PETROL İÇİN ADAM KAÇIRMA – KAÇIRDILAR MADURO’YU

KIR'ATIM GÜNCEL HABERLER (KIRATIM HABER) - KIR'ATIM GAZETESİ | 05.01.2026 - 17:39, Güncelleme: 05.01.2026 - 17:39
 

PETROL İÇİN ADAM KAÇIRMA – KAÇIRDILAR MADURO’YU

VENEZUELA doğal petrol rezervleri bakımından zengin, Latin AMERİKA'da, Güney AMERİKA olarak da adlandırılan bir ülke. Şimdiye kadar keşfedilen bu tür kaynaklar açısından dünyada birinci sırada yer alıyor.
 Tahmini yer altı petrol rezervleri yaklaşık 303 milyar varil olup, dünya pazarının %17'si şu anda bu ülkenin rezervlerinden karşılanmaktadır. Günümüz küresel düzenindeki dengesizlik ve ABD'nin son kırk yıla yakın süredir birçok ülkeye karşı yürüttüğü askeri saldırganlık, tüm sistemi değiştirmiştir.              Zaten zayıf olan uluslararası hukuk ve başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumlar, büyük güçlerin keyif ve çıkarlarına boyun eğmiş durumdaydı; ancak şimdi tamamen ölmüş gibi görünüyor.              İSRÂİL üç yıldır AMERİKAN desteğiyle GAZZE'de sOYKIRIM yapıyor ve hiçbir yasa, hiçbir uluslararası kuruluş veya büyük güç buna karşı harekete geçmedi. Tüm dünya bu zulmü ve barbarlığı her gün çaresizce seyrediyor.   Ancak AFGANİSTAN'daki yirmi yıllık savaş, IRAK ve LİBYA'daki askeri müdahaleler ve rejim değişiklikleri, yeni bir olayın fikrini doğuran mevcut dünya düzeni hakkında bir izlenim yarattı.              Bağımsız bir devlete asker göndermek, ülkenin başkanını tutuklamak, onu Amerika Birleşik Devletleri'ne götürmek ve kendi mahkemelerinde kendi yasalarına göre cezalandırmak artık olağan bir olay haline geldi. Bu, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden hemen sonra başladı.              1990 yılında PANAMA'nın Cumhurbaşkanı Manuel Antonio Noriega Moreno idi. Yaklaşık 500 PAKİSTANLI elit ve siyasi figürün ve diğer ülkelerden binlerce insanın şirketlere yatırım yaptığı aynı ülke.              ABD onu kara para aklama ve uyuşturucu kaçakçılığıyla suçladı. O yılın başlarında bir askeri operasyon başlatıldı ve Başkan Noriega, gözleri bağlı ve elleri kelepçeli bir şekilde Amerikan askerleri tarafından ülkesine götürüldü. Mahkeme toplandı ve NORİEGA'yı KIRK YIL HAPİS CEZASINA çarptırdı.              On yedi yıl hapis yattıktan sonra FRANSA'ya gönderildi ve orada YEDİ YIL DAHA HAPİS CEZASINA çarptırıldı. Birkaç yıl hapis yattıktan sonra, cezasının geri kalanını kendi ülkesinde çekmek üzere gönderildi ve HAPİSHANEDE ÖLDÜ.              TALİBAN rejiminin devrilmesi muhtemelen yüzyılın en büyük savaşı ve tarihteki en uzun ittifaklar zinciriydi. Yeni bir sistem kurmak için yirmi yıl savaşıldı; bu sistemin merkezinde özgürlük, yeni bir devlet ve yeni bir ulus vardı. Sonunda, iktidar elinden alınmış olanlara geri verilmek zorunda kalındı ve onlar da aceleyle evlerine kaçmak durumunda kaldılar.              Ba'dehu Saddam HÜSEYİN rejimini ortadan kaldırıldı. Libya Devlet Başkanı Muammer KADDAFİ de bilahare Amerikan saldırılarının hedefi oldu. Müteakiben dünya, onun kendi yurttaşları tarafından yakalanıp, işkence görüp kameralar önünde öldürülmesine şahit oldu.              Ortak paydalara geçmeden evvel, son hadiseye bir göz atalım. Uzun zamandır, hatta on yıllardır, ABD liderliği Venezuela hükûmetlerinden memnun değildi. Komünizmden, Küba ile özel ilişkiden ve Çin ile Rusya'ya yönelik dış politika yöneliminden ikrah etmişlerdi.              Görünüşe göre önceden hazırlıklarını yapmışlardı ve birkaç haftadır periyodik olarak küçük tekne ve gemilere saldırdıkları göz önüne alındığında, bir komando operasyonu düzenleyip Başkan Nicolas MADURO'yu resmi konutundan tutuklayıp NEW YORK'taki BROOKLYN Hapishanesine kapatacaklarını tahmin etmek zor değildi.              Aynı zamanda, BARIŞSEVER (!) Başkan Donald TRUMP'ın VENEZUELA'nın işlerini artık kendisinin yöneteceğine ve Amerikan şirketlerinin oradaki petrol rezervlerine yatırım yapıp kontrolü ele geçireceğine dair açıklaması artık kimseyi şaşırtmayacaktı.   Yeni ortaya çıkan detaylar hayret verici değil, zira bir CIA ajanı başkanlık sarayında bulunarak Amerikalıları her zaman bilgilendiriyordu.              Şu ana kadar Venezuela başkan yardımcısı kararlı görünüyor. Orada bir direniş var. Fakat bunun başarılıyla devam etme ihtimali çok zayıf. Baskılar altında yılgınlığa düşüp, yeni gerçeklere göre fikir ve politikalarını değiştireceklerdir.   Bu tür olayları sadece helecanla anlatmak yeterli değil. Ayrıca, ezen ve ezilenin öyküsünü belagat ile birleştirip Amerikan sömürgeciliğine karşı boş sloganlar atmaya da gerek yok.   Mühim olan durumları anlamaktır. Bahsedilen ülkeler, belirli bir yönetim biçiminin geçerli olduğu diktatörlükler veya demokrasilerdi.              On yıllarca tek kişi, tek bir aile ve tek bir hizip oraları yönetti. Bu tür hükûmetleri idare eden birey ve ailelerin asıl amacı kendi güçlerini pekiştirmekti. Gücün merkezileştirilmesi ve kaynakların belirli bir grup veya sınıfın elinde tutulması, onların siyasi zorunluluğu haline gelmişti. Düşünce yapısı, hayat tarzı, servet dağılımı ve halkın çoğunluğu ile yönetici azınlık arasındaki servet farkı, nihayetinde onları içeriden zayıflattı.   Saddam Hüseyin'in iktidardan indirildiği gün, İran ve Pakistan'daki bazı insanlar çok mutluydu. Bunun sebebi, onun diktatörlüğü ve muhaliflerine karşı işlediği vahşetti.   Taliban ve Kuzey İttifakı grupları arasındaki karşılıklı vahşet örneklerini anlatmaya gerek bile yok.   Libya’da Albay Kaddafi, muhaliflerini halk önünde infaz etmesi ve çeşitli ülkelerde terörizme kaynak ve eğitim sağlamasıyla biliniyordu.              Uyuşturucu mafyaları, kendi istek ve çıkarları doğrultusunda birçok kurumu etkiler. Bu, ABD'nin, Batı ülkelerinin kasalarında biriken uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklamayı bahane ederek bir ülkeye müdahale etme hakkını elbette vermez. O önce kendi işlediği cürümlere bakmalıdır.              İrânda da durum pek iç açıcı değil. Yukarıdan bakıldığında, Batı dünyasıyla yaşanan çatışma, ekonomik yaptırımlar ve özgürlüklere getirilen kısıtlamalar dış müdahale için bir gerekçe oluşturmaz amma bir zayıflık yaratır.   Bölünmüş toplumlarda, her zaman bir taraf müdahalecilerin yanında yer alır. Maduro’nun başına gelen ve genel olarak halkının buna tepkisizliğinin sebebi işte budur.
VENEZUELA doğal petrol rezervleri bakımından zengin, Latin AMERİKA'da, Güney AMERİKA olarak da adlandırılan bir ülke. Şimdiye kadar keşfedilen bu tür kaynaklar açısından dünyada birinci sırada yer alıyor.

 Tahmini yer altı petrol rezervleri yaklaşık 303 milyar varil olup, dünya pazarının %17'si şu anda bu ülkenin rezervlerinden karşılanmaktadır. Günümüz küresel düzenindeki dengesizlik ve ABD'nin son kırk yıla yakın süredir birçok ülkeye karşı yürüttüğü askeri saldırganlık, tüm sistemi değiştirmiştir.
  
           Zaten zayıf olan uluslararası hukuk ve başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumlar, büyük güçlerin keyif ve çıkarlarına boyun eğmiş durumdaydı; ancak şimdi tamamen ölmüş gibi görünüyor.
  
           İSRÂİL üç yıldır AMERİKAN desteğiyle GAZZE'de sOYKIRIM yapıyor ve hiçbir yasa, hiçbir uluslararası kuruluş veya büyük güç buna karşı harekete geçmedi. Tüm dünya bu zulmü ve barbarlığı her gün çaresizce seyrediyor.
  Ancak AFGANİSTAN'daki yirmi yıllık savaş, IRAK ve LİBYA'daki askeri müdahaleler ve rejim değişiklikleri, yeni bir olayın fikrini doğuran mevcut dünya düzeni hakkında bir izlenim yarattı.
  
           Bağımsız bir devlete asker göndermek, ülkenin başkanını tutuklamak, onu Amerika Birleşik Devletleri'ne götürmek ve kendi mahkemelerinde kendi yasalarına göre cezalandırmak artık olağan bir olay haline geldi. Bu, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden hemen sonra başladı.
  
           1990 yılında PANAMA'nın Cumhurbaşkanı Manuel Antonio Noriega Moreno idi. Yaklaşık 500 PAKİSTANLI elit ve siyasi figürün ve diğer ülkelerden binlerce insanın şirketlere yatırım yaptığı aynı ülke.
  
           ABD onu kara para aklama ve uyuşturucu kaçakçılığıyla suçladı. O yılın başlarında bir askeri operasyon başlatıldı ve Başkan Noriega, gözleri bağlı ve elleri kelepçeli bir şekilde Amerikan askerleri tarafından ülkesine götürüldü. Mahkeme toplandı ve NORİEGA'yı KIRK YIL HAPİS CEZASINA çarptırdı.
  
           On yedi yıl hapis yattıktan sonra FRANSA'ya gönderildi ve orada YEDİ YIL DAHA HAPİS CEZASINA çarptırıldı. Birkaç yıl hapis yattıktan sonra, cezasının geri kalanını kendi ülkesinde çekmek üzere gönderildi ve HAPİSHANEDE ÖLDÜ.
  
           TALİBAN rejiminin devrilmesi muhtemelen yüzyılın en büyük savaşı ve tarihteki en uzun ittifaklar zinciriydi.
Yeni bir sistem kurmak için yirmi yıl savaşıldı; bu sistemin merkezinde özgürlük, yeni bir devlet ve yeni bir ulus vardı. Sonunda, iktidar elinden alınmış olanlara geri verilmek zorunda kalındı ve onlar da aceleyle evlerine kaçmak durumunda kaldılar.
  
           Ba'dehu Saddam HÜSEYİN rejimini ortadan kaldırıldı. Libya Devlet Başkanı Muammer KADDAFİ de bilahare Amerikan saldırılarının hedefi oldu. Müteakiben dünya, onun kendi yurttaşları tarafından yakalanıp, işkence görüp kameralar önünde öldürülmesine şahit oldu.
  
           Ortak paydalara geçmeden evvel, son hadiseye bir göz atalım. Uzun zamandır, hatta on yıllardır, ABD liderliği Venezuela hükûmetlerinden memnun değildi. Komünizmden, Küba ile özel ilişkiden ve Çin ile Rusya'ya yönelik dış politika yöneliminden ikrah etmişlerdi.
  
           Görünüşe göre önceden hazırlıklarını yapmışlardı ve birkaç haftadır periyodik olarak küçük tekne ve gemilere saldırdıkları göz önüne alındığında, bir komando operasyonu düzenleyip Başkan Nicolas MADURO'yu resmi konutundan tutuklayıp NEW YORK'taki BROOKLYN Hapishanesine kapatacaklarını tahmin etmek zor değildi.
  
           Aynı zamanda, BARIŞSEVER (!) Başkan Donald TRUMP'ın VENEZUELA'nın işlerini artık kendisinin yöneteceğine ve Amerikan şirketlerinin oradaki petrol rezervlerine yatırım yapıp kontrolü ele geçireceğine dair açıklaması artık kimseyi şaşırtmayacaktı.
  Yeni ortaya çıkan detaylar hayret verici değil, zira bir CIA ajanı başkanlık sarayında bulunarak Amerikalıları her zaman bilgilendiriyordu.
  
           Şu ana kadar Venezuela başkan yardımcısı kararlı görünüyor. Orada bir direniş var. Fakat bunun başarılıyla devam etme ihtimali çok zayıf. Baskılar altında yılgınlığa düşüp, yeni gerçeklere göre fikir ve politikalarını değiştireceklerdir.
  Bu tür olayları sadece helecanla anlatmak yeterli değil. Ayrıca, ezen ve ezilenin öyküsünü belagat ile birleştirip Amerikan sömürgeciliğine karşı boş sloganlar atmaya da gerek yok.
  Mühim olan durumları anlamaktır. Bahsedilen ülkeler, belirli bir yönetim biçiminin geçerli olduğu diktatörlükler veya demokrasilerdi.
  
           On yıllarca tek kişi, tek bir aile ve tek bir hizip oraları yönetti. Bu tür hükûmetleri idare eden birey ve ailelerin asıl amacı kendi güçlerini pekiştirmekti. Gücün merkezileştirilmesi ve kaynakların belirli bir grup veya sınıfın elinde tutulması, onların siyasi zorunluluğu haline gelmişti. Düşünce yapısı, hayat tarzı, servet dağılımı ve halkın çoğunluğu ile yönetici azınlık arasındaki servet farkı, nihayetinde onları içeriden zayıflattı.
  Saddam Hüseyin'in iktidardan indirildiği gün, İran ve Pakistan'daki bazı insanlar çok mutluydu. Bunun sebebi, onun diktatörlüğü ve muhaliflerine karşı işlediği vahşetti.
  Taliban ve Kuzey İttifakı grupları arasındaki karşılıklı vahşet örneklerini anlatmaya gerek bile yok.
  Libya’da Albay Kaddafi, muhaliflerini halk önünde infaz etmesi ve çeşitli ülkelerde terörizme kaynak ve eğitim sağlamasıyla biliniyordu.
  
           Uyuşturucu mafyaları, kendi istek ve çıkarları doğrultusunda birçok kurumu etkiler. Bu, ABD'nin, Batı ülkelerinin kasalarında biriken uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklamayı bahane ederek bir ülkeye müdahale etme hakkını elbette vermez. O önce kendi işlediği cürümlere bakmalıdır.
  
           İrânda da durum pek iç açıcı değil. Yukarıdan bakıldığında, Batı dünyasıyla yaşanan çatışma, ekonomik yaptırımlar ve özgürlüklere getirilen kısıtlamalar dış müdahale için bir gerekçe oluşturmaz amma bir zayıflık yaratır.
  Bölünmüş toplumlarda, her zaman bir taraf müdahalecilerin yanında yer alır. Maduro’nun başına gelen ve genel olarak halkının buna tepkisizliğinin sebebi işte budur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.