Mardin İHH'dan Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılmasına büyük tepki
Mardin İHH'dan Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılmasına büyük tepki
Mardin İHH İnsani Yardım Derneği tarafından işgalci İsrail'in Mescid-i Aksa'da 19 gündür uyguladığı ibadet ve namaz yasağı sebebiyle basın açıklaması düzenlendi. Teravih namazının ardından Şakir Nuhoğlu Camii avlusunda gerçekleşen basın açıklamasına çok sayıda vatandaş katıldı
Mardin İHH İnsani Yardım Derneği Başkanı Hamdullah Aşar tarafından yapılan açıklamada, Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatıldığı iddialarına ve bölgede yaşanan çatışmalara değinilerek, uluslararası hukukun ihlal edildiği savunuldu.
Açıklamasının devamında Aşar, özellikle Ramazan ayında kutsal mekânlara yönelik kısıtlamaların kabul edilemez olduğunu belirterek, ibadet özgürlüğünün engellenmesinin insan haklarına aykırı olduğunu ifade etti.
Filistin’de yaşanan insani krize de dikkat çekilen açıklamada, Gazze’de sivil kayıpların arttığı, temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin zorlaştığı ve bölgedeki durumun her geçen gün daha da ağırlaştığı vurgulandı.
Basın açıklamasında ayrıca, uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunularak, Mescid-i Aksa’nın ibadete açılması ve bölgede kalıcı barışın sağlanması için somut adımlar atılması gerektiği ifade edildi.
Başkan Aşar, "İşgalci İsrail rejimi, tam 19 gündür Mescid-i Aksa’nın kapıları asıl sahibi olan Müslümanlara tamamen kapatmış durumdadır. Kudüs Valiliği ve Filistinli yetkililerin de vurguladığı üzere, bu denli uzun süreli ve kapsamlı bir kapatma dalgası 1967’den bu yana ilk kez yaşanmakta ve son derece tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir. Ramazan ayının bu en yoğun, maneviyatın en zirve yaptığı günlerde Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurulması, namaz kılanların darp edilmesi ve Harem-i Şerif’in postallarla çiğnenmesi; sadece Müslümanlara değil, tüm insanlığın ortak hukuki ve ahlaki değerlerine karşı girişilmiş bir terör eylemidir. İbadeti yasaklayarak bir halkın ruhunu hapsetmeye çalışan bu girişim, insanlık tarihinin kara sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçecektir. Kudüs’te ibadet hakkını gasp eden el ile Gazze’de çocukların üzerine tonluk bombalar yağdıran el aynı kirli merkezden komuta edilmektedir. Gazze’de katliamlar artık hiçbir sınır, hiçbir kural ve hiçbir insani değer tanımamaktadır. Şehit sayısı 72 bini aşmış, şehirler devasa birer enkaz yığınına ve çocuk mezarlığına dönüştürülmüştür."
İsrail'in , sadece modern silahlarla değil; suyu keserek, gıdayı engelleyerek ve hastaneleri kasten yerle bir ederek bir halkı topyekûn yok etmeyi amaçlayan sistematik bir "açlık soykırımı" yürüttüğünü ifade eden Aşar, şöyle devam etti:
"Bebeklerin açlıktan öldüğü, ameliyatların anestezi olmadan yapıldığı bir dünyada, İsrail’in bu pervasızlığına "dur" demeyen her güç, bu soykırımın suç ortağıdır. Gazze direnişi, sadece bir toprak parçasının değil, insanlık onurunun son kalesidir. Zulüm çemberi sadece Filistin topraklarıyla sınırlı kalmamakta, tüm coğrafyamızı bir ateş çemberine almaktadır. ABD ile İsrail’in şubat ayında başlattığı ve İran topraklarını hedef alan doğrudan hava saldırıları, bölgeyi geri dönülemez bir felaketin eşiğine sürüklemiştir. Emperyalist güçlerin "demokrasi getirme" masalı adı altında yürüttüğü bu saldırılar, aslında İsrail’in bölgedeki "Büyük İsrail" hayallerine alan açma stratejisinden başka bir şey değildir. ABD ve İsrail’in ayrıca ekonomik çıkarları uğruna yürüttüğü bu sömürü politikaları, masum insanların hayatına mal olan ağır katliamlarla sonuçlanıyor. Enerji kaynakları için dökülen bu kan ve gözyaşı, bölge halklarını derin bir acıya mahkum ediyor."

