Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

EBEDİLİK GÜNÜ

“CENNET de Uzak Değil, Takva Sahiplerine Yaklaştırılmıştır. Size Va’d Edilen İşte Budur, Kendini Koruyarak ALLÂH’a Yönelen Herkes İçin. Görmediği Halde RAHMÂN’a Saygı Duyarak KORKAN ve O’na Yönelmiş Bir Kalp ile TÖVBEKÂR Olarak Gelenler İçin. Esenlikle Girin CENNETE! Bugün, Ebedilik Günüdür.” (KÂF: 31 ila 34) & TEFSÎR   Bu sûre, ALLÂH'ın Elçisi Muhammed (S.A.S.)’in cuma hutbelerinde minberden okuduğu sûredir. İçinde Salihler, tövbe edenler, gizlice Rablerinden korkanlar için CENNET müjdesi vardır.   Çünkü Müteâl olan ALLÂH onu hazırlamış, hazır hale getirmiş, onlara yaklaştırmış ve yakınlaştırmıştır:  (CENNETde Uzak Değil, Takva Sahiplerine Yaklaştırılmıştır. / وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ) Kudsi bir hadiste şöyle buyrulur:   “SÂLİH kullarım için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir insan aklının tasavvur edemediği nimetler hazırladım…”   Bu muttaki kimselere, tebrik mesajı olarak şöyle deniyor:   (Size Va’d Edilen İşte Budur, Kendini Koruyarak ALLÂH’a Yönelen Herkes İçin. / هَذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ) Bu cennet ve içindekilerin tamamı, ruhun arzuladığı ve gözün hoşuna giden her şey peygamberlerin dilleriyle vaat edilen şeydir.   Hayal edin ki, şimdi cennetin kapısından giriyorsunuz, melekler tarafından karşılanıp selamlanıyorsunuz. Sonra lüks saraylarınıza çekiliyorsunuz. Terk ettiğiniz dünyanın yorgunluk, hastalık, yoksulluk ve endişeleri sizden uzaklaşmış olduğu için mutlusunuz. Kasrınızın terasından ağaç ve nehirlere bakıyorsunuz. Uzanmışsınız, aile ve sevdikleriniz yanınızda.   Hizmetkârlar da bir işaretini bekliyor. Gerçekten de bu, sabretmeye değer, özlem dolu bir duygudur.   (Orada Her Nereye Bakarsan Bak, Hep Nimet ve Büyük Bir Saltanat Görürsün! / وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا ) [İNSÂN: 20]   Cennette, solunacak hoş bir hava ve iklim, sıcaktan arınmış, yumuşak bir atmosfer ve soğuktan arınmış, hafif bir çiğ vardır. (Orada Ne Yakıcı Bir Güneş ve Ne de Dondurucu Bir Soğuk Görecekler. / ا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا) [İNSAN: 13]   Zahmet ve sıkıntılarına gelince; bunların tümü artık mazide kalmış fâni dünyadaydı zamanı geçmiştir.  Cennetin meyveleri ise hurma, nar ve türlü meyvelerdir. (Gölgeleri, Yakındır Onlara ve Meyve Salkımlarını Devşirmek İçin Dalları Aşağı Eğdirilmiştir. / وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا) [İNSAN: 14] Ayakta duran da, oturan da, yatan da kolayca ulaşabilir.   Ne zaman oradan bir şey koparsalar, yerine başka bir şey gelir: (Onlar, Ne Zaman Rızık Olarak Oradaki Meyvelerden Rızıklandırılsa, ‘Bunlar Bize Daha Evvel Dünyada Verilenlerin Benzeriymiş’ derler. / كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًا قَالُوا هَذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَأُتُوا بِهِ مُتَشَابِهًا) [BAKARA: 25] Renk ve şekil olarak benzer, ancak tat ve boyut olarak farklı. Sonra yiyip içtikleri, idrar, dışkı veya mukus olmadan, misk kokusu gibi derilerinden ter olarak atılır.   Müfessir İbn Kayyım el-Cevziyye şöyle der:   “Eğer kalp, cennet ve cehennemi göz önünde bulundurmaktan, cenneti umup, cehennemden kaçmaktan yoksun kalırsa azmi zayıflar ve kararlılığı azalır.”   Bir gün Ömer ibn Abdülaziz'in bir hizmetçisi gelip kendisine şöyle demişti:   '- Ey Müminlerin Emiri, senin hakkında bir rüya gördüm; sanki kıyamet günü gelmiş gibiydi.   Sanki insanlar cehennem köprüsünden geçiyormuş gibiydi ve seni gördüm, Ey Müminlerin Emîri!'   Câriye sözünü bitiremeden Ömer bayıldı, hemen yanına koştular. Köle kız çığlık atarak şöyle diyordu:   'Ey Müminlerin Emiri, vallahi seni kurtulmuş gördüm. ALLÂH'a yemin ederim ki seni kurtulmuş gördüm!'   Bir adam İbni’s-Simâk'a rica etti:   ‘- Bana nasihat et!’   O da şöyle cevap verdi:   ‘- Gökler ve yer kadar geniş bir cennete yaklaştığında, orada yer bulamama ihtimalinden sakın!’   O zaman şu kozmik sese kulak vermek lazım:   (Görmediği Halde RAHMÂN’a Saygı Duyarak KORKAN ve O’na Yönelmiş Bir Kalp ile TÖVBEKÂR Olarak Gelenler İçin. / مَنْ خَشِيَ الرَّحْمَنَ بِالْغَيْبِ وَجَاءَ بِقَلْبٍ مُنِيبٍ) Bu da; ALLÂH'tan başka hiç kimsenin göremeyeceği gizli bir yerde O’ndan sakınıp, kötülük yapmaktan korkanlar demektir.   İşte bu, gerçek korkudur, faydalı korkudur. Yüce ALLÂH şöyle buyurur:   (Rabbinin Makamından Korkanlara İki CENNET Var. / وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ) [RAHMÂN: 46] Mücâhid konu hakkında der ki; “Bu, günah işlemeye niyet eden, sonra ALLÂH'ı hatırlayıp ondan vazgeçen kimsedir.”   ALLÂH'ın, (ve O’na Yönelmiş Bir Kalp ile TÖVBEKÂR Olarak Gelen / وَجَاءَ بِقَلْبٍ مُنِيبٍ) sözünün anlamı şudur:  ’Kıyamet Günü'nde ALLÂH'ın huzuruna sağlam bir yürekle, O'na tövbe ederek ve O'na teslim olmuş şekilde kavuş!’   Rabbimiz, bu özelliklere sahip olanların mükafatı hakkında şöyle buyurur: (Esenlikle Girin CENNETE! Bugün, Ebedilik Günüdür. / ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ)  Âyeti yorumlayan Katâde şöyle der: Onlar ALLÂH'ın azabından kurtuldular ve melekleri onları selamlayacaktır.   Cennet ehli orada ebediyen kalacak; asla ölmeyecek, katiyen oradan ayrılmayacak ve kesinlikle ayrılmayı arzu etmeyeceklerdir. Orada diledikleri her şeye sahip olacaklar; ne isterlerse bulacaklar, ne arzu ederlerse ona kavuşacaklar. Bundan da daha büyük, bundan daha mükemmel ne olabilir!?
Ekleme Tarihi: 17 Şubat 2026 -Salı

EBEDİLİK GÜNÜ

“CENNET de Uzak Değil, Takva Sahiplerine Yaklaştırılmıştır.

Size Va’d Edilen İşte Budur, Kendini Koruyarak ALLÂH’a Yönelen Herkes İçin.

Görmediği Halde RAHMÂN’a Saygı Duyarak KORKAN ve O’na Yönelmiş Bir Kalp ile TÖVBEKÂR Olarak Gelenler İçin.

Esenlikle Girin CENNETE!
Bugün, Ebedilik Günüdür.”
(KÂF: 31 ila 34)
&
TEFSÎR
  Bu sûre, ALLÂH'ın Elçisi Muhammed (S.A.S.)’in cuma hutbelerinde minberden okuduğu sûredir. İçinde Salihler, tövbe edenler, gizlice Rablerinden korkanlar için CENNET müjdesi vardır.
  Çünkü Müteâl olan ALLÂH onu hazırlamış, hazır hale getirmiş, onlara yaklaştırmış ve yakınlaştırmıştır:  (CENNETde Uzak Değil, Takva Sahiplerine Yaklaştırılmıştır. / وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ) Kudsi bir hadiste şöyle buyrulur:
  “SÂLİH kullarım için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir insan aklının tasavvur edemediği nimetler hazırladım…”
  Bu muttaki kimselere, tebrik mesajı olarak şöyle deniyor:
  (Size Va’d Edilen İşte Budur, Kendini Koruyarak ALLÂH’a Yönelen Herkes İçin. / هَذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ) Bu cennet ve içindekilerin tamamı, ruhun arzuladığı ve gözün hoşuna giden her şey peygamberlerin dilleriyle vaat edilen şeydir.
  Hayal edin ki, şimdi cennetin kapısından giriyorsunuz, melekler tarafından karşılanıp selamlanıyorsunuz. Sonra lüks saraylarınıza çekiliyorsunuz. Terk ettiğiniz dünyanın yorgunluk, hastalık, yoksulluk ve endişeleri sizden uzaklaşmış olduğu için mutlusunuz. Kasrınızın terasından ağaç ve nehirlere bakıyorsunuz. Uzanmışsınız, aile ve sevdikleriniz yanınızda.
  Hizmetkârlar da bir işaretini bekliyor. Gerçekten de bu, sabretmeye değer, özlem dolu bir duygudur.   (Orada Her Nereye Bakarsan Bak, Hep Nimet ve Büyük Bir Saltanat Görürsün! / وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا ) [İNSÂN: 20]
  Cennette, solunacak hoş bir hava ve iklim, sıcaktan arınmış, yumuşak bir atmosfer ve soğuktan arınmış, hafif bir çiğ vardır. (Orada Ne Yakıcı Bir Güneş ve Ne de Dondurucu Bir Soğuk Görecekler. / ا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا) [İNSAN: 13]
  Zahmet ve sıkıntılarına gelince; bunların tümü artık mazide kalmış fâni dünyadaydı zamanı geçmiştir.  Cennetin meyveleri ise hurma, nar ve türlü meyvelerdir. (Gölgeleri, Yakındır Onlara ve Meyve Salkımlarını Devşirmek İçin Dalları Aşağı Eğdirilmiştir. / وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا) [İNSAN: 14] Ayakta duran da, oturan da, yatan da kolayca ulaşabilir.
  Ne zaman oradan bir şey koparsalar, yerine başka bir şey gelir: (Onlar, Ne Zaman Rızık Olarak Oradaki Meyvelerden Rızıklandırılsa, ‘Bunlar Bize Daha Evvel Dünyada Verilenlerin Benzeriymiş’ derler. / كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًا قَالُوا هَذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَأُتُوا بِهِ مُتَشَابِهًا) [BAKARA: 25] Renk ve şekil olarak benzer, ancak tat ve boyut olarak farklı. Sonra yiyip içtikleri, idrar, dışkı veya mukus olmadan, misk kokusu gibi derilerinden ter olarak atılır.
  Müfessir İbn Kayyım el-Cevziyye şöyle der:
  “Eğer kalp, cennet ve cehennemi göz önünde bulundurmaktan, cenneti umup, cehennemden kaçmaktan yoksun kalırsa azmi zayıflar ve kararlılığı azalır.”
  Bir gün Ömer ibn Abdülaziz'in bir hizmetçisi gelip kendisine şöyle demişti:
  '- Ey Müminlerin Emiri, senin hakkında bir rüya gördüm; sanki kıyamet günü gelmiş gibiydi.
  Sanki insanlar cehennem köprüsünden geçiyormuş gibiydi ve seni gördüm, Ey Müminlerin Emîri!'
  Câriye sözünü bitiremeden Ömer bayıldı, hemen yanına koştular. Köle kız çığlık atarak şöyle diyordu:
  'Ey Müminlerin Emiri, vallahi seni kurtulmuş gördüm. ALLÂH'a yemin ederim ki seni kurtulmuş gördüm!'
  Bir adam İbni’s-Simâk'a rica etti:
  ‘- Bana nasihat et!’
  O da şöyle cevap verdi:
  ‘- Gökler ve yer kadar geniş bir cennete yaklaştığında, orada yer bulamama ihtimalinden sakın!’
  O zaman şu kozmik sese kulak vermek lazım:
  (Görmediği Halde RAHMÂN’a Saygı Duyarak KORKAN ve O’na Yönelmiş Bir Kalp ile TÖVBEKÂR Olarak Gelenler İçin. / مَنْ خَشِيَ الرَّحْمَنَ بِالْغَيْبِ وَجَاءَ بِقَلْبٍ مُنِيبٍ) Bu da; ALLÂH'tan başka hiç kimsenin göremeyeceği gizli bir yerde O’ndan sakınıp, kötülük yapmaktan korkanlar demektir.
  İşte bu, gerçek korkudur, faydalı korkudur. Yüce ALLÂH şöyle buyurur:
  (Rabbinin Makamından Korkanlara İki CENNET Var. / وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ) [RAHMÂN: 46] Mücâhid konu hakkında der ki; “Bu, günah işlemeye niyet eden, sonra ALLÂH'ı hatırlayıp ondan vazgeçen kimsedir.”
  ALLÂH'ın, (ve O’na Yönelmiş Bir Kalp ile TÖVBEKÂR Olarak Gelen / وَجَاءَ بِقَلْبٍ مُنِيبٍ) sözünün anlamı şudur:  ’Kıyamet Günü'nde ALLÂH'ın huzuruna sağlam bir yürekle, O'na tövbe ederek ve O'na teslim olmuş şekilde kavuş!’
  Rabbimiz, bu özelliklere sahip olanların mükafatı hakkında şöyle buyurur: (Esenlikle Girin CENNETE! Bugün, Ebedilik Günüdür. / ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ)  Âyeti yorumlayan Katâde şöyle der: Onlar ALLÂH'ın azabından kurtuldular ve melekleri onları selamlayacaktır.
  Cennet ehli orada ebediyen kalacak; asla ölmeyecek, katiyen oradan ayrılmayacak ve kesinlikle ayrılmayı arzu etmeyeceklerdir. Orada diledikleri her şeye sahip olacaklar; ne isterlerse bulacaklar, ne arzu ederlerse ona kavuşacaklar.
Bundan da daha büyük, bundan daha mükemmel ne olabilir!?

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.