MAÜ Akademisyeninden Bin Yıllık Tıp Mirasını Günümüze Taşıyan Çalışma

KIR'ATIM GÜNCEL HABERLER (KIRATIM HABER) - KIR'ATIM GAZETESİ | 08.10.2026 - 15:10, Güncelleme: 08.10.2026 - 15:13 840 kez okundu.
 

MAÜ Akademisyeninden Bin Yıllık Tıp Mirasını Günümüze Taşıyan Çalışma

Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, yaklaşık bin yıl önce Kayrevanlı hekim İbnü’l-Cezzâr tarafından kaleme alınan ve bitkisel tedavi yöntemlerine ilişkin önemli bilgiler içeren “Tıbbü’l-Fukarâve’l-Mesâkîn” adlı eseri Arapçadan Türkçeye tercüme ederek bilim ve tıp tarihine kazandırdı.
“1000 Yıllık Tedavi Metotları” adıyla yayımlanan eser, İbnü’l-Cezzâr’ın hastalıkların tedavisinde kullandığı yöntemlerin yanı sıra bitkisel tedaviler, ilaçların hazırlanışı ve dozlarına ilişkin dikkat çekici bilgileri içerdiği belirtildi. Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Basri Savaş ile Tıp Fakültesi Sekreteri ve İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı doktora öğrencisi Abdüsselam Yılmaz, 10. yüzyılda Tunus'un Kayrevan şehrinde yaşayan, İslam tıbbının altın çağının en önemli hekim ve eczacılarından biri olarak kabul edilen ve tıp tarihinde "yoksulların hekimi" olarak tanınan İbnü'lCezzar'ın İngilizce ve Farsça olmak üzere birçok dile çevrilen eserini Türkçeye kazandırdılar. Yaklaşık 2 yıl süren titiz bir çalışmanın ardından "Bin Yıllık Tedavi Yöntemleri" adıyla Türkçeye kazandırılan 71 bölümlük eser, farklı hastalıkların tedavisi ve sağlığın korunmasına ilişkin yöntemleri ele alıyor. Mardin Artuklu Üniversitesine Tıp Fakültesinin kazandırılması ile Mardin’e gelen ve geldiği  dönemden itibaren de  özellikle Mardin ve Mezopotamya’nın tıp tarihindeki yerine ilişkin araştırmalar yaptığını belirten Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, bu çalışmalar sırasında İbnü’l-Cezzâr’ın eserleriyle karşılaştığını belirtti. İbnü’l-Cezzâr’ın çok sayıda eser kaleme almasına rağmen çalışmalarının yaklaşık bin yıl boyunca Türkçeye çevrilmemiş olmasının bilim ve tıp tarihi açısından önemli bir boşluk oluşturduğunu belirleyen Savaş, bu bilimsel meraktan hareketle eserin Türkçeye kazandırılması için çalışma başlattığını belirtti. Doç. Dr. Savaş ayrıca kitabın çevirinde büyük rol oynayan İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı doktora öğrencisi Abdüsselam Yılmaz’ın, yaklaşık iki yıl süren titiz bir çalışma kapsamında eserin dönemin Arapçası, tıbbi terminolojisi ve farklı nüshalardaki dil farklılıklarından kaynaklanan güçlüklerini aşarak çeviri sürecine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Kayrevan’da dünyaya gelen İbnü’l-Cezzâr’ın, döneminin önemli hekimlerinden eğitim aldığını ve eserleriyle kendisinden sonra gelen İbn-i Sina, İbn-i Rüşd ve Zehrâvî gibi önemli bilim insanlarının tıp anlayışını etkileyen bir birikim ortaya koyduğunu ifade eden Doç. Dr. Savaş, İbnü’l-Cezzâr’ın bugüne kadar kayıtlara geçen 47 eserinin bulunduğunu, toplam eser sayısının ise 50’ye yaklaştığını aktardı. Savaş, Türkçeye kazandırılan eserin orijinal adının “Tıbbü’l-Fukarâve’l-Mesâkîn” olduğunu, yayıneviyle birlikte esere “1000 Yıllık Tedavi Metotları” adının verilmesinin temel nedeninin ise eserde insan vücudunun organları, sistemleri, işleyiş mekanizmaları ve bu mekanizmaların bozulması durumunda uygulanabilecek tedavi yöntemlerinin yaklaşık bin yıl önce sistematik biçimde ele alınmış olmasına dikkat çekmek olduğunu belirtti. Eserin tıbbi içeriğinin 70 bölümden oluştuğunu, sonundaki sözlük bölümüyle birlikte toplam 71 bölüm halinde değerlendirildiğini belirten Savaş, kitapta baş ve kulak-burun-boğaz hastalıklarından göz hastalıklarına, nörolojik hastalıklardan dahili ve cerrahi hastalıklara, cilt hastalıklarından toksikolojiye kadar geniş bir yelpazede bilgilerin yer aldığını ifade etti. Eserde ayrıca dönemin tıbbi kavramları, tedavilerde kullanılan maddeler ve bunların karşılıklarının yer aldığı bilimsel nitelikte bir sözlük de bulunduğu ifade edildi. Bitkisel Tedavilerde Dikkat Çeken Sistematik Yaklaşım Doç. Dr. Hasan Basri Savaş’ın esere ilişkin değerlendirmelerinde en fazla dikkat çektiği başlıklardan biri ise yaklaşık bin yıl önce uygulanan bitkisel tedavi yöntemleri oldu. Savaş, eserde bitkisel tedavilerde kullanılan maddelerin dozlarının belirlenmesine ilişkin yöntemlerin özellikle dikkat çekici olduğunu belirterek, dozların laboratuvar çalışmaları, deneysel çalışmalar ve klinik gözlemlerle birlikte değerlendirildiğini aktardı. İlaçların hazırlanma biçimlerinin, etki mekanizmalarının ve kullanım şekillerinin tanımlandığını belirten Savaş, reçeteye dayalı ve sistematik bir tedavi anlayışının eserde önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekti. Savaş’a göre İbnü’l-Cezzâr’ın bu yaklaşımı eczacılık tarihi açısından da dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. İbnü’l-Cezzâr’ın ilaçların hazırlandığı ayrı bir eczane kurduğu, reçetelerini hazırladıktan sonra ilaçların bu alanda görev yapan kişiler tarafından hazırlanmasını sağladığı belirtiliyor. İbnü’l-Cezzâr’ınBirikimi Fitoterapiyle Buluşacak Günümüzde geçmişteki bitkisel tedavi uygulamalarının bilimsel kılavuzlar doğrultusunda modern biçime dönüşmüş karşılığının fitoterapi olarak ifade edildiğini belirten Doç. Dr. Savaş, fitoterapinin kökenlerinin binlerce yıllık tıp birikimine dayandığını vurguladı. İbnü’l-Cezzâr’ın Türkçeye kazandırılan eserinde günümüzdeki fitoterapi yaklaşımıyla örtüşen çok sayıda bilginin bulunduğunu belirten Savaş, bazı bitkilerin bugün de belirli dozlarda ve hekim tavsiyesiyle tedavi amacıyla kullanılabildiğine dikkat çekti. Savaş ayrıca fitoterapinin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamaları (GETAT) kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından sertifikalı hekimler aracılığıyla uygulanmasına imkân verilen alanlardan biri olduğunu ifade etti. Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyeni olan Doç. Dr. Hasan Basri Savaş’ın aynı zamanda Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları kapsamında fitoterapi alanında sertifikalı uzman olarak çalışmalarını sürdürmesi, tarihsel tıp birikimi ile günümüz bilimsel ve klinik uygulamaları arasında dikkat çekici bir bağ oluşturuyor. Savaş, bu yönüyle Mardin’de GETAT ve özellikle fitoterapi alanındaki uygulamaların bilimsel ve akademik zeminde gelişmesine katkı sunan akademisyenlerden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor. Çeviri çalışmasının yalnızca bir kitabın Türkçeye aktarılmasından ibaret olmadığını, aynı zamanda Türkçe bilim ve tıp tarihi literatüründe önemli bir boşluğu doldurma çabası olduğunu belirten Doç. Dr. Savaş, İbnü’l-Cezzâr ve başka önemli bilim insanlarının Türkçeye henüz kazandırılmamış çok sayıda eserinin bulunduğunu ifade etti. Savaş, eserin klasik ve bilimsel bir metin olması nedeniyle çeviri sürecinde önemli güçlüklerle karşılaştıklarını, özellikle eski Arapça ile günümüz Arapçası arasındaki dil farklılıkları ile tıbbi terminolojinin çalışmayı zorlaştırdığını belirtti. Eserin düzeltmelerinin geniş bir ekibin katkısıyla yaklaşık altı ayda tamamlandığını ifade eden Savaş, çalışmanın bilim ve tıp tarihine katkı sunmasının yanı sıra bundan sonra yapılacak araştırmalar için de bir başlangıç niteliği taşıdığını vurguladı. Eserin dünyadaki farklı kütüphanelerde bulunan el yazması nüshalarına da dikkat çeken Savaş, İbnü’l-Cezzâr’ın eserlerinin farklı dillere çevrildiğini, Türkçeye kazandırılmamış bu çalışmaların araştırmacılar tarafından ele alınmasının önemli olduğunu belirterek, “bu alanın hâlen çalışmayı bekleyen bir alan” olduğunu ifade etti.    
Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, yaklaşık bin yıl önce Kayrevanlı hekim İbnü’l-Cezzâr tarafından kaleme alınan ve bitkisel tedavi yöntemlerine ilişkin önemli bilgiler içeren “Tıbbü’l-Fukarâve’l-Mesâkîn” adlı eseri Arapçadan Türkçeye tercüme ederek bilim ve tıp tarihine kazandırdı.

“1000 Yıllık Tedavi Metotları” adıyla yayımlanan eser, İbnü’l-Cezzâr’ın hastalıkların tedavisinde kullandığı yöntemlerin yanı sıra bitkisel tedaviler, ilaçların hazırlanışı ve dozlarına ilişkin dikkat çekici bilgileri içerdiği belirtildi.

Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Basri Savaş ile Tıp Fakültesi Sekreteri ve İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı doktora öğrencisi Abdüsselam Yılmaz, 10. yüzyılda Tunus'un Kayrevan şehrinde yaşayan, İslam tıbbının altın çağının en önemli hekim ve eczacılarından biri olarak kabul edilen ve tıp tarihinde "yoksulların hekimi" olarak tanınan İbnü'lCezzar'ın İngilizce ve Farsça olmak üzere birçok dile çevrilen eserini Türkçeye kazandırdılar.

Yaklaşık 2 yıl süren titiz bir çalışmanın ardından "Bin Yıllık Tedavi Yöntemleri" adıyla Türkçeye kazandırılan 71 bölümlük eser, farklı hastalıkların tedavisi ve sağlığın korunmasına ilişkin yöntemleri ele alıyor.

Mardin Artuklu Üniversitesine Tıp Fakültesinin kazandırılması ile Mardin’e gelen ve geldiği  dönemden itibaren de  özellikle Mardin ve Mezopotamya’nın tıp tarihindeki yerine ilişkin araştırmalar yaptığını belirten Doç. Dr. Hasan Basri Savaş, bu çalışmalar sırasında İbnü’l-Cezzâr’ın eserleriyle karşılaştığını belirtti. İbnü’l-Cezzâr’ın çok sayıda eser kaleme almasına rağmen çalışmalarının yaklaşık bin yıl boyunca Türkçeye çevrilmemiş olmasının bilim ve tıp tarihi açısından önemli bir boşluk oluşturduğunu belirleyen Savaş, bu bilimsel meraktan hareketle eserin Türkçeye kazandırılması için çalışma başlattığını belirtti.

Doç. Dr. Savaş ayrıca kitabın çevirinde büyük rol oynayan İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı doktora öğrencisi Abdüsselam Yılmaz’ın, yaklaşık iki yıl süren titiz bir çalışma kapsamında eserin dönemin Arapçası, tıbbi terminolojisi ve farklı nüshalardaki dil farklılıklarından kaynaklanan güçlüklerini aşarak çeviri sürecine önemli katkı sunduğunu ifade etti.

Kayrevan’da dünyaya gelen İbnü’l-Cezzâr’ın, döneminin önemli hekimlerinden eğitim aldığını ve eserleriyle kendisinden sonra gelen İbn-i Sina, İbn-i Rüşd ve Zehrâvî gibi önemli bilim insanlarının tıp anlayışını etkileyen bir birikim ortaya koyduğunu ifade eden Doç. Dr. Savaş, İbnü’l-Cezzâr’ın bugüne kadar kayıtlara geçen 47 eserinin bulunduğunu, toplam eser sayısının ise 50’ye yaklaştığını aktardı.

Savaş, Türkçeye kazandırılan eserin orijinal adının “Tıbbü’l-Fukarâve’l-Mesâkîn” olduğunu, yayıneviyle birlikte esere “1000 Yıllık Tedavi Metotları” adının verilmesinin temel nedeninin ise eserde insan vücudunun organları, sistemleri, işleyiş mekanizmaları ve bu mekanizmaların bozulması durumunda uygulanabilecek tedavi yöntemlerinin yaklaşık bin yıl önce sistematik biçimde ele alınmış olmasına dikkat çekmek olduğunu belirtti.

Eserin tıbbi içeriğinin 70 bölümden oluştuğunu, sonundaki sözlük bölümüyle birlikte toplam 71 bölüm halinde değerlendirildiğini belirten Savaş, kitapta baş ve kulak-burun-boğaz hastalıklarından göz hastalıklarına, nörolojik hastalıklardan dahili ve cerrahi hastalıklara, cilt hastalıklarından toksikolojiye kadar geniş bir yelpazede bilgilerin yer aldığını ifade etti. Eserde ayrıca dönemin tıbbi kavramları, tedavilerde kullanılan maddeler ve bunların karşılıklarının yer aldığı bilimsel nitelikte bir sözlük de bulunduğu ifade edildi.

Bitkisel Tedavilerde Dikkat Çeken Sistematik Yaklaşım

Doç. Dr. Hasan Basri Savaş’ın esere ilişkin değerlendirmelerinde en fazla dikkat çektiği başlıklardan biri ise yaklaşık bin yıl önce uygulanan bitkisel tedavi yöntemleri oldu.

Savaş, eserde bitkisel tedavilerde kullanılan maddelerin dozlarının belirlenmesine ilişkin yöntemlerin özellikle dikkat çekici olduğunu belirterek, dozların laboratuvar çalışmaları, deneysel çalışmalar ve klinik gözlemlerle birlikte değerlendirildiğini aktardı. İlaçların hazırlanma biçimlerinin, etki mekanizmalarının ve kullanım şekillerinin tanımlandığını belirten Savaş, reçeteye dayalı ve sistematik bir tedavi anlayışının eserde önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekti.

Savaş’a göre İbnü’l-Cezzâr’ın bu yaklaşımı eczacılık tarihi açısından da dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. İbnü’l-Cezzâr’ın ilaçların hazırlandığı ayrı bir eczane kurduğu, reçetelerini hazırladıktan sonra ilaçların bu alanda görev yapan kişiler tarafından hazırlanmasını sağladığı belirtiliyor.

İbnü’l-Cezzâr’ınBirikimi Fitoterapiyle Buluşacak

Günümüzde geçmişteki bitkisel tedavi uygulamalarının bilimsel kılavuzlar doğrultusunda modern biçime dönüşmüş karşılığının fitoterapi olarak ifade edildiğini belirten Doç. Dr. Savaş, fitoterapinin kökenlerinin binlerce yıllık tıp birikimine dayandığını vurguladı.

İbnü’l-Cezzâr’ın Türkçeye kazandırılan eserinde günümüzdeki fitoterapi yaklaşımıyla örtüşen çok sayıda bilginin bulunduğunu belirten Savaş, bazı bitkilerin bugün de belirli dozlarda ve hekim tavsiyesiyle tedavi amacıyla kullanılabildiğine dikkat çekti. Savaş ayrıca fitoterapinin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamaları (GETAT) kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından sertifikalı hekimler aracılığıyla uygulanmasına imkân verilen alanlardan biri olduğunu ifade etti.

Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyeni olan Doç. Dr. Hasan Basri Savaş’ın aynı zamanda Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları kapsamında fitoterapi alanında sertifikalı uzman olarak çalışmalarını sürdürmesi, tarihsel tıp birikimi ile günümüz bilimsel ve klinik uygulamaları arasında dikkat çekici bir bağ oluşturuyor. Savaş, bu yönüyle Mardin’de GETAT ve özellikle fitoterapi alanındaki uygulamaların bilimsel ve akademik zeminde gelişmesine katkı sunan akademisyenlerden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Çeviri çalışmasının yalnızca bir kitabın Türkçeye aktarılmasından ibaret olmadığını, aynı zamanda Türkçe bilim ve tıp tarihi literatüründe önemli bir boşluğu doldurma çabası olduğunu belirten Doç. Dr. Savaş, İbnü’l-Cezzâr ve başka önemli bilim insanlarının Türkçeye henüz kazandırılmamış çok sayıda eserinin bulunduğunu ifade etti.

Savaş, eserin klasik ve bilimsel bir metin olması nedeniyle çeviri sürecinde önemli güçlüklerle karşılaştıklarını, özellikle eski Arapça ile günümüz Arapçası arasındaki dil farklılıkları ile tıbbi terminolojinin çalışmayı zorlaştırdığını belirtti. Eserin düzeltmelerinin geniş bir ekibin katkısıyla yaklaşık altı ayda tamamlandığını ifade eden Savaş, çalışmanın bilim ve tıp tarihine katkı sunmasının yanı sıra bundan sonra yapılacak araştırmalar için de bir başlangıç niteliği taşıdığını vurguladı.

Eserin dünyadaki farklı kütüphanelerde bulunan el yazması nüshalarına da dikkat çeken Savaş, İbnü’l-Cezzâr’ın eserlerinin farklı dillere çevrildiğini, Türkçeye kazandırılmamış bu çalışmaların araştırmacılar tarafından ele alınmasının önemli olduğunu belirterek, “bu alanın hâlen çalışmayı bekleyen bir alan” olduğunu ifade etti.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.