Çağdaş İslâm düşüncesinin en özgün, sistematik ve sarsıcı isimlerinden biri olan Pakistanlı filozof ve ilahiyatçı Profesör Fazlurrahman Malik (1919–1988), KUR’ÂN’ın nüzul ortamını analiz ederken İslâm’ın doğuşunun sadece soyut bir inanç değişimi değil, köklü bir sosyo-ekonomik adalet mücadelesi olduğunu savunur.
‘İslâm ve KUR’ÂN’ın Ana Temaları’* adlı şaheserinde vurguladığı üzere, dönemin Mekke toplumu (Kureyş elitleri), ticari güçlerini tekelleştirerek yetimleri, zayıfları ve köleleri ezen, serveti sadece dar bir oligarşik zümre arasında döndüren acımasız bir pazar yapısına sahipti.
Fazlurrahman’a göre, KUR’ÂN’ın ilk nazil olan ayetleri (özellikle Tekasür, Hümeze ve Mutaffifîn sureleri), tam olarak bu kontrolsüz yığılma, istifçilik (kenz), hile ve faize dayalı sömürü mekanizmalarına indirilmiş radikal darbelerdir.
Dolayısıyla onun teolojik sisteminde zenginleşme eylemi, toplumsal adaletten ve ahlaki denetimden bağımsız, kendi başına buyruk bir alan olarak asla tasavvur edilemez.
Mülkiyetin Sınırları ve ‘Emanet’ Doktrini
Fazlurrahman’ın iktisat felsefesi, mülkiyet hakkının mutlak ve hudutsuz olduğu yönündeki seküler ya da kapitalist kabulleri kökten reddeder.
KUR’ÂN’ın bütüncül ruhundan hareketle, yeryüzündeki tüm kaynakların nihai sahibinin ALLÂH olduğunu ve insanın bu kaynaklar üzerinde ancak bir 'Emanetçi (Halife)' sıfatıyla tasarrufta bulunabileceğini belirtir.
Haşr Suresi 7. ayette geçen "Servet, İçinizden Sadece Zenginler Arasında Dönüp Duran Bir Devlet/Güç Olmasın!/ كي لا يكون دولة بين الاغنياء منكم" ilkesini teorisinin merkezine oturtan düşünür, servetin kendisini kategorik olarak kötülemez.
Ancak, servetin gayrimeşru yollarla biriktirilmesini, tekelleştirilmesini ve toplumun diğer katmanlarını ezmek için bir tahakküm aracına dönüştürülmesini lanetler.
Zenginleşmenin bir onur vesilesi olabilmesi, sermayenin ahlaki bir sorumluluk bilinciyle (takva) harmanlanarak kamusal faydanın ve sosyal dengenin hizmetine sunulmasıyla mümkündür.
İKİ AŞAMALI HERMENÖTİK: Tarihsel Biçim ve Evrensel Ahlak
Fazlurrahman’ın İslam düşünce mirasına kazandırdığı en önemli metodolojik araç olan "iki aşamalı yorum bilgisi (hermenötik)", yolsuzluk ve haksız kazanç meselelerine uygulandığında son derece net sonuçlar üretir.
Bu metoda göre, KUR’ÂN’ın indiği 7. yüzyıl Hicaz toplumundaki rüşvet, ölçüde hile veya kamu malına el uzatma (Ğulûl/ غلول) gibi spesifik yasaklar, o dönemin somut sosyolojik gerçeklikleridir.
Fakat bir düşünürün görevi, bu tarihsel kabukta takılıp kalmak değil; o yasakların arkasındaki ‘EVRENSEL AHLÂKÎ İLKEYİ (ratio legis)’ çekip çıkarmaktır.
Fazlurrahman’a göre bu değişmez EVRENSEL İLKE; ‘Toplumsal Hakların Çiğnenmemesi, Emeğin Sömürülmemesi ve Kamusal Kaynakların Yağmalanmamasıdır.’
Bu bağlamda modern dünyadaki kamu ihalelerine fesat karıştırma, rüşvet, vergi kaçırma, içeriden öğrenenlerin ticareti (insider trading) veya her türlü kurumsal yolsuzluk, tarihsel biçimi ne kadar sofistike olursa olsun, KUR’ÂN’ın evrensel meşruiyet dairesinin tamamen dışındadır ve kesin birer ahlaki sapmadır.
KAMUSAL AHLAK ve Dindarlık İllüzyonunun Eleştirisi
Fazlurrahman, ‘İslâm ve Çağdaşlık’** adlı eserinde modern Müslüman toplumların yaşadığı en derin krizi ‘Kamusal Ahlak’ ile ‘Bireysel İbadetler’ arasındaki şizofrenik kopukluk olarak teşhis eder.
Kişinin namaz kılması, hacca gitmesi, yoğun dini ritüelleri yerine getirmesi ya da İslâmî bir söylem kullanması, onun ekonomik alandaki gayrimeşru adımlarını, haksız zenginleşmesini veya arsızlığını asla kamufle edemez.
Fazlurrahman’a göre gerçek ‘TAKVA’, yani ALLÂH’a karşı sorumluluk bilinci, sadece mabetlerin sınırları içinde değil; asıl piyasada, ticarette, bürokraside vs. gösterilen adalet ve şeffaflıkla ölçülür.
Kirli, şaibeli ve yolsuzluk içeren mekanizmalarla servet devşirip, ardından bu servetin bir kısmıyla hayır-hasenat yaparak vicdan rahatlatmaya veya günah çıkarmaya çalışmak, KUR’ÂN’ın bütüncül ahlak kuramını hiç anlamamış bir şekilcilikten ve derin bir ahlaki çürümeden ibarettir.
----
*Major Themes of the Qur'an - Fazlur Rahman [Arapçaya "المسائل الكبرى في القرآن الكريم /el-Mesâilu'l-Kubrâ fî'l-Kur'âni'l-Kerîm / KUR'ÂN'daki Büyük Meseleler - Temel Temalar” adıyla çevrilmiştir.]
** Islam and Modernity: Transformation of an Intellectual Tradition / İslâm ve Modernite: Entelektüel Bir Geleneğin Dönüşümü
