Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

GELENEKSEL YAHUDİLİK VE SİYONİZM: DİNİN İDEOLOJİ VE SİYASETTE KULLANIMI

            Gelenekçilik kavramı, son birkaç yıldır entelektüel çevrelerde yaygın olarak kullanılmakta ve tartışılmaktadır.            Bu terim, aşırıcılığa ve kutsal metinlerin kelime anlamıyla yorumlanmasına dayanan dini hareketler için kullanılmaya başlandı.            Kavram, Yahudilik de dâhil olmak üzere çeşitli dinlerin mensupları tarafından kullanılmaya başlanmış, Tevrat ve Talmud'a dayalı katı bir dini doktrini benimseyen radikal gelenekçi bir hareketin ortaya çıkmasına yol açmıştır.            Öte yandan, Siyonizm siyasi bir hareket olarak ortaya çıktı ve bazı dini fikirleri benimsedi, ancak Yahudi mirasına pratik bir yorum getirdi. Bu hareket, Yahudiliği bekleme halindeki bir gruptan çıkarıp siyasete dâhil etti. Amaçlarına maddi ve askerî yollarla ulaşmayı hedefleyen bir hareket..            Bu çalışmada, geleneksel Yahudilik ve Siyonizm arasındaki dini açıdan farklılıkları vurgulayacak ve aynı zamanda entelektüel köken, siyasi ve sosyal ideolojilerini tahlil edeceğiz.   Dini Anlam ile Siyasi Kullanım Arasında GELENEK Kavramının Anlamı:            GELENEK sözcüğü genellikle dini geleneklere sıkı sıkıya bağlılık ve mukaddes metinlerin kelime anlamıyla yorumlanmasıyla ilişkilendirilir.            Bu terim ilk olarak yirminci yüzyılın başlarında Amerika'daki Hristiyan geleneğine atıfta bulunmak için kullanıldı. Hareket, Protestan kilisesindeki modernist eğilimlerin aksine, belirli inançlara sıkı sıkıya bağlı kalmayı savunuyordu. Zamanla, bu kavram Yahudilik de dâhil olmak üzere diğer dinlerdeki radikal eğilimleri tanımlamak için kullanılmaya başlandı.            Yahudilikteki GELENEK, Yahudilerin diğer milletlerden farklı kimliğini vurgulayan ve başkalarıyla ilişkiyi reddeden katı bir duruş sergileyen dini metinlere dayanır. Bu eğilim, Yahudilerin üstünlüğü ve diğer uluslardan ayrı olma duygusunu pekiştiren dini kavramlara istinat eder.            Bu durum, Yahudileri diğerlerinden daha üstün bir statüde gören ve Yahudi olmayanlarla yalnızca gerekli temaslarda bulunmalarını emreden kimi Talmud metinlerinde bulunur.            Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa milliyetçiliğinin etkisiyle ortaya çıkan ve bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan bir siyasi harekettir. Politik hareketin bir kısmı dini temellere dayanmasına rağmen, geleneksel Yahudilikten bir kopuşu da temsil ediyordu. Zira geleneksel Yahudilik, Yahudilerin kurtuluşunun ilahi yardımla bağlantılı olduğuna inanır. Bu da, insan emeği gerektirmez.            Dolayısıyla, dini ibadet ve kurtuluşu beklemeye önem veren Yahudi gelenekçiliği ile dini, siyasi hedeflere ulaşmak için bir silah olarak kullanan Siyonizm, geleneksel Yahudilik ve Siyonizm'den ayrıştırılabilir.   GELENEKSEL YAHUDİLİK: Teolojik Yönler ve Dini Aşırıcılık:            Geleneksel Yahudilik; özellikle Tevrat ve Talmud olmak üzere dini metinlerin kelime anlamıyla yorumlanmasına dayanır. Bu metinlerde Yahudiler, Tanrı'nın gözünde özel bir yere sahip SEÇİLMİŞ BİR HALK olarak tanımlanır ve insanlığın geri kalanı aşağı kabul edilir.            Bu akîde, dini bir tecrit ve üstünlük duygusunu besleyerek, Yahudi olmayanlarla tüm ilişkileri yanlış olarak gören aşırı uç Yahudi gruplarının ortaya çıkmasına yol açtı. Sözünü ettiğimiz düşünceler bazı Talmud metinlerinde açıkça belirtilmişti. Talmud'da şöyle denmektedir:   "Eğer Bir YAHUDİ Olmayan Kuyuya Düşerse, O Kendi Hâline Bırakılmalıdır.”   Bu, Yahudi olmayanlara karşı saldırgan bir görüşü yansıtmaktadır. Başka bir metinde ise şöyle denmektedir:            "Eğer Bir Yahudi Olmayan Bir Yahudiyi Öldürürse, Öldürülmeyi Hak Eder. Fakat Bir Yahudi Bir Yahudi Olmayanı Öldürürse, Öldürülmemelidir. Bir Yahudi, Bir Yahudi Olmayandan Ne                   Çalarsa, Onu Kendine Saklayabilir." (ĞARÂİBU Talmûd/TALMÛD'un TUHAFLIKLARI, sayfa: 27-28).   Bu metinler, Yahudi olmayanlara yönelik düşmanlık ve yabancılaşma kavramını ve diğer insanları insanlığın eşit ortakları olarak tanımama ilkesini pekiştirir.   SİYONİZM: Siyasi Boyutu ve Gelenekçilerin Sömürülmesi:            Buna karşılık, SİYONİZM büyük ölçüde siyasi ilkelere dayanan ulusal bir harekettir, temellerinin tamamı dini değildir. Bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlamış ve meşruiyetini artırmak için dini bir silah olarak kullanmıştır. Geleneksel Yahudiler ise Mesih'in gelişinden evvel bir Yahudi devleti kurulması fikrini reddeder.            Siyonizm bu görüşü değiştirdi ve Yahudilerin kendi kurtuluşlarını kendilerinin sağlayacağına, ilahi müdahaleyi beklemeyeceklerine karar verdi.   Bu değişiklik, Siyonist devletin kurucularından ve ilk başbakanı olan David Ben-Gurion'un şu sözlerinde açıkça görülmektedir:            "Yahudilik Artık Kaderini Belirlemek İçin İlahi Yardımı Beklememeli, Normal Doğal Yolları Kullanmalıdır. İsrâil Ordusu Tevrat'ın En İyi Yorumlayıcısıdır." (Abdu’l-Vehhâb el-Messîrî; SİYONİZM VE ŞİDDET/ الصهيونية والعنف / s. 44)            [Müslüman düşünür ve sosyolog Abdu’l-Vehhâb el-MESSÎRÎ’nin Bu çalışması, Siyonist olguya özgü yapısal boyutları ve ara sıra ortaya çıkan terörist ve ırkçı olayların altında yatan modeli ele alır. Eser, Siyonistlerin Yahudi karakterine yönelik eleştirisiyle başlar.            Ardından şiddet ve Siyonist vizyon arasındaki ilişkiyi, daha sonra Siyonistlerin benlik vizyonunu, Yahudilere karşı Siyonist terörizmi ve son olarak Araplara karşı entelektüel şiddeti tartışır.            Batı ve Siyonist yerleşimci/işgalci sömürgeciliği, Siyonist yerleşimci sömürgeciliğinin askerî doğası, İsrâil Siyonist ulusal güvenliği, İsrâil Siyonist çatışma ve özyönetim vizyonu, yerleşim ve ekonomi arasındaki ilişki…            Bunların tümü SİYONİZMİN bir yer DEĞİŞTİRME SÖMÜRGECİLİĞİ olduğunu gösteriyor. Yazar, 1948 öncesi ve sonrasındaki Siyonist terörizmden ve Oslo Anlaşması'na kadar olan Siyonist zulmünden bahsediyor.            Ben, SİYONİZM VE ŞİDDET/ الصهيونية والعنف adlı eserin Türkçe çevirisini görmedim. Bu kabilden kıymetli çalışmaların dilimize kazandırılması elzemdir. Fakat HEYHAT! Y.M.Y.]   Hemen asıl konumuza dönelim.            el-MESSÎRÎ’nin yukarıda alıntıladığımız ifadesi, Yahudi hedeflerine ulaşmanın yolunun dini okültizmden ziyade askeri ve siyasi güç olduğuna inanan Siyonist bakış açısını yansıtmaktadır.            Dolayısıyla, SİYONİST KÖKTENCİLİK, geleneksel Yahudi köktenciliğinden farklıdır. Çünkü kendini dini aşırıcılıkla sınırlamaz, aksine bunu gerçek hayatta uygulamak için YAYILMACI VE SALDIRGAN POLİTİKALAR izlemeyi hedefler.            Bu eğilim, Siyonist devlet içinde "GUSH EMUNİM / İmanlılar Bloğu" hareketi ve Filistin topraklarını işgal etmenin Yahudilere verilmiş ilahi bir sözün parçası olduğuna inanan radikal işgalci/yerleşimciler gibi aşırılıkçı grupların ortaya çıkmasına imkân sağlamıştır.   YAHUDİ KÖKTENCİLİĞİ ve SİYONİZMİN Siyasi ve Sosyal Etkileri:            Yahudi fundamentalizmi ve Siyonizmin müdahalesi, işgal ve yerleşim politikalarını güçlendirdi. Aşırı uçtaki Yahudi gruplar ise Filistinlilere yönelik saldırılarını haklı çıkarmak için dini metinlere başvurdu. Aynı zamanda Siyonizm, bu metinleri dünya kamuoyuna kendi politikalarını haklı çıkarmak için kullanıyor. İsrâil'in kuruluşunun muharref İNCİL'deki kehanetlerin gerçekleşmesi olduğunu iddia ediyor.            Sosyal açıdan bakıldığında, Yahudi köktenciliği İsrâil toplumunda izolasyonist düşünceyi güçlendirmiştir.            Burada katı dini gruplar, modern topluma entegre olmayı reddetmekte ve takipçilerine eğitim gibi alanlarda ciddi kısıtlamalar getirmektedir.   Netice olarak Siyonistler Filistin topraklarını işgal edip nüfuzlarını genişleterek dini bir araç olarak kullanıp siyasi avantaj elde ettiler.  
Ekleme Tarihi: 18 Aralık 2025 -Perşembe

GELENEKSEL YAHUDİLİK VE SİYONİZM: DİNİN İDEOLOJİ VE SİYASETTE KULLANIMI

            Gelenekçilik kavramı, son birkaç yıldır entelektüel çevrelerde yaygın olarak kullanılmakta ve tartışılmaktadır.
           Bu terim, aşırıcılığa ve kutsal metinlerin kelime anlamıyla yorumlanmasına dayanan dini hareketler için kullanılmaya başlandı.
           Kavram, Yahudilik de dâhil olmak üzere çeşitli dinlerin mensupları tarafından kullanılmaya başlanmış, Tevrat ve Talmud'a dayalı katı bir dini doktrini benimseyen radikal gelenekçi bir hareketin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
           Öte yandan, Siyonizm siyasi bir hareket olarak ortaya çıktı ve bazı dini fikirleri benimsedi, ancak Yahudi mirasına pratik bir yorum getirdi. Bu hareket, Yahudiliği bekleme halindeki bir gruptan çıkarıp siyasete dâhil etti. Amaçlarına maddi ve askerî yollarla ulaşmayı hedefleyen bir hareket..
           Bu çalışmada, geleneksel Yahudilik ve Siyonizm arasındaki dini açıdan farklılıkları vurgulayacak ve aynı zamanda entelektüel köken, siyasi ve sosyal ideolojilerini tahlil edeceğiz.
  Dini Anlam ile Siyasi Kullanım Arasında GELENEK Kavramının Anlamı:
           GELENEK sözcüğü genellikle dini geleneklere sıkı sıkıya bağlılık ve mukaddes metinlerin kelime anlamıyla yorumlanmasıyla ilişkilendirilir.
           Bu terim ilk olarak yirminci yüzyılın başlarında Amerika'daki Hristiyan geleneğine atıfta bulunmak için kullanıldı. Hareket, Protestan kilisesindeki modernist eğilimlerin aksine, belirli inançlara sıkı sıkıya bağlı kalmayı savunuyordu. Zamanla, bu kavram Yahudilik de dâhil olmak üzere diğer dinlerdeki radikal eğilimleri tanımlamak için kullanılmaya başlandı.
           Yahudilikteki GELENEK, Yahudilerin diğer milletlerden farklı kimliğini vurgulayan ve başkalarıyla ilişkiyi reddeden katı bir duruş sergileyen dini metinlere dayanır. Bu eğilim, Yahudilerin üstünlüğü ve diğer uluslardan ayrı olma duygusunu pekiştiren dini kavramlara istinat eder.
           Bu durum, Yahudileri diğerlerinden daha üstün bir statüde gören ve Yahudi olmayanlarla yalnızca gerekli temaslarda bulunmalarını emreden kimi Talmud metinlerinde bulunur.
           Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa milliyetçiliğinin etkisiyle ortaya çıkan ve bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan bir siyasi harekettir. Politik hareketin bir kısmı dini temellere dayanmasına rağmen, geleneksel Yahudilikten bir kopuşu da temsil ediyordu. Zira geleneksel Yahudilik, Yahudilerin kurtuluşunun ilahi yardımla bağlantılı olduğuna inanır. Bu da, insan emeği gerektirmez.
           Dolayısıyla, dini ibadet ve kurtuluşu beklemeye önem veren Yahudi gelenekçiliği ile dini, siyasi hedeflere ulaşmak için bir silah olarak kullanan Siyonizm, geleneksel Yahudilik ve Siyonizm'den ayrıştırılabilir.

  GELENEKSEL YAHUDİLİK: Teolojik Yönler ve Dini Aşırıcılık:
           Geleneksel Yahudilik; özellikle Tevrat ve Talmud olmak üzere dini metinlerin kelime anlamıyla yorumlanmasına dayanır. Bu metinlerde Yahudiler, Tanrı'nın gözünde özel bir yere sahip SEÇİLMİŞ BİR HALK olarak tanımlanır ve insanlığın geri kalanı aşağı kabul edilir.
           Bu akîde, dini bir tecrit ve üstünlük duygusunu besleyerek, Yahudi olmayanlarla tüm ilişkileri yanlış olarak gören aşırı uç Yahudi gruplarının ortaya çıkmasına yol açtı. Sözünü ettiğimiz düşünceler bazı Talmud metinlerinde açıkça belirtilmişti. Talmud'da şöyle denmektedir:
  "Eğer Bir YAHUDİ Olmayan Kuyuya Düşerse, O Kendi Hâline Bırakılmalıdır.”
  Bu, Yahudi olmayanlara karşı saldırgan bir görüşü yansıtmaktadır. Başka bir metinde ise şöyle denmektedir:
           "Eğer Bir Yahudi Olmayan Bir Yahudiyi Öldürürse, Öldürülmeyi Hak Eder. Fakat Bir Yahudi Bir Yahudi Olmayanı Öldürürse, Öldürülmemelidir. Bir Yahudi, Bir Yahudi Olmayandan Ne                   Çalarsa, Onu Kendine Saklayabilir." (ĞARÂİBU Talmûd/TALMÛD'un TUHAFLIKLARI, sayfa: 27-28).
  Bu metinler, Yahudi olmayanlara yönelik düşmanlık ve yabancılaşma kavramını ve diğer insanları insanlığın eşit ortakları olarak tanımama ilkesini pekiştirir.

  SİYONİZM: Siyasi Boyutu ve Gelenekçilerin Sömürülmesi:
           Buna karşılık, SİYONİZM büyük ölçüde siyasi ilkelere dayanan ulusal bir harekettir, temellerinin tamamı dini değildir. Bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlamış ve meşruiyetini artırmak için dini bir silah olarak kullanmıştır. Geleneksel Yahudiler ise Mesih'in gelişinden evvel bir Yahudi devleti kurulması fikrini reddeder.
           Siyonizm bu görüşü değiştirdi ve Yahudilerin kendi kurtuluşlarını kendilerinin sağlayacağına, ilahi müdahaleyi beklemeyeceklerine karar verdi.
  Bu değişiklik, Siyonist devletin kurucularından ve ilk başbakanı olan David Ben-Gurion'un şu sözlerinde açıkça görülmektedir:
           "Yahudilik Artık Kaderini Belirlemek İçin İlahi Yardımı Beklememeli, Normal Doğal Yolları Kullanmalıdır. İsrâil Ordusu Tevrat'ın En İyi Yorumlayıcısıdır." (Abdu’l-Vehhâb el-Messîrî; SİYONİZM VE ŞİDDET/ الصهيونية والعنف / s. 44)
           [Müslüman düşünür ve sosyolog Abdu’l-Vehhâb el-MESSÎRÎ’nin Bu çalışması, Siyonist olguya özgü yapısal boyutları ve ara sıra ortaya çıkan terörist ve ırkçı olayların altında yatan modeli ele alır. Eser, Siyonistlerin Yahudi karakterine yönelik eleştirisiyle başlar.
           Ardından şiddet ve Siyonist vizyon arasındaki ilişkiyi, daha sonra Siyonistlerin benlik vizyonunu, Yahudilere karşı Siyonist terörizmi ve son olarak Araplara karşı entelektüel şiddeti tartışır.
           Batı ve Siyonist yerleşimci/işgalci sömürgeciliği, Siyonist yerleşimci sömürgeciliğinin askerî doğası, İsrâil Siyonist ulusal güvenliği, İsrâil Siyonist çatışma ve özyönetim vizyonu, yerleşim ve ekonomi arasındaki ilişki…
           Bunların tümü SİYONİZMİN bir yer DEĞİŞTİRME SÖMÜRGECİLİĞİ olduğunu gösteriyor. Yazar, 1948 öncesi ve sonrasındaki Siyonist terörizmden ve Oslo Anlaşması'na kadar olan Siyonist zulmünden bahsediyor.
           Ben, SİYONİZM VE ŞİDDET/ الصهيونية والعنف adlı eserin Türkçe çevirisini görmedim. Bu kabilden kıymetli çalışmaların dilimize kazandırılması elzemdir. Fakat HEYHAT! Y.M.Y.]
  Hemen asıl konumuza dönelim.
           el-MESSÎRÎ’nin yukarıda alıntıladığımız ifadesi, Yahudi hedeflerine ulaşmanın yolunun dini okültizmden ziyade askeri ve siyasi güç olduğuna inanan Siyonist bakış açısını yansıtmaktadır.
           Dolayısıyla, SİYONİST KÖKTENCİLİK, geleneksel Yahudi köktenciliğinden farklıdır. Çünkü kendini dini aşırıcılıkla sınırlamaz, aksine bunu gerçek hayatta uygulamak için YAYILMACI VE SALDIRGAN POLİTİKALAR izlemeyi hedefler.
           Bu eğilim, Siyonist devlet içinde "GUSH EMUNİM / İmanlılar Bloğu" hareketi ve Filistin topraklarını işgal etmenin Yahudilere verilmiş ilahi bir sözün parçası olduğuna inanan radikal işgalci/yerleşimciler gibi aşırılıkçı grupların ortaya çıkmasına imkân sağlamıştır.

  YAHUDİ KÖKTENCİLİĞİ ve SİYONİZMİN Siyasi ve Sosyal Etkileri:
           Yahudi fundamentalizmi ve Siyonizmin müdahalesi, işgal ve yerleşim politikalarını güçlendirdi. Aşırı uçtaki Yahudi gruplar ise Filistinlilere yönelik saldırılarını haklı çıkarmak için dini metinlere başvurdu. Aynı zamanda Siyonizm, bu metinleri dünya kamuoyuna kendi politikalarını haklı çıkarmak için kullanıyor. İsrâil'in kuruluşunun muharref İNCİL'deki kehanetlerin gerçekleşmesi olduğunu iddia ediyor.
           Sosyal açıdan bakıldığında, Yahudi köktenciliği İsrâil toplumunda izolasyonist düşünceyi güçlendirmiştir.
           Burada katı dini gruplar, modern topluma entegre olmayı reddetmekte ve takipçilerine eğitim gibi alanlarda ciddi kısıtlamalar getirmektedir.
  Netice olarak Siyonistler Filistin topraklarını işgal edip nüfuzlarını genişleterek dini bir araç olarak kullanıp siyasi avantaj elde ettiler.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.