Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

-Sabra ve Şatila’dan GAZZE’ye- Sabra ve Şatila KATLİÂMI’nın Savunmasızlık Dönemeci DİRENİŞ İnsanları SOYKIRIMA Karşı KORUR!

16-18 Eylül 1982 Tarihleri Arasında Lübnân’ın Başkenti BEYRÛT’ta Gerçekleştirilen Sabra ve Şatila KATLİÂMI, Modern Orta Doğu Tarihinin En Karanlık Sayfalarından Biridir. Bu Trajediyi Askerî ve Siyâsî Açıdan Kırılma Noktası Yapan En Önemli Unsur; KATLİÂM Evvelinde Kampların Uluslararası Güvencelerle Tamamen Silahsızlandırılmış ve Savunmasız Bırakılmış Olmasıdır. Olayların Bu En Kritik Aşaması, Kuşatma Süreci ve Ardından Gelen 43 Saatlik KATLİÂMIN Detaylı Anatomisi Şu Şekildedir: 1. Savunmasızlığın Zeminini Hazırlayan Süreç: FKÖ’nün Tahliyesi Haziran 1982’de başlayan İsrâil işgali ve Batı Beyrut kuşatması, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) karargâhını ve Filistin direnişini hedef almıştır. Yaşanan insani krize çözüm bulmak amacıyla ABD, Fransa ve İtalya’nın dâhil olduğu Çok Uluslu Güç (MNF) devreye girmiştir. Amerikalı diplomat Philip Habib’in arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca, Filistinli sivillerin güvenliğinin bu uluslararası güçler tarafından garanti altına alınacağı taahhüt edilmiştir. Bu SAHTE VAATLER üzerine FKÖ, 21 Ağustos - 1 Eylül 1982 tarihleri arasında 15 binden fazla direniş savaşçısını ve meşru müdafaa silahlarını gemilerle Tunus ve diğer Arap ülkelerine tahliye etmeyi kabul etmiştir. Savaşçıların kamplardan tamamen ayrılmasıyla, Sabra ve Şatila’da geriye yalnızca hiçbir savunma gücü olmayan kadınlar, çocuklar, bebekler ve yaşlılar kalmıştır. 2. Güvencelerin Çöküşü ve Kuşatma Çemberi Tahliyenin tamamlanmasının hemen ardından ULUSLARARASI GÜÇLER (MNF), verdikleri KORUMA TAAHHÜTLERİNİ HİÇE SAYARAK planlanandan erken bir tarihte Beyrut’u TERK ETMİŞTİR. 14 Eylül 1982’de, İsrâil ile işbirliği içinde olan Falanjist lider Beşir Cemayel’in bombalı bir sûikast sonucu öldürülmesi, katliâm planının devreye sokulması için bir bahane olarak kullanılmıştır. 15 Eylül sabahı itibarıyla İsrâil TERÖR ordusu, tahliye anlaşmasını açıkça ihlal ederek Batı Beyrut’u işgal etmiştir. Sabra ve Şatila kamplarının etrafı tanklar ve kontrol noktalarıyla tamamen kuşatılmıştır. Kamplardan kaçmak isteyen Filistinli ve Lübnanlı sivillerin çıkışları askerî güçler tarafından engellenmiş, sahanın tüm erişim noktaları kontrol altına alınarak kamp adeta bir açık hava hapishanesi ve ölüm kapanına dönüştürülmüştür. 3. 43 Saatlik Vahşet: 16 Eylül Akşamı Başlayan Katliâm 16 Eylül Perşembe günü saat 18.00 sularında, İsrâil ordusunun onayı ve gözetimi altında, Elie Hobeika komutasındaki faşist Hristiyan Falanjist milisler kamplara giriş yapmıştır. Bu andan itibaren, hiçbir askerî tahkimatı ve silahı bulunmayan sivillere yönelik 43 saat sürecek olan sistematik bir İMHA süreci başlamıştır. Gece Aydınlatma Fişekleri: Katliâmın karanlıkta durmaksızın devam edebilmesi için İsrâil ordusu tarafından gökyüzüne aralıksız olarak aydınlatma fişekleri (havan mermileri) fırlatılmış, kamp alanı milisler için gece boyunca görünür kılınmıştır. Sistematik Şiddet ve Yıkım: Direniş silahlarından yoksun kalan siviller; evlerinde, sokaklarda ve sığınaklarda ağır ve hafif silahlarla katledilmiştir. Saldırganlar balta, bıçak ve ateşli silahlarla kadınlara, hamile annelere, çocuklara ve yaşlılara karşı dayanılmaz bir vahşet uygulamıştır. Tecavüz, işkence ve uzuv kesme gibi savaş suçları yaygın bir şekilde işlenmiştir. Bedensel Direniş: Kırsal alandan gelen ve kamplarda sıkışan halk, hiçbir lojistik destek olmadan sadece ellerindeki çok kısıtlı imkânlarla ve kendi bedenlerini siper ederek son nefeslerine kadar bu faşist barbarlığa direnmeye çalışmıştır. Lojistik Takviye: 43 saat boyunca hiçbir sivilin kaçmasına izin verilmezken, dışarıdan daha fazla milis gücünün içeri girmesi komuta kademesi tarafından kolaylaştırılmıştır. Katliâm, ancak 18 Eylül Cumartesi günü sabah saat 13.00 civarında uluslararası gazetecilerin kampa girmeye başlaması ve vahşetin dünyaya ifşa olmasıyla durdurulabilmiştir. 4. Bilanço ve Sonuç: Hafızalardan Silinmeyen Katliâm Katliâmın ardından geriye toplu mezarlar, yerle bir edilmiş evler ve paramparça edilmiş hayatlar kalmıştır. Farklı kaynaklara ve araştırma komisyonlarına göre 4.000’e yakın Filistinli ve Lübnânlı sivil katledilmiştir.  Bulunamayan ve dozerlerle açılan toplu mezarlara gömülen yüzlerce kurban bugün hâlâ kayıptır. Sabra ve Şatila, mezhep temelinde rastgele gelişmiş bir şiddet eylemi değildir. Bu katliâm, emperyalist güçlerin ve Siyonist işgal rejiminin ortaklaşa planladığı, Filistin nüfusunu ve direniş odağını Lübnân'dan tamamen söküp atmayı amaçlayan organize bir SOYKIRIM ve ETNİK TEMİZLİK adımıdır. Tarihsel süreç; Deyr Yasin’den (Deir Yassin) el-Lid’e, Ürdün’deki Eylül olaylarından Cenin’e ve günümüz Gazze ile Batı Şeria SOYKIRIMINA kadar sivil halkı koruma sözü veren "uluslararası toplumun" vaatlerinin hiçbir işe yaramadığını kanıtlamıştır. Sabra ve Şatila'nın bıraktığı en net DERS; “Mazlûm Halkların Elindeki Direniş Silahlarının Zorla Alınmasının Barış Değil, Gelecekteki Yeni Katliâmların Habercisi Olduğudur.”
Ekleme Tarihi: 20 Eylül 2026 -Pazar

-Sabra ve Şatila’dan GAZZE’ye- Sabra ve Şatila KATLİÂMI’nın Savunmasızlık Dönemeci DİRENİŞ İnsanları SOYKIRIMA Karşı KORUR!

16-18 Eylül 1982 Tarihleri Arasında Lübnân’ın Başkenti BEYRÛT’ta Gerçekleştirilen Sabra ve Şatila KATLİÂMI, Modern Orta Doğu Tarihinin En Karanlık Sayfalarından Biridir.

Bu Trajediyi Askerî ve Siyâsî Açıdan Kırılma Noktası Yapan En Önemli Unsur; KATLİÂM Evvelinde Kampların Uluslararası Güvencelerle Tamamen Silahsızlandırılmış ve Savunmasız Bırakılmış Olmasıdır.

Olayların Bu En Kritik Aşaması, Kuşatma Süreci ve Ardından Gelen 43 Saatlik KATLİÂMIN Detaylı Anatomisi Şu Şekildedir:
1. Savunmasızlığın Zeminini Hazırlayan Süreç: FKÖ’nün Tahliyesi
Haziran 1982’de başlayan İsrâil işgali ve Batı Beyrut kuşatması, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) karargâhını ve Filistin direnişini hedef almıştır.
Yaşanan insani krize çözüm bulmak amacıyla ABD, Fransa ve İtalya’nın dâhil olduğu Çok Uluslu Güç (MNF) devreye girmiştir.
Amerikalı diplomat Philip Habib’in arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca, Filistinli sivillerin güvenliğinin bu uluslararası güçler tarafından garanti altına alınacağı taahhüt edilmiştir. Bu SAHTE VAATLER üzerine FKÖ, 21 Ağustos - 1 Eylül 1982 tarihleri arasında 15 binden fazla direniş savaşçısını ve meşru müdafaa silahlarını gemilerle Tunus ve diğer Arap ülkelerine tahliye etmeyi kabul etmiştir.
Savaşçıların kamplardan tamamen ayrılmasıyla, Sabra ve Şatila’da geriye yalnızca hiçbir savunma gücü olmayan kadınlar, çocuklar, bebekler ve yaşlılar kalmıştır.

2. Güvencelerin Çöküşü ve Kuşatma Çemberi
Tahliyenin tamamlanmasının hemen ardından ULUSLARARASI GÜÇLER (MNF), verdikleri KORUMA TAAHHÜTLERİNİ HİÇE SAYARAK planlanandan erken bir tarihte Beyrut’u TERK ETMİŞTİR.
14 Eylül 1982’de, İsrâil ile işbirliği içinde olan Falanjist lider Beşir Cemayel’in bombalı bir sûikast sonucu öldürülmesi, katliâm planının devreye sokulması için bir bahane olarak kullanılmıştır.

15 Eylül sabahı itibarıyla İsrâil TERÖR ordusu, tahliye anlaşmasını açıkça ihlal ederek Batı Beyrut’u işgal etmiştir. Sabra ve Şatila kamplarının etrafı tanklar ve kontrol noktalarıyla tamamen kuşatılmıştır.

Kamplardan kaçmak isteyen Filistinli ve Lübnanlı sivillerin çıkışları askerî güçler tarafından engellenmiş, sahanın tüm erişim noktaları kontrol altına alınarak kamp adeta bir açık hava hapishanesi ve ölüm kapanına dönüştürülmüştür.

3. 43 Saatlik Vahşet: 16 Eylül Akşamı Başlayan Katliâm
16 Eylül Perşembe günü saat 18.00 sularında, İsrâil ordusunun onayı ve gözetimi altında, Elie Hobeika komutasındaki faşist Hristiyan Falanjist milisler kamplara giriş yapmıştır.
Bu andan itibaren, hiçbir askerî tahkimatı ve silahı bulunmayan sivillere yönelik 43 saat sürecek olan sistematik bir İMHA süreci başlamıştır.

Gece Aydınlatma Fişekleri:
Katliâmın karanlıkta durmaksızın devam edebilmesi için İsrâil ordusu tarafından gökyüzüne aralıksız olarak aydınlatma fişekleri (havan mermileri) fırlatılmış, kamp alanı milisler için gece boyunca görünür kılınmıştır.

Sistematik Şiddet ve Yıkım:
Direniş silahlarından yoksun kalan siviller; evlerinde, sokaklarda ve sığınaklarda ağır ve hafif silahlarla katledilmiştir. Saldırganlar balta, bıçak ve ateşli silahlarla kadınlara, hamile annelere, çocuklara ve yaşlılara karşı dayanılmaz bir vahşet uygulamıştır.
Tecavüz, işkence ve uzuv kesme gibi savaş suçları yaygın bir şekilde işlenmiştir.

Bedensel Direniş:
Kırsal alandan gelen ve kamplarda sıkışan halk, hiçbir lojistik destek olmadan sadece ellerindeki çok kısıtlı imkânlarla ve kendi bedenlerini siper ederek son nefeslerine kadar bu faşist barbarlığa direnmeye çalışmıştır.

Lojistik Takviye:
43 saat boyunca hiçbir sivilin kaçmasına izin verilmezken, dışarıdan daha fazla milis gücünün içeri girmesi komuta kademesi tarafından kolaylaştırılmıştır.
Katliâm, ancak 18 Eylül Cumartesi günü sabah saat 13.00 civarında uluslararası gazetecilerin kampa girmeye başlaması ve vahşetin dünyaya ifşa olmasıyla durdurulabilmiştir.

4. Bilanço ve Sonuç: Hafızalardan Silinmeyen Katliâm
Katliâmın ardından geriye toplu mezarlar, yerle bir edilmiş evler ve paramparça edilmiş hayatlar kalmıştır.
Farklı kaynaklara ve araştırma komisyonlarına göre 4.000’e yakın Filistinli ve Lübnânlı sivil katledilmiştir. 
Bulunamayan ve dozerlerle açılan toplu mezarlara gömülen yüzlerce kurban bugün hâlâ kayıptır.

Sabra ve Şatila, mezhep temelinde rastgele gelişmiş bir şiddet eylemi değildir.
Bu katliâm, emperyalist güçlerin ve Siyonist işgal rejiminin ortaklaşa planladığı, Filistin nüfusunu ve direniş odağını Lübnân'dan tamamen söküp atmayı amaçlayan organize bir SOYKIRIM ve ETNİK TEMİZLİK adımıdır.

Tarihsel süreç; Deyr Yasin’den (Deir Yassin) el-Lid’e, Ürdün’deki Eylül olaylarından Cenin’e ve günümüz Gazze ile Batı Şeria SOYKIRIMINA kadar sivil halkı koruma sözü veren "uluslararası toplumun" vaatlerinin hiçbir işe yaramadığını kanıtlamıştır.

Sabra ve Şatila'nın bıraktığı en net DERS; “Mazlûm Halkların Elindeki Direniş Silahlarının Zorla Alınmasının Barış Değil, Gelecekteki Yeni Katliâmların Habercisi Olduğudur.”

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.