Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

“ÖLÜM Sarhoşluğu/Sersemliği Hakîkaten Gelir. İşte Bu Senin Kendisinden Köşe Bucak Kaçtığın Şeydir.” (KÂF: 19)

TEFSÎR - Vehbe ez-Zuhaylî’nin et-Tefsîrü’l-Münîr fî’l-Akîdeti ve’ş-Şerîati ve’l-Menhec (التفسير المنير في العقيدة والشريعة والمنهج) Eseri Dikkate Alınarak - Zuhaylî, metne doğrudan kelimelerin dil tahliliyle başlar: (Sekretü'l-Mevt/ سَكْرَةُ الْمَوْتِ): Ölümün insan aklını bürüyen, idrakini zorlaştıran o en şiddetli ve dehşetli anıdır. Tıpkı içkinin aklı örtmesi (sarhoşluk) gibi, ölüm acısı da insan idrakini bürüdüğü için bu isim verilmiştir. (Bi'l-Hakk/ بِالْحَقِّ) İki Anlama Gelir: Birincisi, ölümün kaçınılmaz bir ilâhî kanun ve hakîkat olmasıdır. İkincisi ise kulun hayattayken şüphe ettiği, uzak gördüğü Ahiret, Hesap ve Ceza Gerçeklerinin o an kulun önüne ayan beyan serilmesidir. Vehbe ez-Zuhaylî, âyeti şu ifadelerle şerh eder: "Ölümün o aklı baştan alan dehşeti, şiddeti ve can çekişme sancısı, ardındaki mutlak ahiret gerçeğiyle birlikte insana apaçık gelivermiştir. Ey gafil insan! İşte bu an, senin dünyada hayatını uzatmak için doktorlara koşarak, ilaçlara sığınarak, tehlikelerden sakınarak köşe bucak kaçtığın, korktuğun ve ertelemeye çalıştığın o kaçınılmaz sondur. Artık bugün ne bir sığınak vardır ne de kaçış!" Müfessir Zuhaylî, bu sahnede Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) vefat döşeğindeyken kızı Hz. Aişe'nin hüzünlü şiir okuması üzerine ona bu âyeti "Hayır Kızım, Öyle Deme; ALLÂH'ın Buyurduğu Gibi 'Ölüm Sarhoşluğu Hak Olarak Geldi...' de!" okuduğunu aktararak, ÖLÜM realitesinin büyüklüğünün en metanetli insanı bile sarstığını vurgular. et-Tefsîrü’l-Münîr’in en ayırt edici özelliği, âyetlerin sonuna eklenen ‘Fıkhu'l-Hayat (Hayat Dersleri)’ bölümüdür. Zuhaylî bu âyetten müminler için şu evrensel dersleri çıkarır: a)- Ölüm Şiddeti Sadece Günahkârlara Ait Değildir: Can çekişme sancısı (sekerât) bir ceza değil, insani bir durumdur. En büyük sancıları peygamberler çekmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) vefat ederken elini suya batırıp "ALLÂH'ım, Ölümün Sekerâtına Karşı Bana Yardım Et!" diye duâ etmiştir. Bu sancılar müminin günahlarına kefaret, derecesinin yükselmesine vesiledir. b)- Perdenin Kalkışı ve Son Andaki İmânın Geçersizliği: ‘Bi'l-Hakk/ بِالْحَقِّ’ (Gerçekle gelmek) ifadesi gereği, SEKERÂT ANINDA GAYB PERDESİ KALKAR. İnkârcı o an hakkı görür fakat Zuhaylî’nin deyimiyle; ‘Gözün Gerçeği Görmesi Artık Fayda Vermez, O An Yapılan Tevbe ve Getirilen İmân Geçersizdir (Ye's İmânı)’. c)- Modern Kaçışın İllüzyonu: İnsanoğlu ne kadar tıbbî gelişme kaydederse kaydetsin, ölümden yüz çevirme (Tehîd/ تَحِيدُ) çabası sadece psikolojik bir avuntudan ibarettir. Âyetin sonundaki (Mâ Kunte Minhu Tehîd / ما كنت منه تحيد) ifadesinin tam karşılığı, ‘Kendisinden Köşe Bucak Kaçtığın, Saptığın, Uzak Durmaya Çalıştığın Şey’ demektir. Ölüm saati geldiğinde tüm dünyevî kaleler anında çöker.
Ekleme Tarihi: 11 Ekim 2026 -Pazar

“ÖLÜM Sarhoşluğu/Sersemliği Hakîkaten Gelir. İşte Bu Senin Kendisinden Köşe Bucak Kaçtığın Şeydir.” (KÂF: 19)

TEFSÎR

- Vehbe ez-Zuhaylî’nin et-Tefsîrü’l-Münîr fî’l-Akîdeti ve’ş-Şerîati ve’l-Menhec (التفسير المنير في العقيدة والشريعة والمنهج) Eseri Dikkate Alınarak -

Zuhaylî, metne doğrudan kelimelerin dil tahliliyle başlar:
(Sekretü'l-Mevt/ سَكْرَةُ الْمَوْتِ): Ölümün insan aklını bürüyen, idrakini zorlaştıran o en şiddetli ve dehşetli anıdır. Tıpkı içkinin aklı örtmesi (sarhoşluk) gibi, ölüm acısı da insan idrakini bürüdüğü için bu isim verilmiştir.

(Bi'l-Hakk/ بِالْحَقِّ) İki Anlama Gelir:
Birincisi, ölümün kaçınılmaz bir ilâhî kanun ve hakîkat olmasıdır.
İkincisi ise kulun hayattayken şüphe ettiği, uzak gördüğü Ahiret, Hesap ve Ceza Gerçeklerinin o an kulun önüne ayan beyan serilmesidir.

Vehbe ez-Zuhaylî, âyeti şu ifadelerle şerh eder:
"Ölümün o aklı baştan alan dehşeti, şiddeti ve can çekişme sancısı, ardındaki mutlak ahiret gerçeğiyle birlikte insana apaçık gelivermiştir.
Ey gafil insan!
İşte bu an, senin dünyada hayatını uzatmak için doktorlara koşarak, ilaçlara sığınarak, tehlikelerden sakınarak köşe bucak kaçtığın, korktuğun ve ertelemeye çalıştığın o kaçınılmaz sondur. Artık bugün ne bir sığınak vardır ne de kaçış!"

Müfessir Zuhaylî, bu sahnede Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) vefat döşeğindeyken kızı Hz. Aişe'nin hüzünlü şiir okuması üzerine ona bu âyeti "Hayır Kızım, Öyle Deme; ALLÂH'ın Buyurduğu Gibi 'Ölüm Sarhoşluğu Hak Olarak Geldi...' de!" okuduğunu aktararak, ÖLÜM realitesinin büyüklüğünün en metanetli insanı bile sarstığını vurgular.

et-Tefsîrü’l-Münîr’in en ayırt edici özelliği, âyetlerin sonuna eklenen ‘Fıkhu'l-Hayat (Hayat Dersleri)’ bölümüdür.
Zuhaylî bu âyetten müminler için şu evrensel dersleri çıkarır:
a)- Ölüm Şiddeti Sadece Günahkârlara Ait Değildir: Can çekişme sancısı (sekerât) bir ceza değil, insani bir durumdur. En büyük sancıları peygamberler çekmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) vefat ederken elini suya batırıp "ALLÂH'ım, Ölümün Sekerâtına Karşı Bana Yardım Et!" diye duâ etmiştir. Bu sancılar müminin günahlarına kefaret, derecesinin yükselmesine vesiledir.

b)- Perdenin Kalkışı ve Son Andaki İmânın Geçersizliği: ‘Bi'l-Hakk/ بِالْحَقِّ’ (Gerçekle gelmek) ifadesi gereği, SEKERÂT ANINDA GAYB PERDESİ KALKAR. İnkârcı o an hakkı görür fakat Zuhaylî’nin deyimiyle; ‘Gözün Gerçeği Görmesi Artık Fayda Vermez, O An Yapılan Tevbe ve Getirilen İmân Geçersizdir (Ye's İmânı)’.

c)- Modern Kaçışın İllüzyonu: İnsanoğlu ne kadar tıbbî gelişme kaydederse kaydetsin, ölümden yüz çevirme (Tehîd/ تَحِيدُ) çabası sadece psikolojik bir avuntudan ibarettir. Âyetin sonundaki (Mâ Kunte Minhu Tehîd / ما كنت منه تحيد) ifadesinin tam karşılığı, ‘Kendisinden Köşe Bucak Kaçtığın, Saptığın, Uzak Durmaya Çalıştığın Şey’ demektir.
Ölüm saati geldiğinde tüm dünyevî kaleler anında çöker.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.