KUR’ÂN CEBRÂİL ARACILIĞIYLA İNMİŞTİR

KIR'ATIM GÜNCEL HABERLER (KIRATIM HABER) - KIR'ATIM GAZETESİ | 21.01.2026 - 21:10, Güncelleme: 21.01.2026 - 21:10
 

KUR’ÂN CEBRÂİL ARACILIĞIYLA İNMİŞTİR

KUR’ÂN CEBRÂİL ARACILIĞIYLA İNMİŞTİR
“Hayır, Yemin Ederim Sinip Gizlenenlere! Akıp Giderek Saklananlara. Andolsun, Yöneldiği Vakit Geceye Ve Nefes Almaya Başladığı Zaman Sabaha! Kesinlikle O, Asil Bir Resûlün -Getirdiği-KELÂMDIR.” (TEKVÎR: 15 ila 19) & TEFSİR   ÂYET: 15-16 (Hayır, Yemin Ederim Sinip Gizlenenlere! / Akıp Giderek Saklananlara. / فَلا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ / الْجَوَارِ الْكُنَّسِ)            {"el-Hunnes/الخنّس" kelimesi, "Hânis/خانس" sözcüğünün çoğuludur ve "Hanese/خنس" fiilinden türemiştir. "Hanese/خنس" ise küçülmek, büzülmek, gizlenmek, çekilmek, gerilemek veya kaybolmak anlamına gelir.              Benzer şekilde, "Kunnas/الكنّس" kelimesi, "Kânis/كانس" kelimesinin çoğuludur ve "Kenese/كنس" fiilinden türemiştir. "Kenese/كنس" ise saklanmak,  kendi yerine dönmek, süpürmek veya kendini gizlemek anlamına gelir.   "el-Cevârî/الجواري" kelimesi, "Câriye/جارية" kelimesinin çoğulu olup, "Cerâ/جَرَى" Akmak, yürümek, seyretmek, esmek, koşmak veya seyahat etmek anlamına gelir.   Yukarıdaki ayetlerin anlamı, önceki ve sonraki ayetlerden de anlaşıldığı üzere ve yorumcuların vardığı sonuçlara göre, güneş sistemimizde çıplak gözle görülebilen beş gezegendir:   "Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn."              Bunlar, bazen güneş ışığı gizlenene kadar yörüngelerinde kaybolan, bazen de görünür hale gelen gezegenlerdir. Kurân-ı Kerim, bu gezegenlere yemin ederek, insanların dikkatini onların istisnai durumuna, özel hareketlerine ve Yaratıcılarının büyüklüğüne çekerek sanki şöyle demek ister: ‘Gizli, hareketli, saklı gezegenlere yemin ederim.’              Şunu belirtmek gerekir ki, gökbilimciler bu yıldızlara "Gezegen" adını vermişlerdir çünkü düz bir çizgide hareket etmezler. Bir süre yolculuk eder, sonra durur, sonra geri döner ve ardından yolculuklarına devam ederler.              Bu olguya ilişkin olarak gökbilimcilerin eserlerinde kapsamlı araştırmalar yapılmış olup, yukarıda bahsedilen ayetler, bu gezegenlerin salınım hareketine atıfta bulunuyor olabilir. Her durumda, ayetler, onları sabit gezegenlerden ayıran istisnai bir statüye sahip olan gezegenlere atıfta bulunur.}   ÂYET: 17-18 (Andolsun, Yöneldiği Vakit Geceye / ve Nefes Almaya Başladığı Zaman Sabaha! / وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ / وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ)              {“As’asa/عسعس” kelimesinin, birbirine zıt iki anlama sahip bir eşsesli kelime olduğu ve bu nedenle ayetin iki farklı şekilde yorumlanabileceği, dolayısıyla ayetin iki farklı yorumuna imkân sağladığı tespit edilmiştir. Bu, "Beri Geldi/ أقبل" anlamına da, "Geri Döndü/ أدبر" anlamına da yorumlanmıştır. Birinci yorumu İbn Abbas, Katade ve İbn Cübeyr, İkinci yorumu ise İbn Abbas ve İbn Zeyd savunmuştur.              Ancak, Kurân-ı Kerim'in sistem ve sözlüğüne baktığımızda durumun farklı olduğunu görüyoruz. Kurân'ın sistemine göre gece ve gündüzün mütekabil kavramlar olduğunu; gecenin gündüzün zıttı olduğunu anlıyoruz.   Şimdi KUR'ÂN lügat/sözlüğünden yola çıkarak, Kur'ân-ı Kerim'den üç örneği inceleyeceğiz:   “Andolsun Çekilip Giderken Geceye / ve Ağardığı Zaman Sabaha! / وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ / وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ “ [MÜDDESSİR: 33-34]   (Andolsun, Yöneldiği Vakit Geceye / ve Nefes Almaya Başladığı Zaman Sabaha! / وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ / وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ) [TEKVÎR: 17-18]   “Andolsun Örttüğü Vakit Geceye / ve Işıyınca Gündüze! وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى / وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى​ “ [LEYL: 1-2]   Bu âyetler, birbirine zıt eylemlerin var olduğunu ortaya koymaktadır:   “Edbera/أدبر /Esfera أسفر"   “As’asa/عسعس /Teneffese تنفس"   “Yeğşâ/يغشى /Tecellâ تجلى" ​   Tekâbül/Zıtlık Yasası, İfadede Kesinliği Gerektirir. Lisânü’l-Arab’da şöyle denmektedir: As'asa/ عسعس: Her şeyin ışığı, AYDINLIK kısmı'dır.   ‘Sonra -Sabah Işığını Soludu- yani şafak söktü ve ışığıyla birlikte gecenin karanlığı yavaş yavaş kayboldu. / فتنفس الصبح بنوره لا يقابله إلا خفة ظلام الليل شيئا فشيئا’   Bu anlatım, Yüce ALLÂH'ın sözlerinde ifade edilen şeydir:   “..Fecr Vakti, Sizce Beyaz İplik Siyah İplikten Ayırt Edilinceye Kadar Yiyin, İçin!... / ...وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ...” [BAKARA: 187]              Özetle (As‘asa / عَسْعَسَ), hem ‘GELEN’ hem de ‘GİDEN’ anlamını veren zıt anlamlı kelimelerdendir. Âyette KARANLIK değil de SEHER vaktine yemin edilmiş olma ihtimali daha kuvvetlidir. Ayrıntı için TEFSİRLERE bakılabilir.}   ÂYET: 19 – (Kesinlikle O, Asil Bir Resûlün -Getirdiği- KELÂMDIR. / إنه لقول رسول كريم)   Hz. Muhammed (S.A.S.)’e vahyedilen Kur'ân, ALLÂH'ın kelamıdır. ALLÂH tarafından kendisine emanet edilen GÜVENİLİR bir melek olan CEBRÂİL aracılığıyla iletilmiştir.
KUR’ÂN CEBRÂİL ARACILIĞIYLA İNMİŞTİR

“Hayır, Yemin Ederim Sinip Gizlenenlere!
Akıp Giderek Saklananlara.
Andolsun, Yöneldiği Vakit Geceye
Ve Nefes Almaya Başladığı Zaman Sabaha!
Kesinlikle O, Asil Bir Resûlün -Getirdiği-KELÂMDIR.”
(TEKVÎR: 15 ila 19)
&
TEFSİR
  ÂYET: 15-16 (Hayır, Yemin Ederim Sinip Gizlenenlere! / Akıp Giderek Saklananlara. / فَلا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ / الْجَوَارِ الْكُنَّسِ)
           {"el-Hunnes/الخنّس" kelimesi, "Hânis/خانس" sözcüğünün çoğuludur ve "Hanese/خنس" fiilinden türemiştir. "Hanese/خنس" ise küçülmek, büzülmek, gizlenmek, çekilmek, gerilemek veya kaybolmak anlamına gelir.
             Benzer şekilde, "Kunnas/الكنّس" kelimesi, "Kânis/كانس" kelimesinin çoğuludur ve "Kenese/كنس" fiilinden türemiştir. "Kenese/كنس" ise saklanmak,  kendi yerine dönmek, süpürmek veya kendini gizlemek anlamına gelir.
  "el-Cevârî/الجواري" kelimesi, "Câriye/جارية" kelimesinin çoğulu olup, "Cerâ/جَرَى" Akmak, yürümek, seyretmek, esmek, koşmak veya seyahat etmek anlamına gelir.
  Yukarıdaki ayetlerin anlamı, önceki ve sonraki ayetlerden de anlaşıldığı üzere ve yorumcuların vardığı sonuçlara göre, güneş sistemimizde çıplak gözle görülebilen beş gezegendir:
  "Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn."
             Bunlar, bazen güneş ışığı gizlenene kadar yörüngelerinde kaybolan, bazen de görünür hale gelen gezegenlerdir. Kurân-ı Kerim, bu gezegenlere yemin ederek, insanların dikkatini onların istisnai durumuna, özel hareketlerine ve Yaratıcılarının büyüklüğüne çekerek sanki şöyle demek ister: ‘Gizli, hareketli, saklı gezegenlere yemin ederim.’
             Şunu belirtmek gerekir ki, gökbilimciler bu yıldızlara "Gezegen" adını vermişlerdir çünkü düz bir çizgide hareket etmezler. Bir süre yolculuk eder, sonra durur, sonra geri döner ve ardından yolculuklarına devam ederler.
             Bu olguya ilişkin olarak gökbilimcilerin eserlerinde kapsamlı araştırmalar yapılmış olup, yukarıda bahsedilen ayetler, bu gezegenlerin salınım hareketine atıfta bulunuyor olabilir. Her durumda, ayetler, onları sabit gezegenlerden ayıran istisnai bir statüye sahip olan gezegenlere atıfta bulunur.}

  ÂYET: 17-18 (Andolsun, Yöneldiği Vakit Geceye / ve Nefes Almaya Başladığı Zaman Sabaha! / وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ / وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ)
             {“As’asa/عسعس” kelimesinin, birbirine zıt iki anlama sahip bir eşsesli kelime olduğu ve bu nedenle ayetin iki farklı şekilde yorumlanabileceği, dolayısıyla ayetin iki farklı yorumuna imkân sağladığı tespit edilmiştir. Bu, "Beri Geldi/ أقبل" anlamına da, "Geri Döndü/ أدبر" anlamına da yorumlanmıştır. Birinci yorumu İbn Abbas, Katade ve İbn Cübeyr, İkinci yorumu ise İbn Abbas ve İbn Zeyd savunmuştur.
             Ancak, Kurân-ı Kerim'in sistem ve sözlüğüne baktığımızda durumun farklı olduğunu görüyoruz. Kurân'ın sistemine göre gece ve gündüzün mütekabil kavramlar olduğunu; gecenin gündüzün zıttı olduğunu anlıyoruz.
  Şimdi KUR'ÂN lügat/sözlüğünden yola çıkarak, Kur'ân-ı Kerim'den üç örneği inceleyeceğiz:
  “Andolsun Çekilip Giderken Geceye / ve Ağardığı Zaman Sabaha! / وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ / وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ “ [MÜDDESSİR: 33-34]
  (Andolsun, Yöneldiği Vakit Geceye / ve Nefes Almaya Başladığı Zaman Sabaha! / وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ / وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ) [TEKVÎR: 17-18]
  “Andolsun Örttüğü Vakit Geceye / ve Işıyınca Gündüze! وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى / وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى​ “ [LEYL: 1-2]
  Bu âyetler, birbirine zıt eylemlerin var olduğunu ortaya koymaktadır:
  “Edbera/أدبر /Esfera أسفر"
  “As’asa/عسعس /Teneffese تنفس"
  “Yeğşâ/يغشى /Tecellâ تجلى" ​
  Tekâbül/Zıtlık Yasası, İfadede Kesinliği Gerektirir. Lisânü’l-Arab’da şöyle denmektedir: As'asa/ عسعس: Her şeyin ışığı, AYDINLIK kısmı'dır.
  ‘Sonra -Sabah Işığını Soludu- yani şafak söktü ve ışığıyla birlikte gecenin karanlığı yavaş yavaş kayboldu. / فتنفس الصبح بنوره لا يقابله إلا خفة ظلام الليل شيئا فشيئا’
  Bu anlatım, Yüce ALLÂH'ın sözlerinde ifade edilen şeydir:
  “..Fecr Vakti, Sizce Beyaz İplik Siyah İplikten Ayırt Edilinceye Kadar Yiyin, İçin!... / ...وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ...” [BAKARA: 187]
             Özetle (As‘asa / عَسْعَسَ), hem ‘GELEN’ hem de ‘GİDEN’ anlamını veren zıt anlamlı kelimelerdendir. Âyette KARANLIK değil de SEHER vaktine yemin edilmiş olma ihtimali daha kuvvetlidir. Ayrıntı için TEFSİRLERE bakılabilir.}
  ÂYET: 19 – (Kesinlikle O, Asil Bir Resûlün -Getirdiği- KELÂMDIR. / إنه لقول رسول كريم)
  Hz. Muhammed (S.A.S.)’e vahyedilen Kur'ân, ALLÂH'ın kelamıdır. ALLÂH tarafından kendisine emanet edilen GÜVENİLİR bir melek olan CEBRÂİL aracılığıyla iletilmiştir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.