MTSO Başkanı Hatip Çelik: Mega Endüstri Planı Yeniden Gözden Geçirilmeli
MTSO Başkanı Hatip Çelik: Mega Endüstri Planı Yeniden Gözden Geçirilmeli
Mardin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hatip Çelik, İran’da yaşanan savaşın bölge ekonomisi ve ticareti üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, hem dış ticaret hem de sanayi planlaması konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Çelik, özellikle Mega Endüstriyel Bölge kararının Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu dışarda bıraktığını savundu.
“İran’daki savaş bölgeyi ekonomik ve kültürel olarak etkiliyor”
İran’da yaşanan savaşın sadece siyasi değil, ekonomik, kültürel ve inançsal boyutlarıyla da bölgeyi derinden etkilediğini belirten Çelik, savaşın Ramazan ayında yaşanmasının İslam coğrafyasında ayrı bir rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti.
İran ile son dönemde ihracatın artış eğiliminde olduğuna dikkat çeken Çelik, özellikle lojistik sektöründe Mardin’in önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Bölgedeki lojistik firmalarının İran üzerinden Türkiye Cumhuriyetleri’ne ticaret gerçekleştirdiğini belirten Çelik, savaşın bu ticaret hattını sekteye uğrattığını vurguladı.
Çelik, savaşın yalnızca ticareti değil, Mardin’in kültürel ve inanç turizmini de olumsuz etkileyebileceğini belirterek, seyahat kısıtlamaları ve güvenlik algısının turizm sektöründe ciddi daralma yaratabileceğini söyledi.
16 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 13 ili kapsayan 59 bin hektarlık Mega Endüstriyel Bölge kararına da değinen Çelik, planın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Planın amacının sanayi yükünü Marmara’dan iç kesimlere kaydırmak ve bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltmak olarak açıklandığını hatırlatan Çelik, yeni mega endüstriyel bölgelerin büyük ölçüde İç Anadolu hattında kümelendiğini ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kez daha üretim planlamasının dışında bırakıldığını savundu.
Bu durumun bölgesel eşitsizliği artıracağını belirten Çelik, mevcut fabrikaların da taşınması riskine dikkat çekti. Sürecin yalnızca üretim kapasitesini değil, nitelikli iş gücü ve yerel sermayenin de başka merkezlere yönelmesine yol açabileceğini ifade etti.
2002-2024 yılları arasındaki teşvik politikalarına da değinen Çelik, 1. Bölge’nin yüzde 41 pay alırken, 6. Bölge’nin yalnızca yüzde 5 pay alabildiğini söyledi. 1 ve 2. bölgelerin toplamda yüzde 61 oranında teşvikten yararlandığını, 5 ve 6. bölgelerin ise yaklaşık yüzde 10 seviyesinde kaldığını belirtti.
Mayıs 2025 itibarıyla teşvik uygulamalarının aynı çerçevede uzatıldığını ifade eden Çelik, 6. Bölge’nin teşvikten aldığı payın bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 84 düştüğünü, buna karşın 1. Bölge’de yüzde 50 artış yaşandığını söyledi.
“Deprem gerekçesi tek başına belirleyici olamaz”
Mega endüstri planında deprem riskinin gerekçe olarak öne çıkarıldığını ifade eden Çelik, Türkiye’nin büyük bölümünün farklı derecelerde deprem kuşağında bulunduğunu hatırlattı. Deprem gerçeğinin elbette dikkate alınması gerektiğini ancak bunun tek başına bölgesel planlamayı belirleyen kriter olamayacağını vurguladı.
Yeni ticaret ekseni: Irak ve Suriye
Çelik, Doğu ve Güneydoğu illeri için Irak ve Suriye’nin önemli bir pazar olduğunu belirterek, özellikle Suriye’nin yeniden inşa sürecinde Türkiye’nin üstlenebileceği rolün büyük bir ekonomik fırsat sunduğunu söyledi.
Bölge illerinin sınır kapılarına yakınlığına dikkat çeken Çelik, Irak ve Suriye’ye yapılan ihracatın bazı illerde toplam ihracatın yaklaşık yüzde 50’sini oluşturduğunu ifade etti.
Genç ve dinamik nüfus, güçlü tarım ve hayvancılık altyapısı ile sınır ticaretinin avantajlarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Çelik, sanayinin coğrafi dağılımının yalnızca üretim meselesi olmadığını; göç, istihdam, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam üzerinde doğrudan etkili olduğunu kaydetti.
“Bölge yeniden göç veren konuma düşmemeli”
Türkiye’de kalıcı barış ve kardeşlik ortamının güçlenmesi için bölgesel kalkınmanın hayati önemde olduğunu belirten Çelik, Mega Endüstriyel Bölge Master Planı’nın bu çerçevede revize edilmesi gerektiğini söyledi.
Aksi halde üretim dengesinin batıya kayacağını ve bölgenin yeniden göç veren, emeğini ve sermayesini kaybeden bir coğrafyaya dönüşme riskiyle karşı karşıya kalacağını ifade eden Çelik, ilgili kurum ve bakanlıklara yazılı başvuruda bulunacaklarını da sözlerine ekledi.

