Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

MUHAMMED ÂBİD el-CÂBİRÎ'DE VELİ-MÜRİT DOKTRİNİ VE ZİHNİ KÖLELİK

Muhammed Âbid el-Câbirî’nin velilere (velâyet makamına), mistisizm ve tasavvufa bakış açısı son derece eleştirel, yapısal ve mesafelidir. Câbirî, geliştirdiği üçlü bilgi modelinde velilik algısını tamamen ‘İrfân (Sezgi/Gnostik Akıl)’ sistemi içerisinde konumlandırır. Onun Türkçeye henüz çevrilmeyen orijinal Arapça eserlerinde bu konu, bireysel bir inanç pratikliği olmaktan çıkarılarak İslam dünyasını esir alan yapısal bir zihniyet ve epistemolojik kriz olarak şu argümanlarla temellendirilir: 1. Velâyet - Nübüvvet Hiyerarşisi Eleştirisi Câbirî’ye göre, İslam dünyasındaki tasavvufi ve İrfânî akımlar, velâyet kavramını nübüvvetin (peygamberliğin) önüne geçirme veya onunla eşitleme eğilimindedir. İrfânî sistemde peygamberlik kronolojik olarak sona ermiş olsa da, veliler aracılığıyla ilahi bilgi akışının (keşf ve ilham yoluyla) dikey olarak devam ettiği savunulur. Câbirî, velilere atfedilen bu ‘Masumluk’, ‘Gaybı Bilme’ ve ‘Doğaüstü Bilgiye Doğrudan Erişim’ iddialarını İslam'ın özündeki hudutları net çizilmiş din anlayışına bir tehdit olarak görür. Sorgulama Yetisinin Yok Edilmesi: Şeyhin veya velinin kararlarını sorgulamayı ‘Manevi Helak’ sebebi sayan bir zihniyet, bireyin zihni özerkliğini ortadan kaldırır. Veli karşısında aklını ve iradesini askıya alan birey, nesnel hakikat arayışı yerine kayıtsız şartsız boyun eğen bir psikoloji geliştirir. (el-Hitâbü’l-ʿArabiyyü’l-Muʿâsır/الخطاب العربي المعاصر) 2. İsnadın Reddi: Doğrudan Kaynaktan Hadis Tashih Etme İddiası (Binyetü’l-Akli’l-Arabî/بنية العقل العربي) Câbirî, irfânî akıl sisteminin nesnel ve denetlenebilir bilgi zeminini nasıl tahrip ettiğini çarpıcı bir örnekle gözler önüne serer. Geleneksel İslam bilimlerinde bir hadisin doğruluğu, ravilerin güvenilirliğini inceleyen nesnel bir süzgeçle (İsnad Zinciriyle/Silsiletü'l-İsnâd/سلسلة الإسناد) belirlenirken, velilik doktrini bu akademik süzgeci tamamen baypas eder. Denetlenemez Bilgi Otoritesi: Bu sistemde, "Veli, Peygamber’in Hadisini Doğrudan ve İsnada İhtiyaç Duymaksızın Kendisinden (Manevi Bir Bağ/Keşif Yoluyla) Tashih Edebilir" görüşü hâkim kılınmıştır. Câbirî'ye göre bu yaklaşım, nesnel ilmi kriterleri tamamen devre dışı bırakır. Bilgi, herkesin denetimine açık rasyonel bir zemin olmaktan çıkıp, sadece velinin sübjektif iddialarına dayalı aşkın bir otorite aracına dönüşür. Kişi, zihnini tamamen bu gizemli mekanizmaya teslim etmek zorunda kalır. (Binyetü’l-Akli’l-Arabî /بنية العقل العربي / Arap-İslam Kültürünün Akıl Yapısı) 3. Akıl Dışılık ve Toplumsal Atalet (İşkâliyyetü’l-fikri’l-ʿArabiyyi’l-Muʿâsır) Câbirî, velilere yönelik aşırı saygının ve mutlak teslimiyetin toplumsal bir uyuşmaya yol açtığını iddia eder. Velilerin ürettiği bilgi mantıksal bir süzgeçten geçmediği için, bu durum İslam toplumlarında akılcılığın (Burhân/برهان) dışlanmasına neden olmuştur. Metodolojik Kölelik: Câbirî'ye göre klasik fıkıh veya felsefe, kuralları nesnel olan alanlardır. Buna karşın velinin otoritesine dayanan sistem, denetlenemez bir sübjektiflik üretir. Mürit, ‘Gassal (Ölü Yıkayıcı) Elindeki Meyyit (Ölü)’ gibi olmak zorundadır ve şeyhinin hatasını bile bir ‘HİKMET’ olarak görmekle yükümlüdür. Bu durum, akli muhakemenin kasten intihar ettirilmesidir. Toplum rasyonel sebep-sonuç ilişkilerini terk edip velilerin kerametlerine ve dualarına bel bağladığında, bilimsel ve sosyolojik ilerleme tamamen durur. 4. ‘Yabancı’ Kültürlerin Etkisi ve Pedagojik Çıkmazlar (es-Siyâsâtü’t-Taʿlîmiyye fi’l-Maġrib/ السياسات التعليمية في المغرب) Câbirî'ye göre velilik ve irfân kültürü, İslam'ın kendi iç rasyonel dinamiklerinden ziyade Hermetizm ve kadim gnostik kültürlerin İslam dünyasına sızmasıyla oluşmuştur. Câbirî, Kuzey Afrika tarihindeki yerel veli ve türbe odaklı dindarlık yapılarını incelerken, resmi eğitim sisteminde rasyonel, sorgulayıcı ve felsefi düşünce (Dürûsü’l-Felsefe/ دروس الفلسفة) inşa edilmediği sürece bu zihniyetin aşılamayacağını belirtir. Tarikat hücrelerinde yetişen ve veli kültünü sorgusuz sualsiz tüketen bu teslimiyetçi insan tipinin, modern ve özgür bir zihniyet dünyası kuramayacağını vurgular. Kısaca Câbirî için; velilere yönelik bu sınırsız ve körü körüne bakış açısı, bireyin İLÂHÎ bir yetkiyle donatılmış beşeri figürlere köle olması demektir. Bu zihniyet prangası kırılmadan İslam dünyasında gerçek bir özgürleşme, rasyonelleşme ve bilimsel uyanış mümkün değildir. KRİZDEN ÇIKIŞ REÇETESİ: Câbirî’nin ‘Burhânî (Rasyonel) Akıl’ Modeli Ve Entelektüel Avan-Gardizm Muhammed Âbid el-Câbirî, Arap Aklının Eleştirisi projesinde İslam dünyasının içine düştüğü zihni tıkanıklığı, dogmatizm ve teslimiyetçiliği sadece teşhis etmekle kalmaz; bu yapısal krizden çıkış için FİKRÎ bir reçete de sunar. Câbirî’ye göre kurtuluş, gizemci/sezgisel olan İrfân akıl sisteminin tasfiye edilerek, rasyonel, analitik ve nedenselliğe dayalı Burhânî Akıl Modeli’nin yeniden inşa edilmesindedir. Düşünürün kitap ve makaleleri ekseninde, bu rasyonel çıkış modelinin ana sütunları şu şekildedir: A)- Endülüs-Mağrip Akılcılığının İhyası Câbirî, İslam medeniyetinin entelektüel haritasını okurken coğrafi ve metodolojik bir ayrım yapar. Ona göre Doğu İslam dünyası (Bağdat ve çevresi), Gazâlî ve İbn Sînâ gibi figürlerin etkisiyle rasyonel zemini kaybederek İrfânî (gizemci) ve batinî unsurlara teslim olmuştur. Buna karşın batı kanadı, yani Endülüs ve Mağrip hattı (Kurtuba, İşbiliye, Fas), aklı merkeze alan Burhânî sistemi olgunlaştırmıştır. İbn Rüşdçü Miras: Câbirî, krizden çıkışın ilk adımı olarak İbn Rüşd, İbn Hazm, İbn Bâcce ve İbn Haldun’un temsil ettiği Endülüs akılcılığına geri dönmeyi önerir. (Felsefetünâ ve’t-Türâs / فلسفتنا والتراث/Felsefi Mirasımız ve Biz) Bu ekol, dini metinler ile rasyonel felsefeyi birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan iki hakikat alanı olarak konumlandırır. B)- Nedensellik İlkesinin (İlliyyet/العليّة) Yeniden Tesis Edilmesi (Binyetü’l-Akli’l-Arabî/بنية العقل العربي) Veli-mürit doktrininin ürettiği teslimiyetçi zihniyetin en büyük yıkımı, evrendeki sebep-sonuç ilişkilerini koparmış olmasıdır. Câbirî, mucizelere, kerametlere ve doğaüstü müdahalelere endeksli bir toplumun bilim ve medeniyet üretemeyeceğini belirtir. Doğa Kanunlarının Nesselliği: Burhânî modelin özü, evrenin rasyonel kurallarla işlediğini ve insanın bu kuralları mantık yoluyla kavrayabileceğini savunmaktır. Câbirî, hadisleri isnadsız TASHİH EDEN veya doğa kanunlarını kendi kerametleriyle bükebileceğini iddia eden velilik tasavvuruna karşı, İbn Rüşd’ün "Nedenselliği İnkâr Etmek Bilginin Kendisini İnkâr Etmektir/إنكار العلية هو إنكار للعلم نفسه /İnkâru'l-ʿİlliyyeti hüve inkârun li'l-ʿılmi nefsihi" ilkesini bayraklaştırır. Bilgi, ancak akılla denetlenebilir ve herkes için geçerli (nesnel) olduğunda ‘Burhânî/برهاني’ nitelik kazanır. C)- Epistemolojik Kopuş ve Gelenekle Yeni İlişki (İşkâliyyetü’l-Fikri’l-ʿArabiyyi’l-Muʿâsır/إشكالية الفكر العربي المعاصر) Câbirî, çağdaş Müslüman aydının en büyük hatasının geleneği (türas/تراث) ya tamamen reddetmek ya da kutsayarak olduğu gibi taklit etmek (Taklid/تقليد) olduğunu söyler. Gelenekten Kopmadan Geleneği Aşmak: Çözüm, gelenekle rasyonel bir epistemolojik kopuş (el-Katî‘atü’l-Epistemolojiyye/القطيعة الإبستمولوجية) yaşamaktır. Bu, geçmişi yok saymak değil; geçmişin ürettiği dogmatik metotları (İrfânî Gizemciliği/العرفانية الغنوصية/el-İrfâniyyetü'l-Ğunûsiyye)eleştiri süzgecinden geçirerek güncel sorunlara akılcı çözümler üretmektir. Toplum, tarihin ve velilerin otoritesine köle olmak yerine, kendi çağının öznesi haline gelmelidir. D)- Çağdaş Eğitim Reformu ve Felsefi Zihniyet (es-Siyâsâtü’t-Taʿlîmiyye fi’l-Maġrib/السياسات التعليمية في المغرب) Câbirî, Burhânî aklın gökten zembille inmeyeceğini, ancak ve ancak kurumsal ve pedagojik bir dönüşümle toplum tabanına yayılabileceğini savunur. Sorgulayıcı Müfredat: Düşünür, ezberci, nakilci ‘Mutlak İtaat/الطاعة المطلقة’ üreten eğitim yapılarının acilen lağvedilmesi gerektiğini belirtir. Bunun yerine, genç kuşaklara mantık, eleştirel düşünce ve felsefe disiplinini aşılayan rasyonel bir eğitim politikası uygulanmalıdır. Felsefe öğretimi (Dürûsü’l-Felsefe/ دروس الفلسفة), zihni köleliğin panzehiri ve Burhânî dönüşümün lokomotifidir. KAYNAKÇA 1- Câbirî, Muhammed Âbid. Tekvînu’l-Akli’l-Arabî(Arap Aklının Oluşumu), Beyrut: el-Merkezü’s-Sekâfiyyyü’l-Arabî. 2- Câbirî, Muhammed Âbid. Binyetü’l-Akli’l-Arabî (Arap-İslam Kültürünün Akıl Yapısı), Beyrut: el-Merkezü’s-Sekâfiyyyü’l-Arabî. 3- Câbirî, Muhammed Âbid. İşkâliyyetü’l-fikri’l-ʿArabiyyi’l-muʿâsır (Çağdaş Arap Düşüncesinin Sorunsalları), Beyrut: Darü't-Talîa. 4- Câbirî, Muhammed Âbid. el-Hitâbü’l-ʿArabiyyü’l-muʿâsır (Çağdaş Arap Söylemi), Beyrut: el-Merkezü’s-Sekâfiyyyü’l-Arabî. 5- Câbirî, Muhammed Âbid. es-Siyâsâtü’t-taʿlîmiyye fi’l-Maġrib (Fas'ta Eğitim Politikaları), Kazablanka: Darü'n-Neşr.
Ekleme Tarihi: 20 Ekim 2026 -Salı

MUHAMMED ÂBİD el-CÂBİRÎ'DE VELİ-MÜRİT DOKTRİNİ VE ZİHNİ KÖLELİK

Muhammed Âbid el-Câbirî’nin velilere (velâyet makamına), mistisizm ve tasavvufa bakış açısı son derece eleştirel, yapısal ve mesafelidir.

Câbirî, geliştirdiği üçlü bilgi modelinde velilik algısını tamamen ‘İrfân (Sezgi/Gnostik Akıl)’ sistemi içerisinde konumlandırır. Onun Türkçeye henüz çevrilmeyen orijinal Arapça eserlerinde bu konu, bireysel bir inanç pratikliği olmaktan çıkarılarak İslam dünyasını esir alan yapısal bir zihniyet ve epistemolojik kriz olarak şu argümanlarla temellendirilir:
1. Velâyet - Nübüvvet Hiyerarşisi Eleştirisi
Câbirî’ye göre, İslam dünyasındaki tasavvufi ve İrfânî akımlar, velâyet kavramını nübüvvetin (peygamberliğin) önüne geçirme veya onunla eşitleme eğilimindedir.
İrfânî sistemde peygamberlik kronolojik olarak sona ermiş olsa da, veliler aracılığıyla ilahi bilgi akışının (keşf ve ilham yoluyla) dikey olarak devam ettiği savunulur. Câbirî, velilere atfedilen bu ‘Masumluk’, ‘Gaybı Bilme’ ve ‘Doğaüstü Bilgiye Doğrudan Erişim’ iddialarını İslam'ın özündeki hudutları net çizilmiş din anlayışına bir tehdit olarak görür.

Sorgulama Yetisinin Yok Edilmesi: Şeyhin veya velinin kararlarını sorgulamayı ‘Manevi Helak’ sebebi sayan bir zihniyet, bireyin zihni özerkliğini ortadan kaldırır. Veli karşısında aklını ve iradesini askıya alan birey, nesnel hakikat arayışı yerine kayıtsız şartsız boyun eğen bir psikoloji geliştirir. (el-Hitâbü’l-ʿArabiyyü’l-Muʿâsır/الخطاب العربي المعاصر)

2. İsnadın Reddi: Doğrudan Kaynaktan Hadis Tashih Etme İddiası (Binyetü’l-Akli’l-Arabî/بنية العقل العربي)

Câbirî, irfânî akıl sisteminin nesnel ve denetlenebilir bilgi zeminini nasıl tahrip ettiğini çarpıcı bir örnekle gözler önüne serer. Geleneksel İslam bilimlerinde bir hadisin doğruluğu, ravilerin güvenilirliğini inceleyen nesnel bir süzgeçle (İsnad Zinciriyle/Silsiletü'l-İsnâd/سلسلة الإسناد) belirlenirken, velilik doktrini bu akademik süzgeci tamamen baypas eder.

Denetlenemez Bilgi Otoritesi: Bu sistemde, "Veli, Peygamber’in Hadisini Doğrudan ve İsnada İhtiyaç Duymaksızın Kendisinden (Manevi Bir Bağ/Keşif Yoluyla) Tashih Edebilir" görüşü hâkim kılınmıştır. Câbirî'ye göre bu yaklaşım, nesnel ilmi kriterleri tamamen devre dışı bırakır.

Bilgi, herkesin denetimine açık rasyonel bir zemin olmaktan çıkıp, sadece velinin sübjektif iddialarına dayalı aşkın bir otorite aracına dönüşür. Kişi, zihnini tamamen bu gizemli mekanizmaya teslim etmek zorunda kalır. (Binyetü’l-Akli’l-Arabî /بنية العقل العربي / Arap-İslam Kültürünün Akıl Yapısı)

3. Akıl Dışılık ve Toplumsal Atalet (İşkâliyyetü’l-fikri’l-ʿArabiyyi’l-Muʿâsır)
Câbirî, velilere yönelik aşırı saygının ve mutlak teslimiyetin toplumsal bir uyuşmaya yol açtığını iddia eder. Velilerin ürettiği bilgi mantıksal bir süzgeçten geçmediği için, bu durum İslam toplumlarında akılcılığın (Burhân/برهان) dışlanmasına neden olmuştur.

Metodolojik Kölelik: Câbirî'ye göre klasik fıkıh veya felsefe, kuralları nesnel olan alanlardır. Buna karşın velinin otoritesine dayanan sistem, denetlenemez bir sübjektiflik üretir.

Mürit, ‘Gassal (Ölü Yıkayıcı) Elindeki Meyyit (Ölü)’ gibi olmak zorundadır ve şeyhinin hatasını bile bir ‘HİKMET’ olarak görmekle yükümlüdür.

Bu durum, akli muhakemenin kasten intihar ettirilmesidir. Toplum rasyonel sebep-sonuç ilişkilerini terk edip velilerin kerametlerine ve dualarına bel bağladığında, bilimsel ve sosyolojik ilerleme tamamen durur.

4. ‘Yabancı’ Kültürlerin Etkisi ve Pedagojik Çıkmazlar (es-Siyâsâtü’t-Taʿlîmiyye fi’l-Maġrib/ السياسات التعليمية في المغرب)

Câbirî'ye göre velilik ve irfân kültürü, İslam'ın kendi iç rasyonel dinamiklerinden ziyade Hermetizm ve kadim gnostik kültürlerin İslam dünyasına sızmasıyla oluşmuştur.

Câbirî, Kuzey Afrika tarihindeki yerel veli ve türbe odaklı dindarlık yapılarını incelerken, resmi eğitim sisteminde rasyonel, sorgulayıcı ve felsefi düşünce (Dürûsü’l-Felsefe/ دروس الفلسفة) inşa edilmediği sürece bu zihniyetin aşılamayacağını belirtir.
Tarikat hücrelerinde yetişen ve veli kültünü sorgusuz sualsiz tüketen bu teslimiyetçi insan tipinin, modern ve özgür bir zihniyet dünyası kuramayacağını vurgular.

Kısaca Câbirî için; velilere yönelik bu sınırsız ve körü körüne bakış açısı, bireyin İLÂHÎ bir yetkiyle donatılmış beşeri figürlere köle olması demektir.

Bu zihniyet prangası kırılmadan İslam dünyasında gerçek bir özgürleşme, rasyonelleşme ve bilimsel uyanış mümkün değildir.

KRİZDEN ÇIKIŞ REÇETESİ: Câbirî’nin ‘Burhânî (Rasyonel) Akıl’ Modeli Ve Entelektüel Avan-Gardizm

Muhammed Âbid el-Câbirî, Arap Aklının Eleştirisi projesinde İslam dünyasının içine düştüğü zihni tıkanıklığı, dogmatizm ve teslimiyetçiliği sadece teşhis etmekle kalmaz; bu yapısal krizden çıkış için FİKRÎ bir reçete de sunar.

Câbirî’ye göre kurtuluş, gizemci/sezgisel olan İrfân akıl sisteminin tasfiye edilerek, rasyonel, analitik ve nedenselliğe dayalı Burhânî Akıl Modeli’nin yeniden inşa edilmesindedir.

Düşünürün kitap ve makaleleri ekseninde, bu rasyonel çıkış modelinin ana sütunları şu şekildedir:
A)- Endülüs-Mağrip Akılcılığının İhyası
Câbirî, İslam medeniyetinin entelektüel haritasını okurken coğrafi ve metodolojik bir ayrım yapar. Ona göre Doğu İslam dünyası (Bağdat ve çevresi), Gazâlî ve İbn Sînâ gibi figürlerin etkisiyle rasyonel zemini kaybederek İrfânî (gizemci) ve batinî unsurlara teslim olmuştur.

Buna karşın batı kanadı, yani Endülüs ve Mağrip hattı (Kurtuba, İşbiliye, Fas), aklı merkeze alan Burhânî sistemi olgunlaştırmıştır.

İbn Rüşdçü Miras: Câbirî, krizden çıkışın ilk adımı olarak İbn Rüşd, İbn Hazm, İbn Bâcce ve İbn Haldun’un temsil ettiği Endülüs akılcılığına geri dönmeyi önerir. (Felsefetünâ ve’t-Türâs / فلسفتنا والتراث/Felsefi Mirasımız ve Biz)
Bu ekol, dini metinler ile rasyonel felsefeyi birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan iki hakikat alanı olarak konumlandırır.

B)- Nedensellik İlkesinin (İlliyyet/العليّة) Yeniden Tesis Edilmesi (Binyetü’l-Akli’l-Arabî/بنية العقل العربي)

Veli-mürit doktrininin ürettiği teslimiyetçi zihniyetin en büyük yıkımı, evrendeki sebep-sonuç ilişkilerini koparmış olmasıdır. Câbirî, mucizelere, kerametlere ve doğaüstü müdahalelere endeksli bir toplumun bilim ve medeniyet üretemeyeceğini belirtir.

Doğa Kanunlarının Nesselliği: Burhânî modelin özü, evrenin rasyonel kurallarla işlediğini ve insanın bu kuralları mantık yoluyla kavrayabileceğini savunmaktır.

Câbirî, hadisleri isnadsız TASHİH EDEN veya doğa kanunlarını kendi kerametleriyle bükebileceğini iddia eden velilik tasavvuruna karşı, İbn Rüşd’ün "Nedenselliği İnkâr Etmek Bilginin Kendisini İnkâr Etmektir/إنكار العلية هو إنكار للعلم نفسه /İnkâru'l-ʿİlliyyeti hüve inkârun li'l-ʿılmi nefsihi" ilkesini bayraklaştırır.
Bilgi, ancak akılla denetlenebilir ve herkes için geçerli (nesnel) olduğunda ‘Burhânî/برهاني’ nitelik kazanır.

C)- Epistemolojik Kopuş ve Gelenekle Yeni İlişki (İşkâliyyetü’l-Fikri’l-ʿArabiyyi’l-Muʿâsır/إشكالية الفكر العربي المعاصر)

Câbirî, çağdaş Müslüman aydının en büyük hatasının geleneği (türas/تراث) ya tamamen reddetmek ya da kutsayarak olduğu gibi taklit etmek (Taklid/تقليد) olduğunu söyler.

Gelenekten Kopmadan Geleneği Aşmak: Çözüm, gelenekle rasyonel bir epistemolojik kopuş (el-Katî‘atü’l-Epistemolojiyye/القطيعة الإبستمولوجية) yaşamaktır.

Bu, geçmişi yok saymak değil; geçmişin ürettiği dogmatik metotları (İrfânî Gizemciliği/العرفانية الغنوصية/el-İrfâniyyetü'l-Ğunûsiyye)eleştiri süzgecinden geçirerek güncel sorunlara akılcı çözümler üretmektir.

Toplum, tarihin ve velilerin otoritesine köle olmak yerine, kendi çağının öznesi haline gelmelidir.

D)- Çağdaş Eğitim Reformu ve Felsefi Zihniyet
(es-Siyâsâtü’t-Taʿlîmiyye fi’l-Maġrib/السياسات التعليمية في المغرب)

Câbirî, Burhânî aklın gökten zembille inmeyeceğini, ancak ve ancak kurumsal ve pedagojik bir dönüşümle toplum tabanına yayılabileceğini savunur.

Sorgulayıcı Müfredat: Düşünür, ezberci, nakilci ‘Mutlak İtaat/الطاعة المطلقة’ üreten eğitim yapılarının acilen lağvedilmesi gerektiğini belirtir.

Bunun yerine, genç kuşaklara mantık, eleştirel düşünce ve felsefe disiplinini aşılayan rasyonel bir eğitim politikası uygulanmalıdır. Felsefe öğretimi (Dürûsü’l-Felsefe/ دروس الفلسفة), zihni köleliğin panzehiri ve Burhânî dönüşümün lokomotifidir.

KAYNAKÇA
1- Câbirî, Muhammed Âbid. Tekvînu’l-Akli’l-Arabî(Arap Aklının Oluşumu), Beyrut: el-Merkezü’s-Sekâfiyyyü’l-Arabî.
2- Câbirî, Muhammed Âbid. Binyetü’l-Akli’l-Arabî (Arap-İslam Kültürünün Akıl Yapısı), Beyrut: el-Merkezü’s-Sekâfiyyyü’l-Arabî.
3- Câbirî, Muhammed Âbid. İşkâliyyetü’l-fikri’l-ʿArabiyyi’l-muʿâsır (Çağdaş Arap Düşüncesinin Sorunsalları), Beyrut: Darü't-Talîa.
4- Câbirî, Muhammed Âbid. el-Hitâbü’l-ʿArabiyyü’l-muʿâsır (Çağdaş Arap Söylemi), Beyrut: el-Merkezü’s-Sekâfiyyyü’l-Arabî.
5- Câbirî, Muhammed Âbid. es-Siyâsâtü’t-taʿlîmiyye fi’l-Maġrib (Fas'ta Eğitim Politikaları), Kazablanka: Darü'n-Neşr.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.