Kur’anı kerim Müslümanlara kader konusunda şu düsturu göstermektedir.
“Şüphesiz biz her şeyi bir kader (ölçü) ile yarattık” (Kamer, 49)
Bu ayet, yaratılmış olan her varlığın bütünüyle ölçülü (düzenli) yaratıldığını ve kendilerine biçilen ölçüye göre hareket ettiğini bildirmektedir. Dolayısıyla evrende hiçbir şey ölçüsüz, düzensiz, başıboş ve anlamsız değildir. Her varlığın bir düzeni olduğu gibi, bir gayesi ve anlamı vardır. Güneşin kaderi, bir düzen içerisinde akıp gitmek ve ısı-ışık vermektir. Ayın kaderi gece-gündüzü meydana getirip ışık vermektir. Arının kaderi bal vererek üretmesi, koyunun kaderi süt ve yün vermektir. Balıkların kaderi suda, karıncaların kaderi toprakta yaşamaktır. İnsan hariç bütün varlıklar, kendilerine biçilen ölçü ve maksada göre hareket ederler.
Kadere inanmak demek, Allah’ın ilim, irade ve kudretiyle her şeyi ölçülü yarattığına, yarattığı her şeyin bir amacı olduğuna, hiç birinin boş ve amaçsız yaratılmadığına inanmaktır. Hayatta karşılaştığımız her bir sıkıntı ve zorluklar da tamamen bizim imtihanımızdır. Kur’an; kader, bela (imtihan), nasip, kısmet gibi kavramları ayrı ayrı anlamlarda kullanmaktadır. Peki, insanın kaderi nedir, ne değildir? İnsan yaratılmadan önce (doğum yeri ve ailesi bir yana) hakkında yazılmış bir tek kader vardır; o da ölümdür. Kur’an, bir ayette “aranızda ölümü kaderleştirdik” (Vakıa süresi ayet 60) , diğer bir ayette de “her nefis ölümü tadacaktır” (Ali imran süresi 185. ayet) buyurmaktadır.
Dolayısıyla hiç kimse ölüm kaderinin dışına çıkamaz, “ben ölmek istemiyorum” diyemez. Böyle bir tercihi olamaz. İnsan, sorumluluk taşıyan akıllı ve iradeli bir varlıktır. Sorumluluk, insanın sınavıdır. Sınavını başarılı bir şekilde verebilmesi için kendi güzel iradesi ile tercihini yapması gerekir. Halbuki kader; zorunlu olan, hakkında tercih yapılamayan bir hükümdür. İnsan özgürce tercihini yapamıyorsa, sınavın bir anlamı kalmaz. Özgür olmayan (kader bağıyla iradesi (eli kolu) bağlı olan) bir insan nasıl sınava tabi tutulur!Allah, insana akıl, irade verip hidayet yolunu göstererek onu sorumlu tutmuştur. İnsan, kendisine verilen akıl, iradeden sorumludur. Allah hiç kimseye gücünün fevkinde bir şey yüklememiştir. Hiç kimseye ve hiçbir konuda dayatmada bulunmamıştır. Verdiği kadar karşılık beklemektedir. Eğer dayatma (hakkında önceden yazılmış bir kader) olsaydı, ne hayatın, ne sınavın ne dualarımızın ve ne de cennet ve cehennemin bir anlamı olmazdı. Bütün bunları anlamlı kılan, hiçbir dayatma (kader) olmadan, insanın aklını ve iradesini kullanarak gönülden tercihte bulunmasıdır. Hayatta karşılaştığımız her bir sıkıntı da tamamen bizim sınavımızdır. Konuyu bir örnek ile somutlaştırıp sonlandıracağım. Şöyle ki; , yağmur ,güneş, ay, rüzgâr hepsi ilahi kaderde beşerinn güneşin doğma veya doğmama, rüzgarin esmesi kaderdir. Hiçbir beşer kaderde var olan rüzgârı değiştirme imkânı yoktur; ancak etkisinden korumak için kendi kaderini belirleyebilir. El hasıl;Allah İnsana akıl ve irade vermiş, doğru yolu göstermiş ve bununla sorumlu tutmuştur Kaderle ilgili temel sorun, kader ile irade ve kader ile sınav alanını tefrik edememekten kaynaklanmaktadır. Bilinmelidir ki kaderin alanı, evrendeki değişmez yasalardır. İradenin alanı, insanın kendi iradesi alanını tercih noktasıdır. O halde kaderin alanını öğrenip ona göre davranmak gerekir.Selam ve dua ile…
