞ teröristlerinin siber faaliyetlerini desteklemektedir. ABD'deki Suriye Muhalefet Destek Merkezi (OSOS), aktif Iraklı ve Suriyeli teröristlerin siber alanda güçlü operasyonlar yürütmesi için gerekli her türlü ekipman ve eğitimi sağlamaktadır.
            Merkez, gruba çeşitli siber saldırı önleme yazılımları ve gelişmiş internet arama programları sağlıyor. Buna ek olarak, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, Savaş ve Barış Raporlama Merkezi ve Freedom House adlı iki kurum aracılığıyla DEAŞ’a siber alanda ileri eğitim verdiği söyleniyor.
  Yukarıdaki belgelere göre, Amerika'nın Batı Asya'daki teröristlerle olan bağlantısı açıkça meydandadır. Şimdi şu soru ortaya çıkıyor:
  Amerika, terörizmle mücadele sloganlarına rağmen, neden terörist grupları yok etmeye ve ortadan kaldırmaya çalışmıyor?
            Bu bağlamda, görünürdeki iddialarının aksine, ABD hiçbir şekilde tekfircileri ortadan kaldırmayı amaçlamadığı ve bu teröristleri gelecekteki amaçları için korumaya çalıştığı, her iyi GÖZLEMCİNİN göreceği bir hakikattir.
  Amerikalıların tekfirci teröristleri tamamen İMHA etme gibi bir kaygısı yoktur.
  ABD görünüşte kendisini dünyada insan haklarının ve demokrasinin savunucusu olarak gösterir. Bu nedenle bu ilkelere çoğu kez alenen aykırı hareket edemez.
            Dolayısıyla, saldırgan politikalarını gerçekleştirmek için kullanışlı ve faydalı bir araca ihtiyaç duyuyor. Bu ARAÇ, kamuoyunu ikna edebilen TERÖRİZMDİR ve onun aracılığıyla Amerika kendini bir kahraman olarak da göstermektedir.
  Eğer teröristler yok edilirse bu ülke, bölgedeki kalıcı varlığı için bahane ve gerekçesini de kaybedecektir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.