Yusuf Metin Yardımcı
Köşe Yazarı
Yusuf Metin Yardımcı
 

Trump: Netanyahu, ‘Kazma Dağı/Kûhe Kolang’ Planıyla Beni Bu Savaşın İçine Sokmak İstiyor.

SAVAŞ TUZAĞI Trump kendini muhârebe ve Boğaz meselesiyle ilgili bir tuzağın içinde buldu; geriye kalan tek şey ise bunu kamuoyu önünde kabul etmesiydi. Askerî yetkililerinin Hürmüz Boğazı'nın çatışma yoluyla açılamayacağını belirtmesi üzerine, günlerdir Hürmüz Boğazı'nda savaşa başvurmaktan kaçınıyor. İrân'la bir anlaşmaya varmak amacıyla diplomatik araçlarını -özellikle de komşu ülkeleri- yeniden devreye soktu. Nitekim Reuters, Basra Körfezi ülkelerinin geçiş ücretlerini gönüllü olarak ödemeyi kabul edeceği ve Boğaz geçiş ücretlerinin isteğe bağlı olacağı yönündeki bir Umman teklifini gündeme getirdi. Ne var ki söz konusu meselede onayı ya da itirazı asıl önem taşıyan tarafın kendileri değil İrân olduğunun farkında değiller. Belki de tam da bu nedenle Trump; rejim değişikliği, petrole el koyma ve İrân'ı Taş Devri'ne geri döndürme konusundaki daha yakın tarihli iddialarını hafızalardan silmeyi amaçlayarak, seneler evvel kullandığı söyleme geri döndü. Fox News'a verdiği demeçte; "- Tek bir basit talebim var: İrân nükleer silahlara sahip olmamalı. Bu çok basit bir mesele ve esasen bunu kabul etmiş durumdalar. Tek yapmamız gereken, bu taahhüdü resmen açıklamalarını ve kayda geçirmelerini sağlamak," ifadelerini kullandı. Trump'ın SAVAŞ TUZAĞINA düştüğünün bir göstergesi, Siyonist rejimin savaş bakanının şu açıklamasıdır: "- İrân'ın enerji altyapısını vurmaya çok istekliyiz; ancak ABD buna izin vermiyor. Çünkü İrân'ın komşu ülkelerin altyapısına saldırıp küresel bir petrol krizini tetiklemesinden endişe ediyor." Elbette, "İrân'ın, Tıpkı Kırk Günlük Savaşın Son Aşamalarında Yaptığı Gibi, Bizzat İsrâil'in ALTYAPISINI Vurmasından KORKUYORUZ" demesi daha isabetli olurdu. Trump, Siyonistler ve onların güdümündeki Körfez şeyhleri şu sıralar Hürmüz'ü düşünme fırsatına bile pek sahip değiller. Zira bir ‘Boğaz’ daha kendilerine kapanmış ve dünya petrolünün dörtte biri dolaşımdan çekilmiştir. Bu durum şu anlama geliyor: “Yemle cezbeden kişinin aldatmacasına kanıp gelen tuzağa düşmüş; dar boğazda pusuya yatıp avını haklamayı uman ise tepesinde bir leopar bulmuştur.” Trump, her ne kadar dışarıya karşı İrân'la bir anlaşmaya varma arzusundan söz edip Tahran ile Washington arasındaki perde arkası müzakereleri ‘OLUMLU’ olarak nitelendirse de, ‘Kazma Dağı’na ilişkin yeni tutumu, Netİnyahu'nun Tahran ile Washington arasındaki gerilimin sona ermesini istemediğini kabul ettiğini ilk kez gözler önüne seriyor. Trump, ‘KAZMA DAĞI’nın (Kûhe Kolang- کوه‌کلنگ /Pickaxe Mountain) oluşturduğu tehdidi önemsizmiş gibi gösterse de, Netİnyahu'nun bu konuyu öne çıkarıp kamuoyuna duyurarak ABD'yi İrân dosyasına hapsetmeye ve Tahran üzerindeki baskının hafiflemesini engellemeye çalıştığını ortaya koyan ender bir açıklamada bulundu. Netİnyahu’nun Trump’ın kararlarını etkileme geçmişi göz önüne alındığında, iki tarafın Beyaz Saray’daki görüşmesi evveliyatında dile getirilen bu tutumlar; son günlerde yatışan gerilimin ardından İsrâil’in Washington’ı İrân’la gerilimi tırmandırmaya yeniden yönlendirmeye çalıştığı yönündeki spekülasyonları güçlendirdi. ABD Başkanı D. Trump yakın zamanda İrân'a yönelik saldırıları durdurma talimatı verip eş zamanlı olarak Tahran ile Washington arasındaki müzakerelerin devam edeceğini duyurmuş olsa da, İsrâil’in TERÖRİST Başbakanı Binyamin Netİnyahu ile ilgili gelen haberlere göre Beyaz Saray'da gerçekleşen görüşmesi, İrân dosyasına ilişkin gelişmelerin seyrini ve iki taraf arasındaki gerilimin geleceğini ehemmiyetli ölçüde etkileyebilir. Netİnyahu ile yaptığı görüşme öncesinde Fox News'a konuşan Trump, son dönemde medyanın büyük ilgisini çeken ‘Fordow Nükleer Tesisi’ (sıklıkla Yakıt Zenginleştirme Tesisi – FFEP’ olarak anılan) konusuna değindi. Trump, söz konusu tesisin başlıca bir sorun teşkil etmediğini belirtti. Fordow tesisinin önemsiz olmadığını kabul etmekle birlikte, durumdan zaten haberdar olduğunu ve Netİnyahu'nun kendisine bunu hatırlatmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Trump'a göre Netİnyahu, bu tesisi gündeme getirerek ABD'yi İrân'a karşı baskıyı sürdürmeye veya askerî harekâta yöneltmeye çalışıyor: "O -Netİnyahu-, Bu Konuyu Gündeme Getirdi Çünkü Benim Boğaz Meselesiyle İlgilenmeye Devam Etmemi İstiyor." Trump, İsrâil'in söyleminden farklı bir değerlendirme yaparak ‘Kûhe Kolang’ nükleer tesisinin stratejik önemine dair iddiaları önemsizmiş gibi gösterse de, aynı zamanda İrân ile bir anlaşmaya varılamaması halinde ABD'nin tesisi vurmaya hazır olduğunu tekrarladı. Bu tutum, tehdidin ciddiyeti konusunda görüş ayrılıkları bulunsa dahi, Beyaz Saray'ın askerî seçeneği masadan kaldırmadığını göstermektedir. Bu arada Trump, son haftalarda ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusuna odaklandı. Bu durum, İrân'ın nükleer ve füze programlarına ilişkin meselelerin bir nebze geri planda kalmasına yol açtı. Son saldırılardan evvel Trump'ın karar alma sürecinde İrân'ın nükleer programının temel bir endişe kaynağı olduğu göz önüne alındığında, Netİnyahu bu konuyu kullanarak Washington'ın dikkatini yeniden nükleer dosyaya çevirmeye çalışıyor. Netİnyahu Beyaz Saray'da; tıpkı daha önceki iki çatışma sırasında Trump'ın politikalarını Tel Aviv'in çıkarlarıyla uyumlu hale getirmeyi başardığı gibi, ‘Kûhe Kolang’ tesisinin oluşturduğu tehdidi vurgulayıp burayı bir tehlike kaynağı olarak sunarak ABD'yi Tahran üzerindeki baskıyı artırmaya ve gerilimi tırmandırmaya yönlendirmeye çalışacaktır. ABD Başkanı, hedeflerine ulaşma konusunda askerî seçeneğin hâlâ masada olduğunu göstermek amacıyla şu tuhaf ve tekrarlayan iddiaları dile getirdi: "- Şayet Geri Dönüp İşi Bitirecek Olsaydım -ki Bazıları Bunu İstiyor- Bir Saatten Kısa Bir Süre İçinde Köprülerinin Çoğunu Çok Kolay Bir Şekilde Yerle Bir Edebilirdim. Ancak Biliyorsunuz, Bir Köprüyü İnşa Etmeleri On Yıllarını Alıyor. En Uzun Süren Yapılar Köprülerdir; Onları Enerji Santralleri Takip Eder." Trump’ın bu iddiaları, İrân yetkililerinin; Washington’ın İrân’ın altyapısını vurmaya kalkışması halinde ABD güçlerine ev sahipliği yapan Arap ülkelerinin altyapısının hedef alınacağı ve ‘Ya Herkes İçin Güvenlik Ya da Hiç Kimse İçin Güvenlik’ stratejisinin uygulanacağı yönündeki tekrarlanan tehditlerinin gölgesinde gündeme geldi.
Ekleme Tarihi: 30 Temmuz 2026 -Perşembe

Trump: Netanyahu, ‘Kazma Dağı/Kûhe Kolang’ Planıyla Beni Bu Savaşın İçine Sokmak İstiyor.

SAVAŞ TUZAĞI
Trump kendini muhârebe ve Boğaz meselesiyle ilgili bir tuzağın içinde buldu; geriye kalan tek şey ise bunu kamuoyu önünde kabul etmesiydi.

Askerî yetkililerinin Hürmüz Boğazı'nın çatışma yoluyla açılamayacağını belirtmesi üzerine, günlerdir Hürmüz Boğazı'nda savaşa başvurmaktan kaçınıyor.
İrân'la bir anlaşmaya varmak amacıyla diplomatik araçlarını -özellikle de komşu ülkeleri- yeniden devreye soktu.

Nitekim Reuters, Basra Körfezi ülkelerinin geçiş ücretlerini gönüllü olarak ödemeyi kabul edeceği ve Boğaz geçiş ücretlerinin isteğe bağlı olacağı yönündeki bir Umman teklifini gündeme getirdi. Ne var ki söz konusu meselede onayı ya da itirazı asıl önem taşıyan tarafın kendileri değil İrân olduğunun farkında değiller.

Belki de tam da bu nedenle Trump; rejim değişikliği, petrole el koyma ve İrân'ı Taş Devri'ne geri döndürme konusundaki daha yakın tarihli iddialarını hafızalardan silmeyi amaçlayarak, seneler evvel kullandığı söyleme geri döndü. Fox News'a verdiği demeçte;
"- Tek bir basit talebim var: İrân nükleer silahlara sahip olmamalı. Bu çok basit bir mesele ve esasen bunu kabul etmiş durumdalar. Tek yapmamız gereken, bu taahhüdü resmen açıklamalarını ve kayda geçirmelerini sağlamak," ifadelerini kullandı.

Trump'ın SAVAŞ TUZAĞINA düştüğünün bir göstergesi, Siyonist rejimin savaş bakanının şu açıklamasıdır:
"- İrân'ın enerji altyapısını vurmaya çok istekliyiz; ancak ABD buna izin vermiyor. Çünkü İrân'ın komşu ülkelerin altyapısına saldırıp küresel bir petrol krizini tetiklemesinden endişe ediyor."
Elbette, "İrân'ın, Tıpkı Kırk Günlük Savaşın Son Aşamalarında Yaptığı Gibi, Bizzat İsrâil'in ALTYAPISINI Vurmasından KORKUYORUZ" demesi daha isabetli olurdu.

Trump, Siyonistler ve onların güdümündeki Körfez şeyhleri şu sıralar Hürmüz'ü düşünme fırsatına bile pek sahip değiller. Zira bir ‘Boğaz’ daha kendilerine kapanmış ve dünya petrolünün dörtte biri dolaşımdan çekilmiştir. Bu durum şu anlama geliyor:
“Yemle cezbeden kişinin aldatmacasına kanıp gelen tuzağa düşmüş; dar boğazda pusuya yatıp avını haklamayı uman ise tepesinde bir leopar bulmuştur.”

Trump, her ne kadar dışarıya karşı İrân'la bir anlaşmaya varma arzusundan söz edip Tahran ile Washington arasındaki perde arkası müzakereleri ‘OLUMLU’ olarak nitelendirse de, ‘Kazma Dağı’na ilişkin yeni tutumu, Netİnyahu'nun Tahran ile Washington arasındaki gerilimin sona ermesini istemediğini kabul ettiğini ilk kez gözler önüne seriyor.

Trump, ‘KAZMA DAĞI’nın (Kûhe Kolang- کوه‌کلنگ /Pickaxe Mountain) oluşturduğu tehdidi önemsizmiş gibi gösterse de, Netİnyahu'nun bu konuyu öne çıkarıp kamuoyuna duyurarak ABD'yi İrân dosyasına hapsetmeye ve Tahran üzerindeki baskının hafiflemesini engellemeye çalıştığını ortaya koyan ender bir açıklamada bulundu.

Netİnyahu’nun Trump’ın kararlarını etkileme geçmişi göz önüne alındığında, iki tarafın Beyaz Saray’daki görüşmesi evveliyatında dile getirilen bu tutumlar; son günlerde yatışan gerilimin ardından İsrâil’in Washington’ı İrân’la gerilimi tırmandırmaya yeniden yönlendirmeye çalıştığı yönündeki spekülasyonları güçlendirdi.

ABD Başkanı D. Trump yakın zamanda İrân'a yönelik saldırıları durdurma talimatı verip eş zamanlı olarak Tahran ile Washington arasındaki müzakerelerin devam edeceğini duyurmuş olsa da, İsrâil’in TERÖRİST Başbakanı Binyamin Netİnyahu ile ilgili gelen haberlere göre Beyaz Saray'da gerçekleşen görüşmesi, İrân dosyasına ilişkin gelişmelerin seyrini ve iki taraf arasındaki gerilimin geleceğini ehemmiyetli ölçüde etkileyebilir.

Netİnyahu ile yaptığı görüşme öncesinde Fox News'a konuşan Trump, son dönemde medyanın büyük ilgisini çeken ‘Fordow Nükleer Tesisi’ (sıklıkla Yakıt Zenginleştirme Tesisi – FFEP’ olarak anılan) konusuna değindi. Trump, söz konusu tesisin başlıca bir sorun teşkil etmediğini belirtti.
Fordow tesisinin önemsiz olmadığını kabul etmekle birlikte, durumdan zaten haberdar olduğunu ve Netİnyahu'nun kendisine bunu hatırlatmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Trump'a göre Netİnyahu, bu tesisi gündeme getirerek ABD'yi İrân'a karşı baskıyı sürdürmeye veya askerî harekâta yöneltmeye çalışıyor:
"O -Netİnyahu-, Bu Konuyu Gündeme Getirdi Çünkü Benim Boğaz Meselesiyle İlgilenmeye Devam Etmemi İstiyor."

Trump, İsrâil'in söyleminden farklı bir değerlendirme yaparak ‘Kûhe Kolang’ nükleer tesisinin stratejik önemine dair iddiaları önemsizmiş gibi gösterse de, aynı zamanda İrân ile bir anlaşmaya varılamaması halinde ABD'nin tesisi vurmaya hazır olduğunu tekrarladı. Bu tutum, tehdidin ciddiyeti konusunda görüş ayrılıkları bulunsa dahi, Beyaz Saray'ın askerî seçeneği masadan kaldırmadığını göstermektedir.

Bu arada Trump, son haftalarda ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusuna odaklandı. Bu durum, İrân'ın nükleer ve füze programlarına ilişkin meselelerin bir nebze geri planda kalmasına yol açtı.

Son saldırılardan evvel Trump'ın karar alma sürecinde İrân'ın nükleer programının temel bir endişe kaynağı olduğu göz önüne alındığında, Netİnyahu bu konuyu kullanarak Washington'ın dikkatini yeniden nükleer dosyaya çevirmeye çalışıyor.
Netİnyahu Beyaz Saray'da; tıpkı daha önceki iki çatışma sırasında Trump'ın politikalarını Tel Aviv'in çıkarlarıyla uyumlu hale getirmeyi başardığı gibi, ‘Kûhe Kolang’ tesisinin oluşturduğu tehdidi vurgulayıp burayı bir tehlike kaynağı olarak sunarak ABD'yi Tahran üzerindeki baskıyı artırmaya ve gerilimi tırmandırmaya yönlendirmeye çalışacaktır.

ABD Başkanı, hedeflerine ulaşma konusunda askerî seçeneğin hâlâ masada olduğunu göstermek amacıyla şu tuhaf ve tekrarlayan iddiaları dile getirdi:
"- Şayet Geri Dönüp İşi Bitirecek Olsaydım -ki Bazıları Bunu İstiyor- Bir Saatten Kısa Bir Süre İçinde Köprülerinin Çoğunu Çok Kolay Bir Şekilde Yerle Bir Edebilirdim. Ancak Biliyorsunuz, Bir Köprüyü İnşa Etmeleri On Yıllarını Alıyor. En Uzun Süren Yapılar Köprülerdir; Onları Enerji Santralleri Takip Eder."

Trump’ın bu iddiaları, İrân yetkililerinin; Washington’ın İrân’ın altyapısını vurmaya kalkışması halinde ABD güçlerine ev sahipliği yapan Arap ülkelerinin altyapısının hedef alınacağı ve ‘Ya Herkes İçin Güvenlik Ya da Hiç Kimse İçin Güvenlik’ stratejisinin uygulanacağı yönündeki tekrarlanan tehditlerinin gölgesinde gündeme geldi.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.