DİCLE ELKEKTİRK

PKK LİDERLERİ SDG'Yİ KONTROL EDİP MART ANLAŞMASINI ENGELLİYOR

KIR'ATIM GÜNCEL HABERLER (KIRATIM HABER) - KIR'ATIM GAZETESİ | 20.01.2026 - 14:40, Güncelleme: 20.01.2026 - 14:40
 

PKK LİDERLERİ SDG'Yİ KONTROL EDİP MART ANLAŞMASINI ENGELLİYOR

Halep'in doğusundaki durum hızla gelişirken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki karar alma süreçlerinin artık yerel liderliğin elinde olmadığı, bunun yerine PKK kadrolarının doğrudan yönlendirmesine tabi olduğu yönünde artan işaretler var.
         Bu kadrolar örgütün siyasi ve askeri karar alma süreçlerini kontrol ediyor ve onu Suriye hükûmetiyle yapılacak herhangi bir ulusal uzlaşmadan uzaklaştırıyor.   Geçtiğimiz birkaç gün içinde, Suriye Ordusu Askerî Operasyonlar Birimi, özellikle DEYR HÂFİR/دير حافر, MESKENE/مسكنة ve et-TABKA/الطبقة civarında var olan SDG kontrolündeki bölgelerde PKK unsurlarının hareketlerini izledi.   Birim, Kandil Dağları'ndan önde gelen PKK komutanlarından Bahoz Erdal'ın, SDF ile koordineli olarak bölgedeki askeri operasyonları denetlemek üzere Tabka bölgesine geldiğini doğruladı. Bu hamle, PKK liderliğinin SDG örgütünün liderlik yapısına sızdığını teyit ediyor.   Bu gerilim, Suriye hükûmeti ile SDG arasında entegrasyon mekanizmaları, yönetimin birleştirilmesi, güvenlik ve siyasi sorunların çözülmesi konularında kapsamlı bir anlayış çerçevesi oluşturması beklenen 10 Mart anlaşmasını yeniden canlandırmak için uluslararası arabuluculuk çabalarının sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı.   SDG liderlerinin birçoğunun anlaşmaya bağlılıklarını defalarca dile getirmelerine rağmen, sahadaki gerçekler ve anlaşmanın hükümlerinin uygulanmasının reddedilmesi, özellikle Şam ile bir anlaşmaya varılması halinde nüfuzlarını kaybetmekten çekinen PKK liderlerinin engelleme konusunda gerçek bir istek duyduğunu ortaya koyuyor.   SDG'nin resmi medya söylemi "Yeniden Konumlandırma" ve "Diyaloğa Bağlılık"tan bahsederken, sahadaki gerçekler örgütü yöneten tarafın gerilimi uzatmayı ve gerek Suriye devleti karşısında gerekse kendi bölgesel hesaplamalarında Kürt kartını siyasi pazarlık aracı olarak kullanmayı amaçladığını gösteriyor. Özellikle de örgütün fiili bir güç olarak kalması için devam eden şartlı Amerikan ve Avrupa desteği göz önüne alındığında bile.   Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Abdi, uluslararası arabuluculuğa cevap olarak, güçlerinin Cumartesi sabahı Halep'in doğusundaki temas bölgelerinden çekileceğini ve bu hamlenin Fırat'ın doğusundaki bölgelere doğru bir "Yeniden Konumlandırma" olarak nitelendirildiğini resmi bir açıklamayla duyurmuştu.   Ancak Suriye askerî kaynakları, yaşananların SDG mevzilerine yönelik yoğun saldırıların sonucu olduğunu ve bunun da liderlerini taktiksel geri çekilmeye sevk ettiğini, aynı zamanda bu hareketi Mart ayındaki anlaşma çerçevesinde "İyi Niyet" ifadesi olarak lanse etmeye çalıştıklarını söylüyor.   Bu ortamda, önemli bir soru ortaya çıkıyor:   Mazlum Abdi gerçekten de Kandil Dağları'ndan gelen baskılara direnebilecek güce sahip mi? PKK liderlerinin iradesinden bağımsız olarak, SDG içinde kendi başına bir karar alabilir mi? Ve PKK'nın etkisi, Suriye hükûmetiyle Mart ayında varılan anlaşmayı uygulamaya yönelik ciddi adımlar atmasına izin verecek mi?   Şu ana kadar görünen o ki; SDG komutanı karmaşık denklemler ve iç içe geçmiş çıkarlarla çevrili durumda. Bu durum siyasi manevra alanını sınırlıyor ve Kandil'in hegemonyasından kurtulma girişimlerini iç risklerle dolu hale getiriyor. Özellikle de SDG içindeki birçok askerî ve güvenlik karar alma pozisyonunun artık fiilen PKK unsurlarının elinde olması nedeniyle.   Buna karşılık, Suriye devleti, tüm ulusal bileşenleri tek bir devlet çerçevesinde yeniden bütünleştirmeyi amaçlayan sorumlu diyaloğa olan tam bağlılığını teyit etmektedir.   Fakat aynı zamanda, durumdan faydalanma veya sahte bahanelerle dış gündemleri dayatma girişimlerini reddedip, devrik BA’S rejimi kalıntılarından gelen SDG liderliği ve müttefikleri ile PKK liderlerini anlaşmayı bozmaktan, sivillerin acılarını artırmaktan ve onları canlı kalkan olarak kullanmaktan tamamen sorumlu tutuyor.   PKK'nın SDG içindeki örgütsel hâkimiyeti ortadan kaldırılmadığı ve Mazlum Abdi bu bağımlılığı kırma cesaretini göstermediği sürece, siyasi bir çözüm ihtimali, ulusal çıkarları temsil etmeyen hesaplamalara esir kalacak ve ülkenin her zamankinden daha çok istikrar ve diyaloğa ihtiyaç duyduğu bir dönemde bölgeyi gerilim ve bölünmeye karşı savunmasız bırakacaktır.  
Halep'in doğusundaki durum hızla gelişirken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki karar alma süreçlerinin artık yerel liderliğin elinde olmadığı, bunun yerine PKK kadrolarının doğrudan yönlendirmesine tabi olduğu yönünde artan işaretler var.

         Bu kadrolar örgütün siyasi ve askeri karar alma süreçlerini kontrol ediyor ve onu Suriye hükûmetiyle yapılacak herhangi bir ulusal uzlaşmadan uzaklaştırıyor.
  Geçtiğimiz birkaç gün içinde, Suriye Ordusu Askerî Operasyonlar Birimi, özellikle DEYR HÂFİR/دير حافر, MESKENE/مسكنة ve et-TABKA/الطبقة civarında var olan SDG kontrolündeki bölgelerde PKK unsurlarının hareketlerini izledi.
  Birim, Kandil Dağları'ndan önde gelen PKK komutanlarından Bahoz Erdal'ın, SDF ile koordineli olarak bölgedeki askeri operasyonları denetlemek üzere Tabka bölgesine geldiğini doğruladı. Bu hamle, PKK liderliğinin SDG örgütünün liderlik yapısına sızdığını teyit ediyor.
  Bu gerilim, Suriye hükûmeti ile SDG arasında entegrasyon mekanizmaları, yönetimin birleştirilmesi, güvenlik ve siyasi sorunların çözülmesi konularında kapsamlı bir anlayış çerçevesi oluşturması beklenen 10 Mart anlaşmasını yeniden canlandırmak için uluslararası arabuluculuk çabalarının sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı.
  SDG liderlerinin birçoğunun anlaşmaya bağlılıklarını defalarca dile getirmelerine rağmen, sahadaki gerçekler ve anlaşmanın hükümlerinin uygulanmasının reddedilmesi, özellikle Şam ile bir anlaşmaya varılması halinde nüfuzlarını kaybetmekten çekinen PKK liderlerinin engelleme konusunda gerçek bir istek duyduğunu ortaya koyuyor.
  SDG'nin resmi medya söylemi "Yeniden Konumlandırma" ve "Diyaloğa Bağlılık"tan bahsederken, sahadaki gerçekler örgütü yöneten tarafın gerilimi uzatmayı ve gerek Suriye devleti karşısında gerekse kendi bölgesel hesaplamalarında Kürt kartını siyasi pazarlık aracı olarak kullanmayı amaçladığını gösteriyor. Özellikle de örgütün fiili bir güç olarak kalması için devam eden şartlı Amerikan ve Avrupa desteği göz önüne alındığında bile.
  Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Abdi, uluslararası arabuluculuğa cevap olarak, güçlerinin Cumartesi sabahı Halep'in doğusundaki temas bölgelerinden çekileceğini ve bu hamlenin Fırat'ın doğusundaki bölgelere doğru bir "Yeniden Konumlandırma" olarak nitelendirildiğini resmi bir açıklamayla duyurmuştu.
  Ancak Suriye askerî kaynakları, yaşananların SDG mevzilerine yönelik yoğun saldırıların sonucu olduğunu ve bunun da liderlerini taktiksel geri çekilmeye sevk ettiğini, aynı zamanda bu hareketi Mart ayındaki anlaşma çerçevesinde "İyi Niyet" ifadesi olarak lanse etmeye çalıştıklarını söylüyor.
  Bu ortamda, önemli bir soru ortaya çıkıyor:
  Mazlum Abdi gerçekten de Kandil Dağları'ndan gelen baskılara direnebilecek güce sahip mi? PKK liderlerinin iradesinden bağımsız olarak, SDG içinde kendi başına bir karar alabilir mi? Ve PKK'nın etkisi, Suriye hükûmetiyle Mart ayında varılan anlaşmayı uygulamaya yönelik ciddi adımlar atmasına izin verecek mi?
  Şu ana kadar görünen o ki; SDG komutanı karmaşık denklemler ve iç içe geçmiş çıkarlarla çevrili durumda. Bu durum siyasi manevra alanını sınırlıyor ve Kandil'in hegemonyasından kurtulma girişimlerini iç risklerle dolu hale getiriyor. Özellikle de SDG içindeki birçok askerî ve güvenlik karar alma pozisyonunun artık fiilen PKK unsurlarının elinde olması nedeniyle.
  Buna karşılık, Suriye devleti, tüm ulusal bileşenleri tek bir devlet çerçevesinde yeniden bütünleştirmeyi amaçlayan sorumlu diyaloğa olan tam bağlılığını teyit etmektedir.
  Fakat aynı zamanda, durumdan faydalanma veya sahte bahanelerle dış gündemleri dayatma girişimlerini reddedip, devrik BA’S rejimi kalıntılarından gelen SDG liderliği ve müttefikleri ile PKK liderlerini anlaşmayı bozmaktan, sivillerin acılarını artırmaktan ve onları canlı kalkan olarak kullanmaktan tamamen sorumlu tutuyor.
  PKK'nın SDG içindeki örgütsel hâkimiyeti ortadan kaldırılmadığı ve Mazlum Abdi bu bağımlılığı kırma cesaretini göstermediği sürece, siyasi bir çözüm ihtimali, ulusal çıkarları temsil etmeyen hesaplamalara esir kalacak ve ülkenin her zamankinden daha çok istikrar ve diyaloğa ihtiyaç duyduğu bir dönemde bölgeyi gerilim ve bölünmeye karşı savunmasız bırakacaktır.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.