ABD operasyonu ile VENEZUELA Devlet Başkanı Nicolas MADURO'nun tutuklanıp ABD'ye nakledilmesi, sözde demokrasi savunucularının itibarına leke sürmüştür. Bu hareket WASHİNGTON'un, özgür ulusların kararlılığı karşısındaki çaresizliğinin bir göstergesidir.
Washington bu hamleyle; “BM Şartı'nın Kendi Görüşüne Göre Yalnızca Sembolik Bir Belge Olduğunu ve Amerikan Hegemonyasıyla Çeliştiği Sürece Hiçbir Değerinin Olmadığını” açıkça ortaya koydu.
Amerika Küresel Zorba Rolünde
1945'ten sonra kurulan uluslararası sistem, “Devlet Egemenliği ve İç İşlerine Karışmama” ilkelerine dayanıyordu.
BM Şartı'nın 2. maddesi, herhangi bir devlete karşı güç kullanımını açıkça yasaklamaktadır. Bir devletin başkanının tutuklanması, dünyayı "Orman Kanununa" doğru itmeye eşdeğerdir.
Uzmanlara göre bu yasal bir işlem değil, açık bir 'Devlet Kaçırma' eylemidir. ABD'nin uyuşturucu kaçakçılığına karşı aldığı önlemlerin gerekçelendirilmesi zayıf ve tartışmalı bir argüman olarak nitelendiriliyor. Eğer her devlet kendi iç yasalarına dayanma bahanesiyle diğer ülkelerin liderlerini askeri güçle tutuklasaydı, ‘Küresel Güvenlik Kavramı’ tamamen ortadan kalkardı.
Bu davranış, Amerika Birleşik Devletleri için egemenlik hakkının yalnızca kendisiyle sınırlı olduğu mesajını veriyor.
Devlet Başkanlarına Yönelik Güvenlik Önlemleri
Devlet başkanlarının dokunulmazlığı, Uluslararası Adalet Divanı tarafından birçok kararda teyit edilmiş, uluslararası hukukta köklü bir ilkedir.
Nicolas MADURO'nun tutuklanması, bu ilkenin açık bir ihlali olarak görülüyor. Eleştirmenlere göre bu ciddi bir hukuki suçtur.
Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlarını soruşturmaları nedeniyle yaptırım ve tehditlere maruz bırakan aynı Amerika Birleşik Devletleri'nin, bugün kendisini küresel adaletin savunucusu olarak sunması da dikkat çekicidir.
Bu çifte standart, asıl amacın yasayı uygulamak değil, 'Siyasi Rakipleri Ortadan Kaldırmak' olduğu izlenimini güçlendiriyor.
Güvenlik Konseyi, Barışın Garantörü mü Yoksa Sessiz Seyirci mi?
Bu olay, Birleşmiş Milletler'in ve özellikle Güvenlik Konseyi'nin büyük güçlerin etkisiyle felç olduğunu bir kez daha göstermektedir.
ABD'nin VETO yetkisi, kurumu fiilen etkisiz hale getirmiştir.
Bir güç egemen bir ülkenin hava ve deniz sınırlarını ihlal edip liderini tutukladığında ve beynelmilel kurumlar sessiz kaldığında, bu kurumsal bir başarısızlıktan başka bir şey ifade etmez.
Uluslararası toplumun sessizliği, bazı çevreler tarafından gelecekte küresel anarşiye yol açabilecek tehlikeli bir emsal olarak nitelendiriliyor.
Eleştirmenlere göre, ABD bu hamleyle gelişmekte olan ülkelere açık bir mesaj gönderdi:
‘Ya Uyum Sağlayın Ya da Sonuçlarına Hazırlıklı Olun!’
Sonuç: ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı'nı tutuklaması, görünüşe göre bir savaş eylemi değil, küresel sistemin ahlaki çöküşünün bir sembolü haline gelmiştir.
Bu hamle bir güç gösterisi değil, özgürlük ve egemenlik konusunda taviz vermeye yanaşmayan ulusların kararlılığı karşısında sergilenen bir endişenin göstergesidir.
Eğer uluslararası toplum bu dönemde etkili bir şekilde cevap vermezse, hiçbir ülke gelecekte kendini güvende hissedemeyecektir.
Bu bağlamda, bu olay Amerika için bir zafer değil, aksine Washington'un liderlik iddiasında bulunduğu küresel sistemin ahlaki ve siyasi çöküşünün başlangıcıdır.


