Mardin'de "Filistin'de Anne Olmak" adlı konferans düzenledi
Mardin'de "Filistin'de Anne Olmak" adlı konferans düzenledi
Mardin Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve İl Müftülüğü, tarafından "Filistin'de Anne Olmak" temalı program düzenlendi. Mardin İl Müftülüğü Konferans Salonu'nda gerçekleşen program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Onlarca katılımcının iştirak ettiği programa, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Sedide Akbulut'un yanı sıra Mardin İl Müftüsü Enver Türkmen, Mardin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Daire Başkanı Hülya Savaş, ilçe müftüleri ve vatandaşlar katıldı.
Önemli hususlara değinen Akbulut, Filistin ve Gazze'deki direnişin mimarı olan annelerin fedakarlıkları ve sorumluluklarına dikkat çekti.
Başta işgal rejimi ve diğer İslam düşmanlarının Müslümanlar için planladıkları hedeflere dikkat çeken Akbulut, "Siyonist rejimin varlık stratejisinin tam merkezine koyduğu bu temel düşünce, 'Yaşlıları ölecek, gençleri unutacak. Öyle bir politika geliştireceğiz ki o toprağa, o coğrafyaya gönülden bağlı olan yaşlılar zamanla hayatlarını kaybedecek, gençler ise aidiyetlerini, geçmişlerini unutacak, asıl meselelerinden uzaklaştıracak işlerle meşgul edilecek.' Aslında siyonist anlayışın her yerdeki temel ideolojisi ve uyguladığı strateji tam olarak budur. Mısır misyoneri Lawrence'ın, 'Müslümanların elinden Kur'an-ı Kerim'i çıkarırsanız geriye hiçbir şeyleri kalmaz' düşüncesi de bu anlayışın bir başka yansımasıdır. Hatta geçmişte Kur'an-ı Kerim'in bazı ayet ve bölümlerini tahrif ederek, değiştirerek yaklaşık 60 bin adet basım gerçekleştirilmiş. Hafızlarımızın, ilim ehlinin gayreti sayesinde tahrif edilmiş nüshalar düzeltilmiş. Bunun üzerine, 'Onların kafasındaki Kur'an-ı Kerim'i değiştiremeyiz. Hafızlık gibi kadim bir gelenek sayesinde biz bu kitabı onların elinden alamayız.' denilmiştir.
Akbulut, büyük bir sorumluluk üstlenen Filistinli annelerin çocuklarını yetiştirme metoduna değinerek, "İslam coğrafyasında yaşayacağız ama davamız Kur'an olmayacak, derdimiz İslam olmayacak… O dönemde siyonist felsefenin temel hedefi, 'Bu topraklardaki gençlere buraların kutsallığını unutturacak meşgaleler çıkarmamız lazım.' düşüncesiydi. Bunun için özellikle gençlik hareketleri, sportif faaliyetler, çeşitli etkinlikler, oyunlar ve eğlenceler gibi araçlar devreye sokulmuş. Ancak bu strateji Filistin için işlemedi. Bugün dördüncü, hatta beşinci nesil Filistinliler, belki hiç görmedikleri atalarının köylerinin anahtarlarıyla uyuyorlar. O toprakları terk etmek zorunda kaldıklarında yanlarına aldıkları anahtarları çocuklarına emanet ediyor, onlara şu öğüdü veriyorlar: 'Bunu yastığının altında sakla ve öyle uyu. Çünkü senin asıl görevin, bir gün bu topraklara geri dönmek ve bu vatanı yeniden sahiplenmektir.' Bunu öğreten, unutturmayan da annedir. Hafızayı canlı ve diri tutan, manevi mirası nakış nakış işleyen en temel unsur annedir." dedi.
Filistinli annelerin çocuklarını zorlu bir dünyaya hazırlamak için büyük bir psikolojik ve ruhsal gayret gösterdiklerini ifade eden Akbulut, "Annenin eğitimi ve çocuğun yetiştirilmesi daha çocuk dünyaya gelmeden, ana rahmine düşmeden başlar. Çünkü biz o evladı helal lokma ile büyütmek, temiz bir neslin parçası yapmak için daha en başında dua ederiz. Haramdan uzak, helali bilen, Kur'an-ın terbiyesiyle şekillenmiş evlilikler isteriz. Annelik eğitiminin ve geleceğe emanet edeceğimiz evlatların yetiştirilmesinin temel felsefesi böyle başlar. Elbette bu süreç bununla da sınırlı kalmaz. Anne karnındayken bile çocuğu helal rızıkla beslemeye, temiz ve sağlam bir ortam sunmaya çalışırız. Özellikle Filistinli anneler, hamilelik sürecinde bebeklerine yoğun şekilde Kur'an-ı Kerim dinletirler. Bu, onlar arasında adeta bir gelenek haline gelmiştir. Amaçları, çocuk daha dünyaya gelmeden İslam'ın sesiyle, vahyin manevi atmosferiyle tanışsın istemeleridir. Ana rahminde bu sesi duyan evlat, doğduğunda ve büyüdüğünde de bu sese aşina olacaktır. Çocuğu zorlu bir dünyaya hazırlamak için psikolojik ve ruhsal anlamda koruyucu bir yaklaşım sergiliyorlar. Filistin'deki, Gazze'deki anneler meseleye bu şekilde bakıyor. Bu nedenle Filistin'deki direnişin mimarı, öğretmeni ve koruyucusu asıl annedir. Bizim de hayatımızdaki rol model annelerdir." ifadelerini kullandı.
Filistinlilerin onca yıkıma rağmen mutluluğu bir direniş biçimi olarak gördüğünü söyleyen Akbulut "Filistinliler, 'Biz hayatı inadına seviyoruz, ölümden korkmadığımız gibi.' diyorlar. Küçücük çocukların yıkıntılar arasında bile dans ettiğini, oyun oynadığını, ateşler yakıp neşe içinde vakit geçirdiğini görüyoruz. Mutluluğu bir direniş aracı olarak görüyorlar. Filistinliler ölümü bir şehadet olarak gördükleri gibi hayatı da çok seviyorlar. Çünkü onlar hayatı inşa etmekle yükümlü olduklarına inanıyorlar. Hayatlarını Allah'ın ayetlerini yaşatma ve inşa etme sorumluluğuyla şekillendiriyorlar." şeklinde konuştu.
