Durum artık her gözlemci için apaçık ortadadır.
Trump, Netİnyahu’nun hain planıyla, muharebeyi haftalar içinde sonuçlandıracak hızlı bir saldırı temelinde savaşa girdi. Ancak iki aylık tırmanma ve tehditlerden sonra sonuç ortada:
“İran Düşmedi, Hürmüz Boğazı Yeniden Açılmadı, Nükleer Program Çözüme Kavuşturulmadı ve Hatta Amerikan Prestiji Bile Eski Haline Dönmedi.”
Peki, ne oldu?
Batılı haber kaynakları, son dönemdeki yoğun hava saldırılarının hedeflerine ulaşamadığını ve bunun nedeninin sadece İran'ın gücü değil, aynı zamanda güçlü bir faktörün, Çin'in de devreye girmesi olduğunu kabul etmeye başladı. Wall Street Journal ve diğer haber sitelerinde yer alan bir haber, Çin'in rolünün derinliğini ortaya koydu:
- Çin, siyâsî destekle sınırlı kalmadı, askerî ve teknolojik olarak da derinden devreye girdi.
Dağlar içindeki İHA bileşenleri, karıştırma sistemleri, uydu desteği, kamuflaj teknolojileri…
Bu, 39 günlük savaş boyunca Amerikan ve suç ortağı İsrâil saldırılarının çoğunun sahte hedefleri vurmasına neden oldu. Reuters'ın yakın tarihli raporunda da belirtildiği gibi, İrân'ın nükleer tesisleri ve uranyum stokları 12 ve 39 günlük iki savaştan sonra hâlâ sağlam durumda.
NETÎCE:
Hava Üstünlüğü Var Ama Sonuç Yok,
Ateş Gücü Var Ama Kararlı Eylem Yok,
Sürekli Yıpratma Savaşı Var Ama İlerleme Yok!
Hürmüz Boğazı çok önemli bir gerçeği ortaya çıkardı:
“Deniz gücü artık eskisi gibi savaşların neticesini belirlemiyor. Karadan Fırlatılan Füzeler + İnsansız Hava Araçları + İrade Gücü = Devasa Bir Donanma Olmadan Küresel Bir Arteri Kapatmak. Böylelikle Amerikan hegemonyası sadece teoride değil, pratikte de aşınmaya başladı.”
Hürmüz bugün artık sadece bir su yolu değil; küresel egemenliğin düğüm noktası haline geldi. Onu kontrol eden, oyunun kurallarını belirliyor.
İran karadan, ABD ise denizden savaşıyor ve bu tarihsel denklem, ne kadar güçlü olursa olsun, deniz gücü için her zaman bir yük olmuştur.
Trump Bugün Bir Kaç Hakikatle Karşı Karşıya:
1) Hızlı Bir Askerî Zafer Yok,
2) Kendi Şartlarında Müzakere Yok,
3) Hürmüz Boğazı'nı Zorla Açma İmkânı Yok,
4) Siyâsî ve Ekonomik Yıpranmaya Katlanacak Zamanı Yok.
Bu sebeple, adım adım GERİ ÇEKİLME başladı; evvela "Özgürlük Projesi" ile itibar kurtarma girişiminde bulunuldu, ardından proje donduruldu ve ‘Anlaşma Dili’ ortaya çıktı. Gerçek şu ki, bu anlaşmanın anahtarı artık Washington'da değil, Pekin'de.
İran Dışişleri Bakanı'nın Trump'ın ziyaretinden evvel Çin'i ziyaret etmesi tesadüf değil.
Bu, NET bir mesaj veriyor: ‘ÇİN, Savaşın Hızını Kontrol Ediyor, Sınırlarını Belirliyor ve Patlak Vermesini veya Çözülmesini Engelliyor.’
PEKİN çatışmanın sona ermesini istemiyor; yönetilen bir çatışma istiyor. TAYVAN piyasaya ucuz petrol arz ediyor, Amerikan kaynaklarını tüketiyor ve ÇİN'in sessizce nüfûzunu genişletmesine imkân tanıyor. Son koz artık Çin'in elinde.
Zaman İRÂN'ın lehine işlerken, küresel ekonomi Amerika üzerinde baskı oluşturuyor ve petrol fiyatları ile seçimler WASHİNGTON'ı giderek daha da sıkıştırıyor.
Hülâsa, yaşananlar târîhî bir dönüm noktasıdır. HÜRMÜZ artık sadece bir su yolu veya bir kriz hâdisesi değil; küresel dengenin bozulduğu bir dönüm noktasıdır. Buradan itibaren, Amerikan hegemonyasının gerçek anlamda gerilemesi başlar ve hem güç hem de ekonomiyle denklemlerin dayatıldığı çok kutuplu bir dünya düzeni yükselir.


