Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

İNZÂR

“Onları Uyarsan da, Uyarmasan da Onlar İçin Birdir; İmân Etmezler. Sen Ancak ZİKRE Tâbi Olan ve Görmediği Halde RAHMÂN'dan Korkan Kimseyi Uyarabilirsin. İşte Böylesini MAĞFİRET ve Değerli Bir Ödülle Müjdele!  (YÂSÎN: 10-11) & TEFSİR   ÂYET: 10 – (Onları Uyarsan da, Uyarmasan da Onlar İçin Birdir; İmân Etmezler. / وسواء عليهم أأنذرتهم أم لم تنذرهم لا يؤمنون) sözü, inkârcıların ulaştığı inatçılığın ve hakikatten yüz çevirmenin bir açıklamasıdır.   {Cenabı Hakkın; (Birdir, Eşittir, Müsâvidir/ سَواءٌ) ifadesi, 'EŞİT, Müsavi, Küfüv, Muâdil/ استواء' anlamına gelen bir İsm-i Mastardır ve bununla kastedilen şey Etken Ortaç/İsm-i Fâildir.   Müstevin/ مُسْتَوٍ = ’Eşit, müsavi, aynı, bir, benzer, muâdil’ gibi anlamlara gelir.   Yani O kimseler ki; “Onların Boyunlarına HALKALAR Geçirdik / جعلنا في أعناقهم أغلالا ” [YÂSÎN: 8] âyetine işaret eder.   (ve Önlerine de Arkalarına da Bir Engel Koyduk / وجعلنا من بين أيديهم سدا ومن خلفهم سدا) [YÂSÎN 9]   Onlara uyarıda bulunsanız da bulunmasanız da fark etmez. Çünkü hazırlıksız ve bozuk mizaçlı olduklarından, onlara getirdiğiniz hakikate inanmazlar. Onları ona çağırsanız da çağırmasanız da, azapla korkutsanız da korkutmasanız da, kalpleri ölmüştür ve artık onları çağırdığınız hiçbir şeyden etkilenmezler.} Tefsîru’l-VASÎT / TANTÂVÎ   ÂYET: 11 – (Sen Ancak ZİKRE Tâbi Olan ve Görmediği Halde RAHMÂN'dan Korkan Kimseyi Uyarabilirsin. İşte Böylesini MAĞFİRET ve Değerli Bir Ödülle Müjdele! /  إنما تنذر من اتبع الذكر وخشي الرحمن بالغيب ، فبشره بمغفرة وأجر كريم)   {Buradaki (ez-ZİKR/ الذكر) sözcüğü büyük ihtimâlle KUR'ÂN'a işaret etmektedir. KUR'ÂN'ı takip eden ve RAHMÂN olan ALLÂH'tan O'nu görmese bile, korkan kişi, bu UYARIDAN faydalanandır. Sanki İNZÂR/Uyarı, Korkutma; sadece ona yöneltilmiş gibi.. Resûl (S.A.S.) genelleme yapmış olsa da, sanki özellikle onu hedef almış gibi. Ancak bu kişiler bundan faydalanamadı; dolayısıyla bu, sadece (Görmediği Halde RAHMÂN'dan Korkan ve ZİKRE Tâbi Olan / من اتبع الذكر وخشي الرحمن بالغيب)lar ile sınırlı kaldı.   Bu, kendisine ibret olan bir uyarıdan faydalandıktan sonra müjdelenmeye değer bir durumdur: (İşte Böylesini MAĞFİRET ve Değerli Bir Ödülle Müjdele! / فبشره بمغفرة وأجر كريم)   İşlediği günahlarda ısrarcı olmayan kimsenin günahlarının affı.. Ve RAHMÂN olan ALLÂH'tan -O’nu görmediği halde- gizlice korkmanın, KUR'ÂN'da vahyettiğine uymanın cömert bir ödülü. Bu ikisi kalpte iç içe geçmiştir. Çünkü ALLÂH korkusu, O'nun vahyettiğine göre amel etmek ve O'nun emrettiği yolda sebat etmekle birlikte kalpte yerleşir.} FÎ ZILÂLİ’L KUR'ÂN / Seyyid KUTUB
Ekleme Tarihi: 12 Şubat 2026 -Perşembe

İNZÂR

“Onları Uyarsan da, Uyarmasan da Onlar İçin Birdir; İmân Etmezler.

Sen Ancak ZİKRE Tâbi Olan ve Görmediği Halde RAHMÂN'dan Korkan Kimseyi Uyarabilirsin.
İşte Böylesini MAĞFİRET ve Değerli Bir Ödülle Müjdele! 
(YÂSÎN: 10-11)
&
TEFSİR
  ÂYET: 10 – (Onları Uyarsan da, Uyarmasan da Onlar İçin Birdir; İmân Etmezler. / وسواء عليهم أأنذرتهم أم لم تنذرهم لا يؤمنون) sözü, inkârcıların ulaştığı inatçılığın ve hakikatten yüz çevirmenin bir açıklamasıdır.
  {Cenabı Hakkın; (Birdir, Eşittir, Müsâvidir/ سَواءٌ) ifadesi, 'EŞİT, Müsavi, Küfüv, Muâdil/ استواء' anlamına gelen bir İsm-i Mastardır ve bununla kastedilen şey Etken Ortaç/İsm-i Fâildir.
  Müstevin/ مُسْتَوٍ = ’Eşit, müsavi, aynı, bir, benzer, muâdil’ gibi anlamlara gelir.
  Yani O kimseler ki; “Onların Boyunlarına HALKALAR Geçirdik / جعلنا في أعناقهم أغلالا ” [YÂSÎN: 8] âyetine işaret eder.
  (ve Önlerine de Arkalarına da Bir Engel Koyduk / وجعلنا من بين أيديهم سدا ومن خلفهم سدا) [YÂSÎN 9]
  Onlara uyarıda bulunsanız da bulunmasanız da fark etmez. Çünkü hazırlıksız ve bozuk mizaçlı olduklarından, onlara getirdiğiniz hakikate inanmazlar. Onları ona çağırsanız da çağırmasanız da, azapla korkutsanız da korkutmasanız da, kalpleri ölmüştür ve artık onları çağırdığınız hiçbir şeyden etkilenmezler.}
Tefsîru’l-VASÎT / TANTÂVÎ

  ÂYET: 11 – (Sen Ancak ZİKRE Tâbi Olan ve Görmediği Halde RAHMÂN'dan Korkan Kimseyi Uyarabilirsin. İşte Böylesini MAĞFİRET ve Değerli Bir Ödülle Müjdele! /  إنما تنذر من اتبع الذكر وخشي الرحمن بالغيب ، فبشره بمغفرة وأجر كريم)
  {Buradaki (ez-ZİKR/ الذكر) sözcüğü büyük ihtimâlle KUR'ÂN'a işaret etmektedir. KUR'ÂN'ı takip eden ve RAHMÂN olan ALLÂH'tan O'nu görmese bile, korkan kişi, bu UYARIDAN faydalanandır. Sanki İNZÂR/Uyarı, Korkutma; sadece ona yöneltilmiş gibi.. Resûl (S.A.S.) genelleme yapmış olsa da, sanki özellikle onu hedef almış gibi. Ancak bu kişiler bundan faydalanamadı; dolayısıyla bu, sadece (Görmediği Halde RAHMÂN'dan Korkan ve ZİKRE Tâbi Olan / من اتبع الذكر وخشي الرحمن بالغيب)lar ile sınırlı kaldı.
  Bu, kendisine ibret olan bir uyarıdan faydalandıktan sonra müjdelenmeye değer bir durumdur: (İşte Böylesini MAĞFİRET ve Değerli Bir Ödülle Müjdele! / فبشره بمغفرة وأجر كريم)
  İşlediği günahlarda ısrarcı olmayan kimsenin günahlarının affı.. Ve RAHMÂN olan ALLÂH'tan -O’nu görmediği halde- gizlice korkmanın, KUR'ÂN'da vahyettiğine uymanın cömert bir ödülü. Bu ikisi kalpte iç içe geçmiştir. Çünkü ALLÂH korkusu, O'nun vahyettiğine göre amel etmek ve O'nun emrettiği yolda sebat etmekle birlikte kalpte yerleşir.}
FÎ ZILÂLİ’L KUR'ÂN / Seyyid KUTUB

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.