“KÜLTÜR VE SANAT CEREYANLARI BAĞLAMINDA MARDİN” SÖYLEŞİSİ YAPILDI

KIR'ATIM GÜNCEL HABERLER (KIRATIM HABER) - KIR'ATIM GAZETESİ | 29.06.2026 - 13:19, Güncelleme: 29.06.2026 - 13:19
 

“KÜLTÜR VE SANAT CEREYANLARI BAĞLAMINDA MARDİN” SÖYLEŞİSİ YAPILDI

Mardin’in kültürel hafızasını, sanatın dönüştürücü gücünü ve kentin gelecekteki kültürel yönelimlerini tartışmaya açan “Kültür ve Sanat Cereyanları Bağlamında Mardin” başlıklı söyleşi, 28 Haziran tarihinde Mardin Kebikeç Sahaf’ta yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Yazar Metin Aydın ile Sanat Eleştirmeni ve Küratör M. Wenda Koyuncu’nun konuşmacı olarak yer aldığı söyleşide; Mardin’in tarihsel birikimi, çok kültürlü yapısı, sanat üretimindeki yeri ve son yıllarda öne çıkan Mardin Bienali ile çağdaş sanat hareketleri farklı perspektiflerden ele alındı. Söyleşide ilk olarak Mardin’in kültürel üretim alanı olarak taşıdığı çok katmanlı yapı tartışmaya açıldı. Kentin yalnızca tarihî ve turistik bir mekân olarak değil; aynı zamanda düşünsel üretimin, sanatsal arayışların ve kültürel etkileşimin önemli merkezlerinden biri olduğu vurgulandı. Yazar Metin Aydın, tartışmayı özellikle dil meselesi ve Mardin Bienali bağlamında kültürel üretimin niteliği üzerinden derinleştirdi. Dilin aynı zamanda bir toplumun düşünme biçimini, estetik algısını ve kültürel sürekliliğini belirleyen temel bir yapı olduğunu ifade etti. Mardin gibi çok dilli bir coğrafyada bu meselenin daha da kritik bir anlam taşıdığını vurgulayarak, dilin korunmasının folklorik bir yaklaşımın ötesinde, eleştirel bir kültür politikası gerektirdiğini dile getirdi. Aydın ayrıca, söyleşi kapsamında gündeme gelen Mardin Bienali bağlamındaki kitap okuma önerilerini, kültürel bir ihtiyaçtan ziyade mevcut bir eksikliğin göstergesi olarak değerlendirdi. Bu çerçevede Aydın’ın değerlendirmeleri, Mardin’de kültür ve sanat tartışmalarının yalnızca görünürlük, etkinlik ve sergi üretimi üzerinden değil; dil, düşünce, eleştirel kültür ve entelektüel süreklilik üzerinden yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Sanat Eleştirmeni ve Küratör M. Wenda Koyuncu ise Mardin’in yalnızca tarihî ve turistik bir kent olarak değil; aynı zamanda kültürel üretimin, düşünsel tartışmaların ve sanatsal arayışların önemli merkezlerinden biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Koyuncu, kentin sahip olduğu çok katmanlı hafızanın çağdaş sanatla kurduğu ilişkinin ve bu ilişkinin toplumsal dönüşüm üzerindeki etkilerinin altını çizdi. Koyuncu ayrıca Mardin Bienali’nin kentin kültürel görünürlüğüne katkısını kabul etmekle birlikte, bu görünürlüğün kentin sanat ortamına, bağımsız üretim alanlarına ve kentin kültürel dokusuna ne ölçüde yansıdığı sorusunun eleştirel biçimde tartışılması gerektiğine dikkat çekti. Söyleşide dil meselesi tüm katılımcıların ortaklaştığı temel başlıklardan biri oldu. Özellikle Yazar Mustafa Aydoğan’ın dil üzerine yaptığı değerlendirmeler dikkat çekti. Aydoğan, dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını; aynı zamanda bir toplumun hafızasını, düşünme biçimini ve kültürel sürekliliğini taşıyan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Söyleşiye katılım gösteren yazar Îrfan Amîda da konu başlığına ilişkin değerlendirmeleriyle sürece katkı sundu. Sanatçı Remzi Sever, Mardin Bienali kapsamında paralel sergiler aracılığıyla yaklaşık 53 farklı serginin sanat izleyicisiyle buluştuğunu ifade etti. Sever, bu yoğun sergi üretiminin yalnızca bienal süreciyle sınırlı kalmaması gerektiğini, bienal sonrasında da benzer sergi ve sanat etkinliklerinin devam ettirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Söyleşi, Mardin’in kültür ve sanat çevrelerinden önemli isimleri de bir araya getirdi. Konuklar arasında Mustafa Aydoğan, Îrfan Amîda, Gani Türk, Mehmet A. Başkurt, Roza Tulga, Selmet Güler ve Remzi Sever ile birlikte çok sayıda yazar, sanatçı, araştırmacı ve kültür insanı yer aldı. Söyleşinin soru-cevap bölümünde katılımcılar, Mardin’in kültürel geleceğine ilişkin görüşlerini paylaşırken; kentte sürdürülebilir sanat politikalarının geliştirilmesi, bağımsız kültür alanlarının desteklenmesi ve kültürel üretimin yerel topluluklarla daha güçlü ilişkiler kurması gerektiğine dikkat çektiler. Ayrıca Mardin Bienali’nin kentteki kültürel görünürlük, turizm etkisi ve yerel sanat üretimi üzerindeki etkileri üzerine konuşuldu. Mardin’in tarih boyunca farklı halkların, inançların ve dillerin buluşma noktası olduğuna vurgu yapılan söyleşide, kültür ve sanatın toplumsal hafızayı canlı tutan en önemli araçlardan biri olduğu ifade edildi. Katılımcılar, Mardin’in sahip olduğu kültürel zenginliğin yalnızca korunması değil, çağdaş sanat ve düşünce üretimiyle yeniden yorumlanması gerektiği konusunda ortak bir görüşte buluştu. Kebikeç Sahaf’ta gerçekleşen söyleşi, Mardin’de kültür ve sanat alanında yürütülen tartışmaların derinleşmesine katkı sunarken, kentin kültürel geleceğine ilişkin yeni fikirlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırladı. Etkinlik, farklı disiplinlerden gelen katılımcıların katkılarıyla Mardin’in kültür ve sanat hayatına dair önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer etti.
Mardin’in kültürel hafızasını, sanatın dönüştürücü gücünü ve kentin gelecekteki kültürel yönelimlerini tartışmaya açan “Kültür ve Sanat Cereyanları Bağlamında Mardin” başlıklı söyleşi, 28 Haziran tarihinde Mardin Kebikeç Sahaf’ta yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Yazar Metin Aydın ile Sanat Eleştirmeni ve Küratör M. Wenda Koyuncu’nun konuşmacı olarak yer aldığı söyleşide; Mardin’in tarihsel birikimi, çok kültürlü yapısı, sanat üretimindeki yeri ve son yıllarda öne çıkan Mardin Bienali ile çağdaş sanat hareketleri farklı perspektiflerden ele alındı. Söyleşide ilk olarak Mardin’in kültürel üretim alanı olarak taşıdığı çok katmanlı yapı tartışmaya açıldı. Kentin yalnızca tarihî ve turistik bir mekân olarak değil; aynı zamanda düşünsel üretimin, sanatsal arayışların ve kültürel etkileşimin önemli merkezlerinden biri olduğu vurgulandı. Yazar Metin Aydın, tartışmayı özellikle dil meselesi ve Mardin Bienali bağlamında kültürel üretimin niteliği üzerinden derinleştirdi. Dilin aynı zamanda bir toplumun düşünme biçimini, estetik algısını ve kültürel sürekliliğini belirleyen temel bir yapı olduğunu ifade etti. Mardin gibi çok dilli bir coğrafyada bu meselenin daha da kritik bir anlam taşıdığını vurgulayarak, dilin korunmasının folklorik bir yaklaşımın ötesinde, eleştirel bir kültür politikası gerektirdiğini dile getirdi. Aydın ayrıca, söyleşi kapsamında gündeme gelen Mardin Bienali bağlamındaki kitap okuma önerilerini, kültürel bir ihtiyaçtan ziyade mevcut bir eksikliğin göstergesi olarak değerlendirdi. Bu çerçevede Aydın’ın değerlendirmeleri, Mardin’de kültür ve sanat tartışmalarının yalnızca görünürlük, etkinlik ve sergi üretimi üzerinden değil; dil, düşünce, eleştirel kültür ve entelektüel süreklilik üzerinden yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

Sanat Eleştirmeni ve Küratör M. Wenda Koyuncu ise Mardin’in yalnızca tarihî ve turistik bir kent olarak değil; aynı zamanda kültürel üretimin, düşünsel tartışmaların ve sanatsal arayışların önemli merkezlerinden biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Koyuncu, kentin sahip olduğu çok katmanlı hafızanın çağdaş sanatla kurduğu ilişkinin ve bu ilişkinin toplumsal dönüşüm üzerindeki etkilerinin altını çizdi. Koyuncu ayrıca Mardin Bienali’nin kentin kültürel görünürlüğüne katkısını kabul etmekle birlikte, bu görünürlüğün kentin sanat ortamına, bağımsız üretim alanlarına ve kentin kültürel dokusuna ne ölçüde yansıdığı sorusunun eleştirel biçimde tartışılması gerektiğine dikkat çekti.

Söyleşide dil meselesi tüm katılımcıların ortaklaştığı temel başlıklardan biri oldu. Özellikle Yazar Mustafa Aydoğan’ın dil üzerine yaptığı değerlendirmeler dikkat çekti. Aydoğan, dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını; aynı zamanda bir toplumun hafızasını, düşünme biçimini ve kültürel sürekliliğini taşıyan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Söyleşiye katılım gösteren yazar Îrfan Amîda da konu başlığına ilişkin değerlendirmeleriyle sürece katkı sundu. Sanatçı Remzi Sever, Mardin Bienali kapsamında paralel sergiler aracılığıyla yaklaşık 53 farklı serginin sanat izleyicisiyle buluştuğunu ifade etti. Sever, bu yoğun sergi üretiminin yalnızca bienal süreciyle sınırlı kalmaması gerektiğini, bienal sonrasında da benzer sergi ve sanat etkinliklerinin devam ettirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Söyleşi, Mardin’in kültür ve sanat çevrelerinden önemli isimleri de bir araya getirdi. Konuklar arasında Mustafa Aydoğan, Îrfan Amîda, Gani Türk, Mehmet A. Başkurt, Roza Tulga, Selmet Güler ve Remzi Sever ile birlikte çok sayıda yazar, sanatçı, araştırmacı ve kültür insanı yer aldı. Söyleşinin soru-cevap bölümünde katılımcılar, Mardin’in kültürel geleceğine ilişkin görüşlerini paylaşırken; kentte sürdürülebilir sanat politikalarının geliştirilmesi, bağımsız kültür alanlarının desteklenmesi ve kültürel üretimin yerel topluluklarla daha güçlü ilişkiler kurması gerektiğine dikkat çektiler. Ayrıca Mardin Bienali’nin kentteki kültürel görünürlük, turizm etkisi ve yerel sanat üretimi üzerindeki etkileri üzerine konuşuldu. Mardin’in tarih boyunca farklı halkların, inançların ve dillerin buluşma noktası olduğuna vurgu yapılan söyleşide, kültür ve sanatın toplumsal hafızayı canlı tutan en önemli araçlardan biri olduğu ifade edildi. Katılımcılar, Mardin’in sahip olduğu kültürel zenginliğin yalnızca korunması değil, çağdaş sanat ve düşünce üretimiyle yeniden yorumlanması gerektiği konusunda ortak bir görüşte buluştu.

Kebikeç Sahaf’ta gerçekleşen söyleşi, Mardin’de kültür ve sanat alanında yürütülen tartışmaların derinleşmesine katkı sunarken, kentin kültürel geleceğine ilişkin yeni fikirlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırladı. Etkinlik, farklı disiplinlerden gelen katılımcıların katkılarıyla Mardin’in kültür ve sanat hayatına dair önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer etti.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.