Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

TEVRÂT VE TALMÛD’DA AHLÂK-İNSAN DÜŞMANLIĞI

           Tevrât ve Talmûd'daki ahlâk konularını ele almadan evvel inceleyeceğimiz etik anlayışının; gerçek Tevrât'ın Yahudi hahamlar tarafından çarpıtılıp değiştirildikten sonra ortaya çıkan bozuk ahlâk anlayışı olduğunu belirtmemiz gerekir.            Fakat Yahudi hahamlarının, Yahudilerin TEVRÂT'ın getirdiği ve Hz. Musa'nın emrettiği yüce ahlak kurallarına uymaları gerektiği fikrini kabullenmeleri, isyânkârlıkları sebebiyle zordu. Bu yüzden Tevrat'ı; kendi inançlarının bozulması, doğalarının kötülüğü, düşünce ve ahlaklarının sapkınlığına uydurmak için çarpıttılar.            Tevrat'ta meydana gelen tahrifat, değişiklik ve çarpıtmalardan sonra, Yahudi hahamlar halk için ahlaksızlık, ırkçılık, kibir, şiddet, zina ve tecavüzle dolu yeni bir kitap ortaya koymayı başardı.            Bu nedenle, İSRÂİLOĞULLARININ mevcut TEVRAT'ının; onların kötülük ve günahlarının, ALLÂH’ın sesine kulaklarını tıkamalarının, O'nun yasasını çiğnemelerinin, O'nun ahdine ihanet etmelerinin ve hatta O'na inanmamalarının doğru ve ayrıntılı bir kaydı olarak kabul edildiğini öğrenmek insanı hayrete düşürür.            Asıl Tevrâttaki ‘AHLAK, KARDEŞLİK ve EŞİTLİĞİN’, Kur'ân-ı Kerîm'deki en belirgin iyi ahlak biçimleri arasında yer aldığını belirtmek gerekir. O halde IRKÇILIK; Yahudilerin sözde hahamları tarafından aşırıcılık, nefret, kin ve kökçülük biçimleriyle doldurulmuş olan İsrâiloğullarının mevcut TEVRAT'ındaki kötü ahlakı karakterize eden ilk sorun olarak kabul edilebilir.   Bu durum, onları diğer halklarla çatışmaya soktu. Çatışma da, ‘Kutsal Bir Nitelik Yükledikleri Öğreti ve İnançlar’ şeklinde kendini gösterdi.            Tevrat'ta Yahudilerin "Tanrı'nın Seçilmiş Halkı" olarak tanımlandığı birçok metin tekrarlandığı için, bu kutsallık niteliği gelişmeye devam etti ve IRKÇILIK fikri büyüyerek Yahudilerin "İlâh, İsrâil'in İlâhıdır, Başka Kimsenin Değil!" demesine yol açtı.            Onlar, gerçekten de "Tanrı'nın Seçilmiş Halkı" olduklarına inanmaya başladılar. Bu bağlamda, ‘SEÇİLMİŞ HALK’ düşüncesi, siyasi açıdan suç teşkil eden bir fikirdir. Çünkü her zaman saldırganlık, yayılmacılık ve kontrolün tüm biçimlerine kutsal bir nitelik kazandırır.   Irkçılığa çok yakın bir yerde, İsrâiloğullarının İNCİL'deki söylemlerine dayanarak üstünlük özelliğinin bir doktrin olarak ortaya çıktığını görürüz:   “Yabancılar Gelip Koyunlarınızı Güdecekler Ama Siz Rabbin Rahipleri Diye Çağrılacaksınız… Milletlerin Zenginliklerini Yiyecek ve Onların Şan Şöhretine Ortak Olacaksınız!”, (İŞAYA 61:6)   “Ben Aranızda Yürüyeceğim ve Sizin TANRINIZ OLACAĞIM, Siz de Benim Halkım Olacaksınız!” (LEVİLİLER 26:12)   Bu ifadelerdeki; ÜSTÜNLÜK ve SALDIRGANLIK özelliği açıkça ortadadır.            Hiç şüphe yok ki, şiddetin ideolojileştirilmesi ve kutsallaştırılması, İsrâiloğullarının TEVRAT'ındaki ahlak felsefesinin temel bir özelliğini temsil etmektedir. TEVRAT'ın Çağrısı; "Ulus ve Halkların Topraklarının İhlâl Edilmesini, Kanlarının Dökülmesini, Para ve Kadınlarının Alınmasını Caiz Kıldığında Aşırıcılık ve Şiddetin Zirvesine Ulaşır. Muharref Tevrat Metinleri, Şiddete Dayalı Saldırgan Eğitimi Empoze Eden Kanıtlarla Doludur."            FİLİSTİN'e ve onun metanetli ve sabırlı halkına karşı her gün uygulanan bu saldırgan ve yok edici eğitime şahit oluyoruz. Ancak tesellimiz şudur ki; ne kadar uzun sürerse sürsün, Müslüman ümmet galip gelecek, adâlet hak sahiplerine geri dönecek ve Siyonist Yahudiler alçaltılmış ve yenilmiş olarak geri döneceklerdir. Bu, ALLÂH'ın sâlihlere verdiği sözdür:   “Şüphesiz Yeryüzü ALLÂH'ındır; O, Onu Dilediği Kullarına Miras Olarak Verir. Sonuç, Takva Sahiplerinindir.” (A’RÂF. 128)   TALMÛD'da AHLÂK            Daha evvel de belirttiğimiz gibi, Yahudi hahamlar inançlarının yozlaşmasını, karakterlerinin kötülüğünü, düşünce, doğa ve ahlaklarının sapkınlığını ifade etmek için Tevrat'ı çarpıttılar. Burada şunu da ekleyebiliriz ki; Yahudiler TEVRAT'a karşı işledikleri bu iğrenç eylemle yetinmeyip, "Tüm İnsanlığa Karşı Nefretle Dolu, Kötülük ve Çirkin Ahlakla İlletli Talmûd'u da yazdılar."   TALMÛD aracılığıyla hırsızlık ve sahtekârlığı kendileri için meşrulaştırdılar. Bu yüzden kendilerini ilâhî şâna eşit görüyor, Tanrı'nın onlara diğer milletlerin parası ve kanı üzerinde hak ve güç verdiğine inanıyorlar.   Yahudiler, yozlaşmış yasalarında zina ve tecavüze de izin verir:   "Bir Yahudi, Yabancı Bir Kadının Namusunu İhlâl Ederse Günah İşlemez, Çünkü Yabancılarla Yapılan Her Evlilik Sözleşmesi Geçersizdir.   İsrâiloğullarından Olmayan Bir Kadın Hayvan Gibidir ve Hayvanlarla Veya Benzer Yaratıklarla Sözleşme Olmaz.” (TALMÛD: Üçüncü Kitap - Yedinci Bölüm, Kadınlar)            Yahudiler, Yahudi olmayanlardan faiz almanın Tanrı'nın bir emir olduğuna inanır. Yahudilerin yozlaşmış inanç ve ahlak anlayışı yukarıda belirtilenlerle sınırlı değildir. Aksine, Yahudi ahlakında birkaç satırda listelenmesi zor olan bir dizi kötülük vardır.            Bunlar arasında TALMÛD'un izin verdiği ikiyüzlülük de bulunur. Zira TALMÛD; “Yahudilerin YALAN SÖYLEMESİ ve YALANCI ŞAHİTLİK ETMESİ, Kayıp Eşyaları İâde Etmemesi, Merhamet ve ŞEFKAT GÖSTERMEMESİNE İZİN VERMİŞTİR.”    Şöyle der TALMÛD:            "Bir Köpek, Yabancıdan Daha İyidir. Çünkü Bir Yahudi'nin Bayramlarda Köpeği Beslemesi Caizdir, Ancak Yabancıları Beslemesi Caiz Değildir, Onlara Et Vermesi de Caiz Değildir. Bunun Yerine Eti Köpeğe Verir, Çünkü Köpek Ondan Daha İyidir." (TALMÛD: Üçüncü Kitap – Birinci Bölüm, AHLÂKIN İFSÂDI)   Yahudi ulusunun dışındaki milletler sadece köpek değil, eşeğe de benzetilir.   Portekizli İncil yorumcusu ve zengin bir finansör de olan Yahudi Haham Isaac ben Judah ABARBANEL şöyle der:   “- Sadece Seçilmiş Halk Yani Yahudiler, Ebedî Hayata Layıktır. Diğer Milletler ise Eşek Gibidir.”            Talmûd, ırksal üstünlük ve egemenlik ilkesini vurgulayıp, insanların köleleştirilmesini teşvik eder. Bu nedenle, Talmûd'a göre Yahudilerin ruhları diğer ruhlardan farklıdır ve Yahudi halkı ebedi hayatı hak eden seçilmiş halktır. Diğer halklar ise eşek gibidir. Bu üstünlükçü ve saldırgan görüş, Yahudiler arasında dünyayı kontrol etme konusunda dizginsiz bir arzu doğurmuştur.            Yahudi hahamlarının tamamına yakını; Tevrat ve Talmûd ile ilgili yukarıda belirtilen her şeyi onaylar. Saldırganlık, izolasyonculuk, evlilik içi şiddet, tecavüz ve zinayı savunur. Ayrıca AHİTLERİ BOZMAYI, çekişme ve huzursuzluk, kışkırtma, milletler arasında savaş çıkarma, zulüm, aldatma, ikiyüzlülük, merhametsizlik ve şefkatsizliği teşvik eder. Çünkü bu İNANÇ; ırkçılık, kibir ve ihanetle doludur.            TALMÛD; Tüm İnanç, Değer ve Medeniyetlerin İMHÂ Edilmesini, Böylece Dünyanın Tüm Ülkelerini Her Türlü Aldatma, Yağma, Hile ve Yalan Yoluyla Kontrol Eden KÜRESEL BİR SİYONİST TOPLUMUN KURULMASINI Savunduğu İçin İnsanlığa Karşı EN TEHLİKELİ VESİKADIR.  
Ekleme Tarihi: 19 Aralık 2025 -Cuma

TEVRÂT VE TALMÛD’DA AHLÂK-İNSAN DÜŞMANLIĞI

           Tevrât ve Talmûd'daki ahlâk konularını ele almadan evvel inceleyeceğimiz etik anlayışının; gerçek Tevrât'ın Yahudi hahamlar tarafından çarpıtılıp değiştirildikten sonra ortaya çıkan bozuk ahlâk anlayışı olduğunu belirtmemiz gerekir.
           Fakat Yahudi hahamlarının, Yahudilerin TEVRÂT'ın getirdiği ve Hz. Musa'nın emrettiği yüce ahlak kurallarına uymaları gerektiği fikrini kabullenmeleri, isyânkârlıkları sebebiyle zordu. Bu yüzden Tevrat'ı; kendi inançlarının bozulması, doğalarının kötülüğü, düşünce ve ahlaklarının sapkınlığına uydurmak için çarpıttılar.
           Tevrat'ta meydana gelen tahrifat, değişiklik ve çarpıtmalardan sonra, Yahudi hahamlar halk için ahlaksızlık, ırkçılık, kibir, şiddet, zina ve tecavüzle dolu yeni bir kitap ortaya koymayı başardı.
           Bu nedenle, İSRÂİLOĞULLARININ mevcut TEVRAT'ının; onların kötülük ve günahlarının, ALLÂH’ın sesine kulaklarını tıkamalarının, O'nun yasasını çiğnemelerinin, O'nun ahdine ihanet etmelerinin ve hatta O'na inanmamalarının doğru ve ayrıntılı bir kaydı olarak kabul edildiğini öğrenmek insanı hayrete düşürür.
           Asıl Tevrâttaki ‘AHLAK, KARDEŞLİK ve EŞİTLİĞİN’, Kur'ân-ı Kerîm'deki en belirgin iyi ahlak biçimleri arasında yer aldığını belirtmek gerekir. O halde IRKÇILIK; Yahudilerin sözde hahamları tarafından aşırıcılık, nefret, kin ve kökçülük biçimleriyle doldurulmuş olan İsrâiloğullarının mevcut TEVRAT'ındaki kötü ahlakı karakterize eden ilk sorun olarak kabul edilebilir.
  Bu durum, onları diğer halklarla çatışmaya soktu. Çatışma da, ‘Kutsal Bir Nitelik Yükledikleri Öğreti ve İnançlar’ şeklinde kendini gösterdi.
           Tevrat'ta Yahudilerin "Tanrı'nın Seçilmiş Halkı" olarak tanımlandığı birçok metin tekrarlandığı için, bu kutsallık niteliği gelişmeye devam etti ve IRKÇILIK fikri büyüyerek Yahudilerin "İlâh, İsrâil'in İlâhıdır, Başka Kimsenin Değil!" demesine yol açtı.
           Onlar, gerçekten de "Tanrı'nın Seçilmiş Halkı" olduklarına inanmaya başladılar. Bu bağlamda, ‘SEÇİLMİŞ HALK’ düşüncesi, siyasi açıdan suç teşkil eden bir fikirdir. Çünkü her zaman saldırganlık, yayılmacılık ve kontrolün tüm biçimlerine kutsal bir nitelik kazandırır.
  Irkçılığa çok yakın bir yerde, İsrâiloğullarının İNCİL'deki söylemlerine dayanarak üstünlük özelliğinin bir doktrin olarak ortaya çıktığını görürüz:
  “Yabancılar Gelip Koyunlarınızı Güdecekler Ama Siz Rabbin Rahipleri Diye Çağrılacaksınız… Milletlerin Zenginliklerini Yiyecek ve Onların Şan Şöhretine Ortak Olacaksınız!”, (İŞAYA 61:6)
  “Ben Aranızda Yürüyeceğim ve Sizin TANRINIZ OLACAĞIM, Siz de Benim Halkım Olacaksınız!” (LEVİLİLER 26:12)
  Bu ifadelerdeki; ÜSTÜNLÜK ve SALDIRGANLIK özelliği açıkça ortadadır.
           Hiç şüphe yok ki, şiddetin ideolojileştirilmesi ve kutsallaştırılması, İsrâiloğullarının TEVRAT'ındaki ahlak felsefesinin temel bir özelliğini temsil etmektedir. TEVRAT'ın Çağrısı; "Ulus ve Halkların Topraklarının İhlâl Edilmesini, Kanlarının Dökülmesini, Para ve Kadınlarının Alınmasını Caiz Kıldığında Aşırıcılık ve Şiddetin Zirvesine Ulaşır. Muharref Tevrat Metinleri, Şiddete Dayalı Saldırgan Eğitimi Empoze Eden Kanıtlarla Doludur."
           FİLİSTİN'e ve onun metanetli ve sabırlı halkına karşı her gün uygulanan bu saldırgan ve yok edici eğitime şahit oluyoruz. Ancak tesellimiz şudur ki; ne kadar uzun sürerse sürsün, Müslüman ümmet galip gelecek, adâlet hak sahiplerine geri dönecek ve Siyonist Yahudiler alçaltılmış ve yenilmiş olarak geri döneceklerdir. Bu, ALLÂH'ın sâlihlere verdiği sözdür:
  “Şüphesiz Yeryüzü ALLÂH'ındır; O, Onu Dilediği Kullarına Miras Olarak Verir. Sonuç, Takva Sahiplerinindir.” (A’RÂF. 128)
  TALMÛD'da AHLÂK
           Daha evvel de belirttiğimiz gibi, Yahudi hahamlar inançlarının yozlaşmasını, karakterlerinin kötülüğünü, düşünce, doğa ve ahlaklarının sapkınlığını ifade etmek için Tevrat'ı çarpıttılar. Burada şunu da ekleyebiliriz ki; Yahudiler TEVRAT'a karşı işledikleri bu iğrenç eylemle yetinmeyip, "Tüm İnsanlığa Karşı Nefretle Dolu, Kötülük ve Çirkin Ahlakla İlletli Talmûd'u da yazdılar."
  TALMÛD aracılığıyla hırsızlık ve sahtekârlığı kendileri için meşrulaştırdılar. Bu yüzden kendilerini ilâhî şâna eşit görüyor, Tanrı'nın onlara diğer milletlerin parası ve kanı üzerinde hak ve güç verdiğine inanıyorlar.
  Yahudiler, yozlaşmış yasalarında zina ve tecavüze de izin verir:
  "Bir Yahudi, Yabancı Bir Kadının Namusunu İhlâl Ederse Günah İşlemez, Çünkü Yabancılarla Yapılan Her Evlilik Sözleşmesi Geçersizdir.
  İsrâiloğullarından Olmayan Bir Kadın Hayvan Gibidir ve Hayvanlarla Veya Benzer Yaratıklarla Sözleşme Olmaz.” (TALMÛD: Üçüncü Kitap - Yedinci Bölüm, Kadınlar)
           Yahudiler, Yahudi olmayanlardan faiz almanın Tanrı'nın bir emir olduğuna inanır. Yahudilerin yozlaşmış inanç ve ahlak anlayışı yukarıda belirtilenlerle sınırlı değildir. Aksine, Yahudi ahlakında birkaç satırda listelenmesi zor olan bir dizi kötülük vardır.
           Bunlar arasında TALMÛD'un izin verdiği ikiyüzlülük de bulunur. Zira TALMÛD; “Yahudilerin YALAN SÖYLEMESİ ve YALANCI ŞAHİTLİK ETMESİ, Kayıp Eşyaları İâde Etmemesi, Merhamet ve ŞEFKAT GÖSTERMEMESİNE İZİN VERMİŞTİR.”
   Şöyle der TALMÛD:
           "Bir Köpek, Yabancıdan Daha İyidir. Çünkü Bir Yahudi'nin Bayramlarda Köpeği Beslemesi Caizdir, Ancak Yabancıları Beslemesi Caiz Değildir, Onlara Et Vermesi de Caiz Değildir. Bunun Yerine Eti Köpeğe Verir, Çünkü Köpek Ondan Daha İyidir." (TALMÛD: Üçüncü Kitap – Birinci Bölüm, AHLÂKIN İFSÂDI)
  Yahudi ulusunun dışındaki milletler sadece köpek değil, eşeğe de benzetilir.
  Portekizli İncil yorumcusu ve zengin bir finansör de olan Yahudi Haham Isaac ben Judah ABARBANEL şöyle der:
  “- Sadece Seçilmiş Halk Yani Yahudiler, Ebedî Hayata Layıktır. Diğer Milletler ise Eşek Gibidir.”
           Talmûd, ırksal üstünlük ve egemenlik ilkesini vurgulayıp, insanların köleleştirilmesini teşvik eder. Bu nedenle, Talmûd'a göre Yahudilerin ruhları diğer ruhlardan farklıdır ve Yahudi halkı ebedi hayatı hak eden seçilmiş halktır. Diğer halklar ise eşek gibidir. Bu üstünlükçü ve saldırgan görüş, Yahudiler arasında dünyayı kontrol etme konusunda dizginsiz bir arzu doğurmuştur.
           Yahudi hahamlarının tamamına yakını; Tevrat ve Talmûd ile ilgili yukarıda belirtilen her şeyi onaylar. Saldırganlık, izolasyonculuk, evlilik içi şiddet, tecavüz ve zinayı savunur. Ayrıca AHİTLERİ BOZMAYI, çekişme ve huzursuzluk, kışkırtma, milletler arasında savaş çıkarma, zulüm, aldatma, ikiyüzlülük, merhametsizlik ve şefkatsizliği teşvik eder. Çünkü bu İNANÇ; ırkçılık, kibir ve ihanetle doludur.
           TALMÛD; Tüm İnanç, Değer ve Medeniyetlerin İMHÂ Edilmesini, Böylece Dünyanın Tüm Ülkelerini Her Türlü Aldatma, Yağma, Hile ve Yalan Yoluyla Kontrol Eden KÜRESEL BİR SİYONİST TOPLUMUN KURULMASINI Savunduğu İçin İnsanlığa Karşı EN TEHLİKELİ VESİKADIR.
 
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.