Avrupa ülkeleri ve ABD'nin kendisinde, tüm intihar saldırıları ve suikastlar bir şekilde kendi koordinasyonu ve desteğiyle gerçekleştirilmektedir. Çünkü Birleşik Devletler, ‘İSLÂM'a Karşı Yaptığı Savaşın Bedelini, İnsan Kaybı da Dâhil Olmak Üzere, Ödemek Zorunda Olduğu Bir Siyaset Şekli Olarak Planlamıştır.’
Günümüzün siyasi ikliminde, toplumlarında güvenlik ve barış arayanlar için belki de IŞİD'den daha korkutucu bir isim yoktur. Soru şu: IŞİD nasıl ortaya çıktı ve kim destekliyor? IŞİD'in davranışları kontrol edilebilir mi?
IŞİD, dünyayı kendi irade ve zevkine göre güvensiz hale getirip istediği herhangi bir yeri mi bombalıyor, yoksa bunu süper güçlerin dikte ettiği planlara göre mi yapıyor?
Bize göre, IŞİD ve benzeri terör örgütleri, özellikle Amerika'nın egemenlik kurma çabalarının ürünü olan, dikkatli ve hesaplı bir tasarıma dayanmaktadır. Bu konuda hiçbir şüphe yoktur. Amaç nedir? Üç ana hedef var:
1- Halkı Müslüman olan ülkelerde güvensizlik ortamı yaratarak İSLÂM'ın uyanışını ve bu ülkelerin gelişimini engellemek.
2- İSLÂM'ın yayılmasını engellemek amacıyla, özellikle Batı ülkelerindeki insanlar arasında İslamofobi/İslâm korkusu yaratmak. Bu da nihayetinde bu temel gayeye hizmet etmektedir.
3- Süper emperyalist güçlerin bölgedeki varlığını ve MÜSLÜMAN ülkelerin kaynaklarını yağmalamasını meşrulaştırmak.
Batı dünyasının entelektüel ve ideolojik mücadelesi, İSLÂM’ın gücüne şimdiye kadar direnemedi. Batılılar her yıl, özellikle gençler olmak üzere, çok sayıda insanın İSLÂM'a yöneldiğine kendi gözleriyle şahit oluyor. Britanya'da her yıl 60.000 kişi İSLÂM'a geçiyor.
İngiltere'de cami sayısı artıyor. Bugün İngiltere'de ezan okunan 600’den fazla cami var.
Hristiyan kiliseleri insanları Hristiyan ibadetine çekmekte zorlanırken, Britanya'daki Müslüman topluluğu gelişiyor.
Raporlara göre, İSLÂM'ın büyümesi o kadar hızlı ve yoğun ki, İngiltere'deki bazı ileri görüşlü İSLÂMÎ gruplar, İSLÂM'ın hızlı büyümesinin BRİTANYA geleneklerine bir tehdit olarak görülmesini engellemek için ellerinden gelenin en iyisini yapıyor.
Russia Today bu hususta şunları yazıyor:
"İSLÂM, Birleşik Krallık'ta en hızlı büyüyen dindir. Ülkedeki Müslüman nüfusu son yıllarda ikiye katlanmıştır ve Londra'da erkek çocuk isimleri arasında rekoru elinde tutan isim, İSLÂM Peygamberi MUHAMMED (sav)’in adıdır.
Resmi rakamlara göre, İNGİLTERE'deki MÜSLÜMAN topluluğunun ortalama yaşı 26'dır. İSLÂM dini adada gelişip büyürken, İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi'nin raporu, kilise katılımının daha evvel düşünülenin %15 daha hızlı düştüğünü gösteriyor.
Bu istatistiklere göre, İNGİLTERE'de kendini HRİSTİYAN olarak tanımlayan, yani dinini uygulayan Hristiyanların sayısı, on yıl öncesine kıyasla milyonlarca azalmıştır.
İngiltere HAYVAN HAKLARI DERNEĞİ'nin baş yöneticisi Andrew Copson, Russia Today'e ülkedeki Hristiyanlığın düşüşü hakkında şunları söyler:
"Bu Uzun Vadeli Bir Düşüş ve Şu Anda İNGİLTERE'deki HRİSTİYANLARIN Ortalama %95'i Kiliseye Gitmiyor."
İngiliz gazetesi "Daily Telegraph", İngiltere'deki İSLÂM ve MÜSLÜMANLARIN durumuna ilişkin bir rapor yayınlayarak, Hristiyanlığın İSLÂM karşısında ağır bir YENİLGİYE uğradığını kabul ediyor:
“İNGİLTERE'deki İSLÂM ve HRİSTİYANLIK durumuna ilişkin bir çalışma, Hristiyanlığın yok olmakta ve İSLÂM tarafından eşi benzeri görülmemiş bir şekilde mağlubiyete uğratıldığını gösteriyor. İstatistikler, 25 yaşın altındaki her 10 İNGİLİZ vatandaşından en az birinin MÜSLÜMAN olduğunu ortaya koyuyor.”
Bu sorun sadece İNGİLTERE ile sınırlı değil. Diğer Avrupa ülkelerinde de insanların İSLÂM'a yönelme eğilimi Batılı devlet adamları için endişe kaynağı haline geldi. FRANSIZ nüfusunun %17'si İSLÂM'ı kabul etti. Müslümanların hayat tarzlarını değiştirdiğini söylüyorlar.
AMERİKA'da hem MÜSLÜMANLARIN sayısı hem de CAMİ sayısı artıyor. Son birkaç on yılda, sadece MÜSLÜMAN ülkelerde değil, Avrupa ülkeleri ve Kuzey Amerika da dâhil olmak üzere birçok gayrimüslim ülkede de bilinçli bir eğilim ve İSLÂM'a girişte artış gözlemleniyor.
İSLÂM'ı zayıflatmak, çarpıtmak ve tahrif etmek, MÜSLÜMANLARI baskı altına almak, halkı İSLÂM olan ülkeleri sömürgeleştirmek ve zenginliklerini yağmalamak için her türlü çabayı gösteren Batı, bugün Avrupa ve ABD'nin büyük ve küçük ülkelerinde İSLÂM'ın yaygın bir şekilde büyümesine hayret ediyor.
Bu nedenle ABD, İSLÂM'la mücadele etmek için başka bir çözüm düşündü: Dünyadaki, özellikle de Batı'daki insanlar arasında İSLÂM KORKUSU/İslamofobi yaratmak!
Bu yöntem en kötü şekilde, yani masum insanları terörize edip öldürerek uygulandı. Şüphesiz ki, insanların bir dine yönelmesinin nedenlerinden biri de, o dinin onlar için bir barış, iyilik ve güvenlik kaynağı olmasıdır. İnsanların, ‘Mensupları Hançer Çekip Kafa Kesen, Günümüzdeki Baskıcı Güçler Arasındaki Dengelerde Hiçbir Rolü Olmayanları Ateşli Silahlarla Öldüren Bir Dine Yöneleceklerini’ umamayız.
Bu, insanların kalplerine İSLÂM'a veya herhangi bir başka dine karşı nefret ve tiksinti tohumları ekmenin en kötü yoludur. Zira bu eylemler insanlık arasında tanımlanan en kötü ve en şiddetli davranışlardır. Bir diğer nokta ise, bu gaddarlıklara maruz kalanların hiçbir günah işlememiş olmalarıdır. Bu da insanlar arasında bu din ve inancın mantıksız olduğu yönünde olumsuz bir görüş oluşturur.
Böyle bir dinin mensuplarının tam bir barbarlık içinde yaşadıkları anlamına gelir. Elbette, insanlar arasında böyle bir görüş oluştuğunda, sadece dine karşı bir eğilim kalmayacak, aynı zamanda o dine ve mensuplarına karşı nefret duyacak ve İSLÂM karşıtı olacaklardır.
Avrupa ülkelerinde MÜSLÜMANLARA, özellikle de peçeli kadınlara yönelik bazı şiddet olayları, terör örgütleri tarafından İSLÂM KİSVESİ altında gerçekleştirilen bu tür davranışların bir sonucudur.
Onların görüşüne göre, sakallı olarak halka açık yerlerde görünen her MÜSLÜMAN; suç, kan dökme ve insanların haklarını ihlal etmekten başka mantığı olmayan bir katil ve suçludur. Temelde, “Bir Dine İlgi Duyan İnsanlar, O Dinin İçeriğine Bakmadan Evvel, O Dinin Takipçilerinin ve Liderlerinin Performansına, Davranışına, Karakterine ve Ahlakına Bakar.
Mücrim Amerika'nın önderliğindeki egemenlik dünyası, gerçek İSLÂM'la ideolojik olarak mücadele edemeyeceğinin farkına vardı. İnsanî ve dini değerlerin tümünü sorgulayan yüzlerce uydu ağının kurulması, İSLÂM'ın küresel olarak yayılmasına engel olamadı. İSLÂM'la küresel ölçekte mücadele edilemediği için, IŞİD ve Boko Haram ve benzeri terör grupları kurmaya başvurdular.
Şunu vurgulamak isterim ki, AVRUPA ülkelerinde ve ABD’nin kendisinde bile gerçekleştirilen tüm intihar saldırıları ve suikastlar, bir şekilde Amerika Birleşik Devletleri'nin koordinasyonu ve desteğiyle yapılmaktadır. Çünkü Birleşik Devletler, İSLÂM'a karşı yaptığı savaşın bedelini, insan kaybı da dâhil olmak üzere, ödemek zorunda olduğu bir siyaset şekli olarak planlamıştır.
Ve elbette, eğer MÜSLÜMANLARLA doğrudan çatışmaya girerse, bu sadece çeşitli açılardan, özellikle de insan kayıpları açısından çok maliyetli olmakla kalmayacak, aynı zamanda istediği sonucu da elde edemeyecektir. Bu durum, küresel topluluklarda kendisine karşı daha fazla nefret oluşturmanın yanı sıra, Müslümanların kendilerini baskı altında hissetmelerine ve sonuç olarak İSLÂM'a daha fazla sarılmalarına sebep olacaktır.
Dolayısıyla Amerika ve İngiltere; IŞİD'in (DEAŞ da diyebilirsiniz!) sûikastlarını, halkların özellikle de Siyonistlerin kesinlikle değil amma Müslümanların öldürülmesini, SAHİCİ İSLÂM'a karşı yapılacak mücadelede daha düşük bir bedel ve daha büyük bir başarı olarak değerlendirmektedir.
ABD, başta IRAK, SURİYE ve diğer İSLÂM ülkeleri olmak üzere birçok yerde IŞİD'i destekliyor. Onlara para ve silah veriyor. Bu kukla örgütün yok edilmesine izin vermiyor.
Fakat aynı örgüt, başka yerlerde mesela Avrupa ülkelerinin çıkar ve vatandaşlarına karşı arada terör eylemleri gerçekleştirebiliyor. Peki, bu nasıl mümkün oluyor?
DEAŞ/IŞİD tek bir örgüt mü yoksa birden fazla örgüt mü? Eğer tek bir örgütse, ki öyle, SURİYE ve IRAK'ta ABD ve Avrupalı müttefiklerinden her türlü ciddi desteği alırken, aynı DEAŞ'ın Avrupa ülkelerinde terör eylemleri ve bombalamalar gerçekleştirmesi nasıl mümkün oluyor?
ABD, IŞİD liderlerini bu tür suçları işlemeyi bırakmaya zorlayamaz mı? IŞİD ile mücadele etmek için ABD'nin doğrudan onlarla savaşmasına bile gerek yok; sadece silahlarını ve desteğini kesmesi yeterli. Ama bu kesinlikle olmayacak.
ABD, IRAK ve SURİYE'de IŞİD'i destekleyerek İSLÂM ülkelerini onlar aracılığıyla yok etmeyi amaçlıyor. Ayrıca Avrupa ülkelerinde de perde arkasında destek vererek dünyada İSLAMOFOBİYİ artırmasına yeşil ışık yakıyor. Bu, ABD ve Batılı müttefiklerinin, dünya egemenliği sisteminin devamlılığı için en büyük tehdit olarak gördükleri İSLÂM'la SAVAŞMA politikasıdır.

