DİCLE ELKEKTİRK

Mardin’de, "Gelenekten Geleceğe Aile" Programı Düzenlendi

KIR'ATIM GÜNCEL HABERLER (KIRATIM HABER) - KIR'ATIM GAZETESİ | 30.03.2026 - 10:21, Güncelleme: 30.03.2026 - 10:21
 

Mardin’de, "Gelenekten Geleceğe Aile" Programı Düzenlendi

Mardin Sait Nursi Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Mardin STK Platformu paydaşlığında "Gelenekten Geleceğe Aile" Programı düzenlendi. Programa, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş ile Aile Danışmanı Adnan Kalkan konuşmacı olarak katıldı.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleşen programa Mardin Vali Yardımcısı Hasan Kurt, İl Milli Eğitim Müdürü Ali Eyyüpkoca Mardin STK Platformu Dönem sözcüsü Bülent Tekin,  Kudüs Platformu Başkanı Mustafa Erkar, Mardin Sait Nursi Anadolu İmam Hatip Lises Müdürü Sıraç Ar, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri, Öğretmeler, Öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Mardin Vali Yardımcısı Hasan Kurt ve Mardin Sait Nursi Anadolu İmam Hatip Lises Müdürü Sıraç Ar tarafından yapılan açılış konuşmalarıyla ile devam etti. Programa olan yoğun ilgi dikkatlerden kaçmadı. Yapılan sinevizyon gösterimi sonrası kürsüye geçen Aile Danışmanı Adnan Kalkan dijital medya oyunlarına dikkat çekerek, bu anlamda ocuklarımız üzerinden baktığımız zaman dijitale ve sosyal medyaya çok ciddi anlamda maruz kaldıklarını görüyoruz dedi. Aile Danışmanı Kalkan, "Dolayısıyla problemler evet var. Bu çocukların ve gençlerin sosyal medya ve dijital oyunlara yönelmesindeki temel sebeplerden biri aslında bir boşluktan kaynaklanıyor. Aile içerisinde anne babaların çocuğa zaman ayıramaması büyük bir etkendir. Anne babanın kendisinin ekranlara zaman ayırması ve çocuğa her akşam yarım saat bile kaliteli zaman ayıramaması temel sebeplerden biridir. Çocuk sosyal hayatta başarılı olamadığında veya iletişim kuramadığında kendini dijital hayata yönlendirir ve orada var olmaya çalışır. Dolayısıyla insan önce kendi nefsinden başlamalıdır." dedi. Mardin’de, "Gelenekten Geleceğe Aile" temasıyla düzenlenen programda konuşan Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş, çocuklara yönelik şefkat merkezli bir yaklaşım göstermekle doğru sonuçlara ulaşmanın mümkün olacağını belirtti. Aile Danışmanı Adnan Kalkan konuşmasının devamında şunları aktardı: "Çocuklarımız üzerinden baktığımız zaman dijitale ve sosyal medyaya çok ciddi anlamda maruz kaldığımızı görüyoruz ve bununla birlikte yetişkinlerin de aynı şekilde maruz kaldığını görüyoruz. Üstad Bediüzzaman, ‘Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez’ pedagojik sözü burada dolayısıyla dile getirmemiz gerekiyor. Çünkü yapılan araştırmalar en fazla gençler ve çocuklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Evet, bunu önemsiyorum çünkü pedagoji ve pedagojik psikoloji bize söylüyor ki; 0-8 yaş, 8-12 yaş, 12-16 yaş, 16-24 yaş olmak üzere bu yaş aralıkları önemlidir. Özellikle 16 yaşına kadar olan çocukların ve gençlerin beynini gelişim sürecinde olduğu için, herhangi bir zarar gelişimlerini engeller. Dolayısıyla çocuklar ve gençler daha kritik konumdadır. Ama yapılan araştırmalarda 24-35 yaş aralığı bağımlılık oranının en fazla olduğu yaş aralığıdır. Neden? Çünkü ‘Nefsini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez’ ilkesinin burada daha önemli bir şekilde geçerli olduğunu görüyoruz." Günümüzde "Yalnızlık gençleri"nin yetiştiğine dikkat çeken Kalkan, "Çocuklarda olsun, gençlerde olsun, dijital oyunlara veya sosyal medyaya kapılmanın sebeplerine baktığımız zaman; özellikle ‘betonlaşma’ sürecinden sonra, yani insanların kırsal kesimlerden müstakil evlerden apartmanlara taşınmasıyla birlikte insanlar arasındaki etkileşim, iletişim, misafirlik gibi ilişkiler zayıflamıştır. Ayrıca çekirdek aile yapısına geçişle birlikte nenelerin, dedelerin, teyzelerin ve halaların geri planda kalması sonucunda ‘yalnızlık gençleri’ ve ‘yalnızlık çocukları’ yetişmeye başlamıştır. Bir de kendimize iğneyi ebeveyn olarak batıralım: Uzmanların ve psikologların maalesef Batı kaynaklı yaklaşımları bizim kültürümüze uyarlamakta zorluk çektiğini görüyoruz. İklim başta olmak üzere çevresel faktörler insanın psikolojisini ve psikopatolojisini etkilemektedir. Batı menşeili kitapların tek taraflı şekilde uygulanmaya çalışılması, terapilerde ve danışmanlıklarda da bu durumun devam etmesi sonucunda sorunlar  Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş ise doğru çocuk yetiştirme hususlarına değinerek, "Birinci prensibimiz her zaman şudur: ‘Çocuk eğitmek, kendini eğitmektir.’ Sadece tek bir Batılı düşüncenin hayatımızı şekillendirmesi mümkün değildir. Kur’an-ı Kerim bu konuda derin anlamlar ve net hükümler sunar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Ey insanlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.’ Müfessirler burada önce ‘kendinizi’, sonra ‘ailenizi’ ifadesinin çok önemli olduğunu vurgular. Eğer kendimizi gerçekten yetiştirir ve donanımlı hale getirirsek, günümüzde internetten bilgiye ulaşmanın da kolay olmasıyla birlikte çok güzel sonuçlar elde edebiliriz. Ayrıca hadiste ‘Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha hayırlı bir miras bırakmaz’ buyurulmaktadır. Çalışıyoruz ve bunu çocuklarımız için yaptığımızı söylüyoruz. Ancak güzel ahlak, tutumluluk ve merhamet yoksa tüm bu çabalar boşa gidebilir." ifadelerini kaydetti. "Çocuklarla yaşanan sorunların çoğu ilişki sorunudur" Çocuklara şefkat merkezli bir yaklaşım geliştirmekle doğru sonuçlara ulaşmanın mümkün olacağını vurgulayan Ulaş, "Anne-babalar evde bir sorunla karşılaştıklarında hemen öfkelenmek yerine durumu ölçüp ayarlayabilmelidir. Burada soğukkanlılık gereklidir. Termometre sadece sıcaklığı ölçer ama termostat sıcaklığı ayarlar; biz de anne-baba olarak termostat gibi olmalıyız. İkinci prensibimiz: ‘Çocuklarla yaşanan sorunların çoğu ilişki sorunudur.’ Eğer etkili bir iletişim kurulursa, sorunların hem görünen hem de altında yatan nedenleri anlaşılabilir. Sadece görünen sorunlarla ilgilenmek yeterli değildir. Nitekim Allah Teâlâ Peygamber Efendimiz için, ‘Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, insanlar etrafından dağılır giderdi’ buyurmaktadır. Burada önemli olan şudur: Çocuklar bizim malımız değildir, onlar bize emanet edilmiştir. Eğer bu emanete hakkıyla yaklaşabilirsek çok daha sağlıklı sonuçlar elde ederiz. Sahiplik bilincinden emanet bilincine geçildiğinde, çocuklara şefkat merkezli bir yaklaşım geliştirmek mümkün olur." şeklinde kaydetti.  Programın sonunda soru cevap kısmının ardından Hz. Ebu Bekir Cami İmam Hatibi Selahattin Saidoğlu tarafından dua edildi.
Mardin Sait Nursi Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Mardin STK Platformu paydaşlığında "Gelenekten Geleceğe Aile" Programı düzenlendi. Programa, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş ile Aile Danışmanı Adnan Kalkan konuşmacı olarak katıldı.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleşen programa Mardin Vali Yardımcısı Hasan Kurt, İl Milli Eğitim Müdürü Ali Eyyüpkoca Mardin STK Platformu Dönem sözcüsü Bülent Tekin,  Kudüs Platformu Başkanı Mustafa Erkar, Mardin Sait Nursi Anadolu İmam Hatip Lises Müdürü Sıraç Ar, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri, Öğretmeler, Öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Mardin Vali Yardımcısı Hasan Kurt ve Mardin Sait Nursi Anadolu İmam Hatip Lises Müdürü Sıraç Ar tarafından yapılan açılış konuşmalarıyla ile devam etti. Programa olan yoğun ilgi dikkatlerden kaçmadı.

Yapılan sinevizyon gösterimi sonrası kürsüye geçen Aile Danışmanı Adnan Kalkan dijital medya oyunlarına dikkat çekerek, bu anlamda ocuklarımız üzerinden baktığımız zaman dijitale ve sosyal medyaya çok ciddi anlamda maruz kaldıklarını görüyoruz dedi.

Aile Danışmanı Kalkan, "Dolayısıyla problemler evet var. Bu çocukların ve gençlerin sosyal medya ve dijital oyunlara yönelmesindeki temel sebeplerden biri aslında bir boşluktan kaynaklanıyor. Aile içerisinde anne babaların çocuğa zaman ayıramaması büyük bir etkendir. Anne babanın kendisinin ekranlara zaman ayırması ve çocuğa her akşam yarım saat bile kaliteli zaman ayıramaması temel sebeplerden biridir. Çocuk sosyal hayatta başarılı olamadığında veya iletişim kuramadığında kendini dijital hayata yönlendirir ve orada var olmaya çalışır. Dolayısıyla insan önce kendi nefsinden başlamalıdır." dedi.


Mardin’de, "Gelenekten Geleceğe Aile" temasıyla düzenlenen programda konuşan Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş, çocuklara yönelik şefkat merkezli bir yaklaşım göstermekle doğru sonuçlara ulaşmanın mümkün olacağını belirtti.

Aile Danışmanı Adnan Kalkan konuşmasının devamında şunları aktardı: "Çocuklarımız üzerinden baktığımız zaman dijitale ve sosyal medyaya çok ciddi anlamda maruz kaldığımızı görüyoruz ve bununla birlikte yetişkinlerin de aynı şekilde maruz kaldığını görüyoruz. Üstad Bediüzzaman, ‘Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez’ pedagojik sözü burada dolayısıyla dile getirmemiz gerekiyor. Çünkü yapılan araştırmalar en fazla gençler ve çocuklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Evet, bunu önemsiyorum çünkü pedagoji ve pedagojik psikoloji bize söylüyor ki; 0-8 yaş, 8-12 yaş, 12-16 yaş, 16-24 yaş olmak üzere bu yaş aralıkları önemlidir. Özellikle 16 yaşına kadar olan çocukların ve gençlerin beynini gelişim sürecinde olduğu için, herhangi bir zarar gelişimlerini engeller. Dolayısıyla çocuklar ve gençler daha kritik konumdadır. Ama yapılan araştırmalarda 24-35 yaş aralığı bağımlılık oranının en fazla olduğu yaş aralığıdır. Neden? Çünkü ‘Nefsini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez’ ilkesinin burada daha önemli bir şekilde geçerli olduğunu görüyoruz."

Günümüzde "Yalnızlık gençleri"nin yetiştiğine dikkat çeken Kalkan, "Çocuklarda olsun, gençlerde olsun, dijital oyunlara veya sosyal medyaya kapılmanın sebeplerine baktığımız zaman; özellikle ‘betonlaşma’ sürecinden sonra, yani insanların kırsal kesimlerden müstakil evlerden apartmanlara taşınmasıyla birlikte insanlar arasındaki etkileşim, iletişim, misafirlik gibi ilişkiler zayıflamıştır. Ayrıca çekirdek aile yapısına geçişle birlikte nenelerin, dedelerin, teyzelerin ve halaların geri planda kalması sonucunda ‘yalnızlık gençleri’ ve ‘yalnızlık çocukları’ yetişmeye başlamıştır. Bir de kendimize iğneyi ebeveyn olarak batıralım: Uzmanların ve psikologların maalesef Batı kaynaklı yaklaşımları bizim kültürümüze uyarlamakta zorluk çektiğini görüyoruz. İklim başta olmak üzere çevresel faktörler insanın psikolojisini ve psikopatolojisini etkilemektedir. Batı menşeili kitapların tek taraflı şekilde uygulanmaya çalışılması, terapilerde ve danışmanlıklarda da bu durumun devam etmesi sonucunda sorunlar 
Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş ise doğru çocuk yetiştirme hususlarına değinerek, "Birinci prensibimiz her zaman şudur: ‘Çocuk eğitmek, kendini eğitmektir.’ Sadece tek bir Batılı düşüncenin hayatımızı şekillendirmesi mümkün değildir. Kur’an-ı Kerim bu konuda derin anlamlar ve net hükümler sunar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Ey insanlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.’ Müfessirler burada önce ‘kendinizi’, sonra ‘ailenizi’ ifadesinin çok önemli olduğunu vurgular. Eğer kendimizi gerçekten yetiştirir ve donanımlı hale getirirsek, günümüzde internetten bilgiye ulaşmanın da kolay olmasıyla birlikte çok güzel sonuçlar elde edebiliriz. Ayrıca hadiste ‘Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha hayırlı bir miras bırakmaz’ buyurulmaktadır. Çalışıyoruz ve bunu çocuklarımız için yaptığımızı söylüyoruz. Ancak güzel ahlak, tutumluluk ve merhamet yoksa tüm bu çabalar boşa gidebilir." ifadelerini kaydetti.

"Çocuklarla yaşanan sorunların çoğu ilişki sorunudur"

Çocuklara şefkat merkezli bir yaklaşım geliştirmekle doğru sonuçlara ulaşmanın mümkün olacağını vurgulayan Ulaş, "Anne-babalar evde bir sorunla karşılaştıklarında hemen öfkelenmek yerine durumu ölçüp ayarlayabilmelidir. Burada soğukkanlılık gereklidir. Termometre sadece sıcaklığı ölçer ama termostat sıcaklığı ayarlar; biz de anne-baba olarak termostat gibi olmalıyız. İkinci prensibimiz: ‘Çocuklarla yaşanan sorunların çoğu ilişki sorunudur.’ Eğer etkili bir iletişim kurulursa, sorunların hem görünen hem de altında yatan nedenleri anlaşılabilir. Sadece görünen sorunlarla ilgilenmek yeterli değildir. Nitekim Allah Teâlâ Peygamber Efendimiz için, ‘Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, insanlar etrafından dağılır giderdi’ buyurmaktadır. Burada önemli olan şudur: Çocuklar bizim malımız değildir, onlar bize emanet edilmiştir. Eğer bu emanete hakkıyla yaklaşabilirsek çok daha sağlıklı sonuçlar elde ederiz. Sahiplik bilincinden emanet bilincine geçildiğinde, çocuklara şefkat merkezli bir yaklaşım geliştirmek mümkün olur." şeklinde kaydetti. 

Programın sonunda soru cevap kısmının ardından Hz. Ebu Bekir Cami İmam Hatibi Selahattin Saidoğlu tarafından dua edildi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.